EVET
Tarih: 27.2.2017 09:00:45 / 1479okunma / 0yorum
Vahdet Nafiz AKSU

Katıldığım ilk halk oylamasında çiçeği burnunda bir gazeteciydim.

Yine böyle kötü köşe yazıları kaleme alıyor, kifayetsiz fikir kırıntılarıyla aleme nizamat verdiğimi vehmediyordum.

12 Eylül´ün kudretli paşası Kenan Evren ve konsey üyeleri başta olmak üzere yüksek rütbelilerin parlak yıldızları, cübbeli ülemanın ihtiraslı gözlerini kamaştırıyordu.

27 Mayıs´ta da öyle olmamış mıydı?

Rütbeliler, ´düşük´ dedikleri ´yükseklere´ nispeten daha makul cezaî müeyyide planlarken, 367

garabet mimarlarının  cübbeli dedeleri ikbal ve istikbal secdesine kapanıp " ZİNHAR olmaz, şedit ceza gerekir. Siz onları sağ korsanız, keser döner, sap döner, onlar size hesap sorar. " demişlerdi.

Onların dediği olmuş, rütbe cübbe ittifakından darağaçlı, zindanlı kanlı vesayet tabloları asılmıştı siyasi tarihimizin utanç duvarına.

12 Eylül referandumunda, göğsümü gere gere Hayır´a basmıştım mühr ü Vahdet´i.

Referandumla ikinci sınavımda Ankara´da ortaboy bir bürokrat olarak iktidar kanadının yüce patronlarına birazcık yakındım.

Bir Bakanın tişörtüne  yazdırdığı hoyrat NO sloganı memur taifesine işaret fişeği hükmündeydi.

Soruyorlardı: NO mu?

No! diyordum.

Onlar galiba NO diyeceğimi sanıyorlardı, ben NO ya, no diyordum.

Netice olarak siyasi yasakların kalkması için muhkem bir şekilde EVET mührünü bastım, milli iradenin giriş kapısı hükmündeki pasula yuvarlağına...

Hiç pişmanlık duymadım.

Pişmanlık demeyim ama hafif bir vicdani sorgulama başlatarak kendimi sigaya çektiğim bir EVET hikâyem de var.

Doğru anladınız.

2010 referandumundan söz ediyorum.

Referandum öncesi Erzurumdaydım.

Evet kampanyası için bir gazete çıkarma hazırlığındaki idealist gençlerle çay içerken onların bende saygı uyandıran temiz heyecanlarına tanık oldum.

Sohbet esnasında bir yerlerden zihnime nakşettiğim

´altı çizili satırlardan´ birini naklettim kendilerine :"Tarih ve talihin büyük milletlere güldüğü anlar vardır."

"Bu, o anlardan biri olabilir." Demek istediğimi tabii ki anladı muhataplarım;  memnun, mesut ayrıldılar yanımdan.

Tereddütlerimin zail olup evet´te karar kılmamda demokrat kişiliğim kadar şehrimin o günlerdeki iklimi etkili oldu.

HSYK´nın anayasal işgali gibi ucu 15 Temmuz´a varan alavere dalavere kumpasları bu EVET´imin vicdanımı sızlatan yanıdır.

Neyleyelim ki sandığa atılan zarf, namludan çıkan kurşun gibidir. Gitti gider. Pişmanlığı kâr etmez.  tövbesinin kıymeti harbiyesi yoktur.

***

Evettttt.

Şimdi ufaktan geldik sadede.

Önümüzde tarihi bir referandum daha var.

Eş dost soruyor; Evet mi, Hayır mı?  Söyle nedir senin bize cevabın!

Hoş, ne kadar sorsalar da bu seçim, referandum işlerinde her kişi kendinin imamıdır ve muhakkak imam bildiğini okur!

Lakin büyük ölçüde partisi, lideri hangi zammı sureyi okuyorsa, onu kıraat ettiği bir sosyolojik olgudur.

Diyorum ki soranlara: "Düşündüm, taşındım. İstişare ettim, müşaverede bulundum, kararımı verdim. Evet diyeceğim. Bir kararım daha var, Hayır diyen dostları kıracak, incitecek bir üslubu asla benimsemeyeceğim. Parlamenter sistemin tarihe karışmasına hiç üzülmeyeceğim.Çünkü hiç olmadı, hiç yoktu öyle bir sistem. Olan bize özgü bir BAŞBAKANLIK SİSTEMİYDİ."

Evet´çi iletişimci dostlarım birkaç ay önce sormuşlardı, sence kampanyanın sloganı ne olmalı?

Dedim ki bence en etkili, akılda kalan slogan şu olur: Elbette EVET.

Yakın dostlarım şu aralar fikrimi sorduklarında kullanıyorum kendi sloganımı: ELBETTE EVET.

***

Gerekçe soranlara da şöyle diyorum : Böyle konularda gerekçe gerekmez, hissiyatını takip et!

Peki,  sonuç ne olur diyenlere şöyle cevap veriyorum.

Partiler baş ile gövdeden oluşur.

Yani lider ve seçmenden...

Bazı partilerde baş ile gövdenin kusursuz uyumu vardır. 

Bazılarında baş, gövdeye monte edilmiş gibidir.

Takma baş ile gövde arasındaki uyuşmazlık iktidara manidir.

Baş ile gövde arasındaki uyum devam ettiği müddetçe iktidara zeval gelmez.

