AKILLI TELEFONUMU SEVİYORUM
Tarih: 27.11.2017 10:19:17 / 1107okunma / 0yorum
Vahdet Nafiz AKSU

 Ebeveynler pek şikâyetçi akıllı telefonun çoluk çocuğun bu kadar hayatına girmesinden, tüm zamanlarını adeta esir alışından.

Ben de bir şeyler yazmıştım bu konuda. Kaygılarımı dile getirmiş, önerilerde bile bulunmuştum.

Öğrenciler söz konusu olduğunda hala aynı hassasiyeti taşıyorum; çoluk çocuğun ders çalışma, kitap okuma saatlerinde bu sihirli aletin esiri olmasından fevkalade endişe duyuyorum.

*

Öğrencilik yaşındaki gençleri bir yana bırakıp yetişkinler açısından konuyu ele almak gerektiğini düşündüm.

Neden mi?

Anlatayım.

Epey zamandır görüşmediğim bir dostumla karşılaştım geçen gün. Konuşkan, neşeli, işinde gücünde bir âdemoğlu. Öyle okumayla yazmayla, kitapla gazeteyle pek alakadar olmayan bir kişidir. İşine gücüne bakan, dürüst iyi bir insandır.

Bu görüşmemizde mutadın dışına çıktı, memleket ahvalinden söz etti, beni bir hayli şaşırtan entelektüel bir performans gösterdi. Kardeşim sanki birkaç üniversite bitirmiş, maşallah kendini ne güzel yetiştirmiş, diye geçirdim içimden.

 

Şaşırdığımı anladı, gülerek şöyle dedi : “Ağabeyi, Allah bu akıllı telefonu icat edenlerden razı olsun, telefon değil sanki cep okulu, seyyar kütüphane, mobil öğretmen. Neyi sorsam cevaplıyor, ne öğrenmek istesem nazlanmadan, kızmadan öğretiyor. Hatırlıyorum da küçükken medresede hocama bir şey sormuştum da uzaktan çubuğu yemiştim, ortaokulda ne zaman parmak kaldırsam bir şey sormak için parmağımla birlikte yüreğim de titrerdi, çekinirdim. Soracağımı da unuturdum, vazgeçerdim. Vallahi şu bilgi herkülünden razıyım, ne sorsam anında ekranda. Sana bir şey söyleyeyim mi? Çok seviyorum ben akıllı telefonumu. Hani bana bir harf öğretenin kölesi olurum hikmetli sözü var ya, o minval üzere borçluyum bu cihaza ve onun arkasındaki yazılımlara, sistemlere. Tabi ki kölesi olacak değilim onun, ama harbiden, hasbiden dostuyum. Akılsız canlı dosttan hayırlı değil midir, şu akıllı telefon, var sen söyle. Sana bir sır vereyim, öğretmenler gününde onu da öperek kutladım, bana bazı ilgisiz öğretmenlerimden daha çok şey öğreten dijital öğretmenimi.”

*

Can kulağı ile dinlediğim dostumun söylediklerini düşündüm yol boyunca. Benim de benzer gözlemlerimi teyit ettiğini fark ettim sözleriyle. Evet, bu sihirli sistem akademik bir disiplin ve terbiye ile olmasa bile halkın genel malumatını son derece artırdı. Düşünün bir kere, on sene önce sıradan bir vatandaşımızın kafasına bir şey takıldığında kime soruyordu, kimden sual ediyordu? Söz gelimi kafasına bir mesele takılan hangi şahıs, inin cinin top oynadığı kütüphanede soluğu alıyordu. Eve koşup ansiklopediyi açıyordu. Suali kafasında cevapsız kalıyordu, en azından o mevzudaki cehaleti devam edip gidiyordu. Böyle düşününce akıllı telefonun en azından gündelik ve sathi bilgiye ulaşmak bakımından bir devrim yarattığını söyleyebiliyoruz. Fena mı? Elbette ki hayır. Çok güzel, hatta şahane.
*

Epey zaman önce okuduğum bir fütürist kitabın meşhur yazarı diyordu ki “İnternet devriminden sonra meşhur ABD üniversitelerinin anlı şanlı hocalarının tanrısal saltanatları epey sarsıldı. Artık onlarla görüşmeye giden sıradan hastalar bile, ellerinde bir tomar Google çıktısıyla varıyorlar huzura ve çatır çatır tartışıyorlar hekimleriyle.” Böyle bir tablo ne kadar iyi, ne kadar kötü bilemem. Belki mahzurları da var, itiraz etmem. Lakin internet ve özellikle akıllı telefon devriminden sonra geniş halk kitlelerinde bilgiye erişim ve kullanımda tüm zamanların rekorunun kırıldığına şahit oluyoruz.
*

 Ben mutluyum bu tablodan, bilgiye kolay erişim güzel bir şey, daha çok kişinin daha çok malumat sahibi olması harika bir şey, milyonların kolayca ulaştıkları bilgiyle söylemeyen dillerinin söyler olması mükemmel bir şey. Yeter ki bilgi kullanıcıları ayaküstü sınırlı malumatla kendilerini allame görmesinler, filozof addetmesinler! Aman ederlerse de etsinler, bir miktar bilgisel doz aşımı, yaygın ve mürekkep cehaletten elbette evladır!

*

Yazımızı bitirirken adını hatırlayamadığım bir psikoloğun cümleleri geldi hatırıma, bakın ne kadar güzel tespit etmiş cep üniversitelerimizin sadece bilgi kaynağı olmadığı ile ilgili bir gerçeği:  “Hoşnutsuz durumlardan kaçınmamızı sağlıyor. Beklerken, oyun oynuyor, okuyor ve hatta kaybolduğumuzda, gitmek istediğimiz yeri bulabiliyoruz. Fobi karşıtı bir nesne olarak da kullanılabiliyor. Kontrol etme ihtiyacını sakinleştiriyor”

Ne diyelim, arka cebinize koyup üzerine oturmayın, arızalandırmayın, kırmayın cep yoldaşınızı. Sizin canınız hep sağ olsun, onun da şarjı hiç bitmesin!

Ben akıllı telefonumu seviyorum, ya siz?

Anahtar Kelimeler: AKILLI, TELEFONUMU, SEVİYORUM
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Bunu Gerçekten Yapabiliriz (11 Eylül 2018 - Salı)
Ah Şu İçimizdeki Tramp´lar (04 Eylül 2018 - Salı)
Şen Ol Köyüm Şen Ol Sende Nem Kaldı (28 Ağustos 2018 - Salı)
Bir Savaş mı Bu? (14 Ağustos 2018 - Salı)
Tuğlanın Altındaki Karıncalar (08 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Bugün Şehrimiz İçin Ne Yapacağız (31 Temmuz 2018 - Salı)
Kurucu Şehir Olmanın Haklı Gururu (24 Temmuz 2018 - Salı)
Vereceğimiz Bir Can, Vatana Millete Kurban! (16 Temmuz 2018 - Pazartesi)
MANŞETLERE YAKIŞAN ERZURUM (25 Haziran 2018 - Pazartesi)
Seçen Seçilen İlişkisi (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Tabanıyassızadeler… (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Gülleri Soldu, Bülbüller Perişan (01 Mayıs 2018 - Salı)
Erzurum´un Seçimi (24 Nisan 2018 - Salı)
Erzurum Lisesi´ni Nasıl Bilirdiniz? (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Kaplıcada Erzurum´u Düşündüm (26 Şubat 2018 - Pazartesi)
GÜL KOKLUYOR EL BURUNLAR (02 Ocak 2018 - Salı)
İÇİMİZDEKİ KUDÜS (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Dilsiz Şeytan Olmamak Lazım… (12 Aralık 2017 - Salı)
Ah Şu Metal Yorgunları (14 Kasım 2017 - Salı)
AK Partideki Değişim İradesi (31 Ekim 2017 - Salı)
MÜFTÜ KIYSIN NİKÂHIMI… (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Ordun Seferde İse Eğer… (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
SİYASET VE DEĞİŞİM… (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Gıda Sanayii Hep Gündemimizde Olmalı (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Gidip Şu Musul´u Alalım! (19 Eylül 2017 - Salı)
BİZİM BİR HALİSE TEYZEMİZ VARDI... (28 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Ürünsüz Şehir, Yarınsız Şehir (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
SOHBET OLA BERİ GELE (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Bu Türkiyeliler Garipleri Dövücüler midir? (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
İL BAŞKANI (19 Haziran 2017 - Pazartesi)
EFKAN ALA´YA YENİ GÖREV BEKLİYORUZ (29 Mayıs 2017 - Pazartesi)
ERZURUM SOSYAL MEDYA ATÖLYESİ (22 Mayıs 2017 - Pazartesi)
ERZURUM KİTAP FUARI (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
EĞİLMEZSEN, GÖLGEN BİLE DİK OLUR! (01 Mayıs 2017 - Pazartesi)
ERZURUMLUNUN ELİ TUTULMAZ… (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
SANDIK MÜBAREK BİR KUTUDUR! (17 Nisan 2017 - Pazartesi)
EVET´İN GÜÇLÜ AYAK SESLERİ… (14 Nisan 2017 - Cuma)
ERZURUM NEREYE, NASIL, NE ZAMAN? (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
ÇANAKKALE GEÇİLEMEDİ, GEÇİLEMEYECEK! (20 Mart 2017 - Pazartesi)
NARMAN´IN PERİ KANATLARI (06 Mart 2017 - Pazartesi)
 EVET (27 Şubat 2017 - Pazartesi)
NEREDEN ÇIKARDIN ŞU ÇOBAN MESELESİNİ? (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
İNSAN NASIL ÖLÜR BİLİR MİSİNİZ? (06 Şubat 2017 - Pazartesi)
ERZURUM´UN TEŞVİKLE İMTİHANI (30 Ocak 2017 - Pazartesi)
RAFLARDAKİ ERZURUM (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
GÖKYÜZÜNÜN MELEKLERİYLE BİR UZUN GECE (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
ŞU HEMŞEHRİ SERMAYE HALA NAZLANIYOR MU? (26 Aralık 2016 - Pazartesi)
Ankara´da Bir Dost Yemeği (12 Aralık 2016 - Pazartesi)
8 ARALIK´TA ERZURUM GÜNLERİNDE BULUŞALIM (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
DİYANET ERZURUM İSLAM AKADEMİSİ (28 Kasım 2016 - Pazartesi)
Sayfa:
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Erzurum için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:43 07:28 12:27 14:51 17:09 18:41
Salatalık bir sebze değil, meyvedir.

İlginç Bilgiler 8
Üzerinize veya halıya kahve dökülürse, lekeyi soğuk suyla ıslattıktan sonra hemen birkaç damla gliserin ile çitileyin.

Kahve Dökülürse