Şu anda devam eden bu uyum tablosu sonucu müspet etkileyecek en mühim faktör...

Geniş muhafazakâr bir kitle ile dinamik milliyetçi-ülkücü kadroların ittifakı, oy oranlarının üzerinde bir sinerji oluşturacak ve neticeye tahminlerin ötesinde tesir edecek.

Anahtar Kelimeler: EVET
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Bunu Gerçekten Yapabiliriz (11 Eylül 2018 - Salı)
Ah Şu İçimizdeki Tramp´lar (04 Eylül 2018 - Salı)
Şen Ol Köyüm Şen Ol Sende Nem Kaldı (28 Ağustos 2018 - Salı)
Bir Savaş mı Bu? (14 Ağustos 2018 - Salı)
Tuğlanın Altındaki Karıncalar (08 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Bugün Şehrimiz İçin Ne Yapacağız (31 Temmuz 2018 - Salı)
Kurucu Şehir Olmanın Haklı Gururu (24 Temmuz 2018 - Salı)
Vereceğimiz Bir Can, Vatana Millete Kurban! (16 Temmuz 2018 - Pazartesi)
MANŞETLERE YAKIŞAN ERZURUM (25 Haziran 2018 - Pazartesi)
Seçen Seçilen İlişkisi (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Tabanıyassızadeler… (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Gülleri Soldu, Bülbüller Perişan (01 Mayıs 2018 - Salı)
Erzurum´un Seçimi (24 Nisan 2018 - Salı)
Erzurum Lisesi´ni Nasıl Bilirdiniz? (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Kaplıcada Erzurum´u Düşündüm (26 Şubat 2018 - Pazartesi)
GÜL KOKLUYOR EL BURUNLAR (02 Ocak 2018 - Salı)
İÇİMİZDEKİ KUDÜS (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Dilsiz Şeytan Olmamak Lazım… (12 Aralık 2017 - Salı)
AKILLI TELEFONUMU SEVİYORUM (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Ah Şu Metal Yorgunları (14 Kasım 2017 - Salı)
AK Partideki Değişim İradesi (31 Ekim 2017 - Salı)
MÜFTÜ KIYSIN NİKÂHIMI… (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Ordun Seferde İse Eğer… (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
SİYASET VE DEĞİŞİM… (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Gıda Sanayii Hep Gündemimizde Olmalı (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Gidip Şu Musul´u Alalım! (19 Eylül 2017 - Salı)
BİZİM BİR HALİSE TEYZEMİZ VARDI... (28 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Ürünsüz Şehir, Yarınsız Şehir (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
SOHBET OLA BERİ GELE (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Bu Türkiyeliler Garipleri Dövücüler midir? (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
İL BAŞKANI (19 Haziran 2017 - Pazartesi)
EFKAN ALA´YA YENİ GÖREV BEKLİYORUZ (29 Mayıs 2017 - Pazartesi)
ERZURUM SOSYAL MEDYA ATÖLYESİ (22 Mayıs 2017 - Pazartesi)
ERZURUM KİTAP FUARI (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
EĞİLMEZSEN, GÖLGEN BİLE DİK OLUR! (01 Mayıs 2017 - Pazartesi)
ERZURUMLUNUN ELİ TUTULMAZ… (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
SANDIK MÜBAREK BİR KUTUDUR! (17 Nisan 2017 - Pazartesi)
EVET´İN GÜÇLÜ AYAK SESLERİ… (14 Nisan 2017 - Cuma)
ERZURUM NEREYE, NASIL, NE ZAMAN? (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
ÇANAKKALE GEÇİLEMEDİ, GEÇİLEMEYECEK! (20 Mart 2017 - Pazartesi)
NARMAN´IN PERİ KANATLARI (06 Mart 2017 - Pazartesi)
NEREDEN ÇIKARDIN ŞU ÇOBAN MESELESİNİ? (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
İNSAN NASIL ÖLÜR BİLİR MİSİNİZ? (06 Şubat 2017 - Pazartesi)
ERZURUM´UN TEŞVİKLE İMTİHANI (30 Ocak 2017 - Pazartesi)
RAFLARDAKİ ERZURUM (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
GÖKYÜZÜNÜN MELEKLERİYLE BİR UZUN GECE (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
ŞU HEMŞEHRİ SERMAYE HALA NAZLANIYOR MU? (26 Aralık 2016 - Pazartesi)
Ankara´da Bir Dost Yemeği (12 Aralık 2016 - Pazartesi)
8 ARALIK´TA ERZURUM GÜNLERİNDE BULUŞALIM (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
DİYANET ERZURUM İSLAM AKADEMİSİ (28 Kasım 2016 - Pazartesi)
Sayfa:
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Erzurum için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:43 07:28 12:27 14:51 17:09 18:41
BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ? -Hapşırdığınız zaman kalbinizde dahil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarınız bir an için durur. (Ya bi kez griptim hesapladım 120 kez hapşırmışım demek ki kalbim 1 dakika durmuş o gün) -Eiffel kulesinin tepesine çıkana kadar

İlginç Bilgiler
Taze deniz ürünlerini hava geçirmez ve kapaklı bir kap içinde buzdolabında saklayın. En fazla iki gün içinde tüketin. Dondurulmuş deniz ürünlerini alışveriş sonrasında orijinal ambalajında derin dondurucuya koyun.

Deniz Ürünleri Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları