Kısa Boylular!..
Tarih: 6.2.2018 08:02:55 / 847okunma / 0yorum
Cahit Okçu

 

Üstü başından ziyade kademi, hali, halesi hırpani bir kırık kanatlı kuş, bir adam. Umut kuyruğunda soğumuş, fuar yolunda demlenmiş ola ki,  karanlığa adres sora sora nasılsa yolu Camii revakına çıkmış.

                Sabah ezanı, vahası gibi gecenin. Gerçekten geceler çöle benzemez mi? Kumu karanlık, soğuğu umut. Neyse!.. Konu çöl değil ruha esen deli bir yel diye meramımıza dönelim!..  Adam pür sarhoş. Diliyle ay yalamakta. Ancak zihni ezan dolu..  Ezan dinlemekte!.. Hiç ezan okununca durup dinleyen sarhoş gördünüz mü? Bizim diyarın sarhoşları durur… Ezan bir ürperti ki, içindeki sarhoş arı çiğner. Nasılsa her yüreğin bir karanlık yüzü vardır ya! Ay gibi.. Yüreğin karanlık yüzünden geceyi süpüren bir yayla ferahlığı, bir melek nefesi mutlaka vardır.  Sıla tadı… Ezanı gurbet gurbet  fısıldamak vardır ya, ezan sıla sıla gelin olmaya başlar. Sonra yakından ırağa dua...

 Sarhoşun duasından ne olur cüretinde olanlardan  biri daha var ürperen. Camiye girerken Sarhoşa uzun uzun bakar. Bir sarhoşa bakar bir dualarına kulak verir. Nihayet, biraz kızgın, biraz ukala bir sitemle, ya der, bir haline bak birde istediklerine, ayıptır günahtır, kalk savuş buradan!.. Sarhoş tek cümle eder adama. ‘Seneneki senden mi istirem!..´   

Sözüm konuşurken öksürür gibi konuşanlara elbet. Balgam yerine yüreğini tüküren, kendi mahallesinden olmayanları adressiz sokaklara dolduran efendilere. Belki efendi olmak için kaç bekleme salonunda tükürülmüş… Ayakkabılarını ters giyerek farkındalık forsu atan,  ruhu daralı, aklı saralı sarhoş olmasına gerek kalmayan insan!. Farkındalık diyorsam, tersiyle düzü aynı okunan, arkası neyse önü de o olan ‘makam´ kelimesi tipi insanları anlıyorum. Kedisine göre sınıf oluşturan, mevsim için güneşi ayartan, tesbihi için parmak ve iman kiralayan…

Makam insanlar.  Sormak lazım? Sen hangi kavurmanın kazısınız böyle? Yeminiz sağanak, suyunuz kaynak?..

Bir yazımda demiştim ya, avuçları sargı bezine benzeyen insanlar. Bu insanlar revaklarda Yaradan´dan dilenmesin de ne yapsınlar? Herkesin bildiği hakikat, yalnızca garibanların yalanı olmuşsa, her kedi kaplan olması için besleniyorsa ve her kaz kavurma yapmak için, ne demeli?

 Bizim hikayemizde şu minarenin boyu kısa diye o minarede ezanlar kısık sesle okunmaz. Muma üfüren karanlık kimin nefesidir Yaradan bilir. Yokuş çıkanların nefesi buğulu olur, anlıyorsunuz ya. Kısa boylular kaldırımlarda, camekan önlerinde, maç bileti kuyruğunda, alkış korosunda, oy sırasında, ‘apartımanın´ mantolama kalıbında.. Her kuytuda mum, her parkta bank… Saydığın her çay bardağında soğuk avuç.

İnsanlar yaza benzer, kışa, bahara benzer. Sonbahar koruluklarında yapraklar kışa şilte olacak kadar çoktur. Çoktur ya! Hep kısa boylu ağaçlar yaprak dökmüştür.

Kısa boylular!.. Evet, yüreklerinden gayrı sobaları yoktur. Alınları koridorları olan kış revakları gibidir. Bazen kaderlerinden kovulurlar, bazen camii avlusundan kovulurlar. Fukaralıklarını yazan olur, fukaralıklarından şiir kitapları yazılır, ancak bunlar cevabı olan sorular ve hoşgörü riyalarından ibaret bir şeyler olarak kalır.

Kısa boylular fukara olur. Alın teri demler çaylarını, ekmek araları boş ama mutludur. Umutlar tekme atılan boş salça kutuları gibi tangır tungur gülümser.  Kırık yumurtalar ve defolu bayram iskarpinleri arkadaştır. Sade gülümseyenler günleri değil yevmiyelerini sayarlar. Onlar fabrikada duman, manavda geçen haftanın ıspanağı, konak parselinde kazık, matbaada kağıt, darphanede kalıp, daha bilmem hangi dünün kısa hikayesi, hangi yarının temennisinde gar şarkısı…  Sen mancılık taşı de, ben mantığın gülü diyeyim…

Ama mutluluk onlar için yaradılmıştır. Onlar mutluluğu da ağıtı da iyi tanır. Ağır tabutları bu yüzden hep kısa boylular taşır. Bar toyunda kıvrılmazlar nede oraları buraları oynar.

Böyle işte!.. Kısa boylu olmayada ne yapasın!..

Vesselam…

 

Anahtar Kelimeler: Kısa, Boylular
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Kuşlar İçin Taş Aramamaktayım!.. (17 Ağustos 2018 - Cuma)
Tahakküm ve Sömürü… (16 Ağustos 2018 - Perşembe)
Kandiller Söndü Sönecek.. (10 Ağustos 2018 - Cuma)
Gülü avucunda saklayanlar kurutur (09 Ağustos 2018 - Perşembe)
Üç Kötü, Bir İyi… (07 Ağustos 2018 - Salı)
Keseli iki ayaklılar (03 Ağustos 2018 - Cuma)
Gölgeler Kadar Soğuksa Yüreğin!.. (02 Ağustos 2018 - Perşembe)
Savunan Adam (01 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Uluyanlar ve Ulular (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Sallanan Şehir… (26 Temmuz 2018 - Perşembe)
Ruhunu Kusanlar.. (25 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Deli Muhasebe!.. (18 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Bir Diyara Yaslanmak…Vatan Demek… (14 Temmuz 2018 - Cumartesi)
Gölgeye Saplanan Haçlı Okları… (12 Temmuz 2018 - Perşembe)
Hamzahanede Gölge Damlayan Dallar… (10 Temmuz 2018 - Salı)
Simurga (Ankaya) El Sallamak (26 Haziran 2018 - Salı)
Yüreğini Adres Verenler (21 Haziran 2018 - Perşembe)
Bir Kaç Güzel Gün İçin (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Güneşi Arayanlar? (19 Haziran 2018 - Salı)
Kına Rengi Taşlara… (18 Haziran 2018 - Pazartesi)
Bozkır Ressamlarına.. (12 Haziran 2018 - Salı)
Yokuş Öksürükleri!.. (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Şey!.. (05 Haziran 2018 - Salı)
Günah (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Çöl Sulamak… (29 Mayıs 2018 - Salı)
Çalıntılar!.. (25 Mayıs 2018 - Cuma)
Oysa… (24 Mayıs 2018 - Perşembe)
Güneşin Avuçları!.. (11 Mayıs 2018 - Cuma)
Var mısınız nehir olmaya!.. (08 Mayıs 2018 - Salı)
Felek!.. (07 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Sular Biriktiği Yerde Kirlenmekte… (01 Mayıs 2018 - Salı)
Sen Türkülerini söyle.. (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
Bir Fantezi… (17 Nisan 2018 - Salı)
Kirpi Dikeniyle Mektup Yazmak… (13 Nisan 2018 - Cuma)
Derin Siyah… (10 Nisan 2018 - Salı)
Kaç kişi okur bu mektubu, bilmem!.. (27 Mart 2018 - Salı)
Leyleklerin Çayır Şurası… (02 Mart 2018 - Cuma)
Tüfekten Felsefeye… (20 Şubat 2018 - Salı)
Büyülü Yıllar… (30 Ocak 2018 - Salı)
Allahu ekber… (23 Ocak 2018 - Salı)
İşte Bu Bizim Hikayemiz… (16 Ocak 2018 - Salı)
Yeni Yıl, Eski Yarın.. (09 Ocak 2018 - Salı)
Tarifteki adreste olmayan Hayat… (26 Aralık 2017 - Salı)
Gerçekçi olmak, ‘Ne menem şey!..´ (05 Aralık 2017 - Salı)
Kar Yağıyor!.. (28 Kasım 2017 - Salı)
Sanki!.. (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Baba Bugün Dağlar yeşil Boyandı!.. (07 Kasım 2017 - Salı)
Hazzın Metafiziği… (24 Ekim 2017 - Salı)
Dolunayda Uyuyamam… (19 Ekim 2017 - Perşembe)
Felsefenin Azad Ettiği Mahkum!.. (17 Ekim 2017 - Salı)
Yüreğini Adres Verenler (03 Ekim 2017 - Salı)
Kuyudaki uyku!.. (26 Eylül 2017 - Salı)
Gölgelerin Darası!.. (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
Dergideki Şehir… (12 Eylül 2017 - Salı)
Bir Bir İnsan, Bin Bin Dünya… (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Kavak Maymunları… (22 Ağustos 2017 - Salı)
Kamyonculara… (08 Ağustos 2017 - Salı)
Dara mı ağır, yük mü?.. (25 Temmuz 2017 - Salı)
Ufuktan kovuğa… (18 Temmuz 2017 - Salı)
Guguk Kuşu Hilesi.. (11 Temmuz 2017 - Salı)
Hayal et!.. (04 Temmuz 2017 - Salı)
Günebakış!.. (20 Haziran 2017 - Salı)
Şey!... (06 Haziran 2017 - Salı)
Dağlar… (30 Mayıs 2017 - Salı)
Öykü bebek, Beril tebessüm… (23 Mayıs 2017 - Salı)
Okumak!.. Yalanı Azarlamak!.. (16 Mayıs 2017 - Salı)
Okumak!.. Benzeterek Yaşamak… (09 Mayıs 2017 - Salı)
Suskunluğun Yükü.. (02 Mayıs 2017 - Salı)
Her şeyden bir şeye!.. (25 Nisan 2017 - Salı)
Tarifteki adreste olmayan Hayat… (18 Nisan 2017 - Salı)
Müsait Zamanlarda Demokrat olmak… (11 Nisan 2017 - Salı)
Sayfa:
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Erzurum için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:43 07:28 12:27 14:51 17:09 18:41
-Her 4 Amerikalıdan biri mutlaka televizyonda görünüyor. (Sokakta her 4 kişiden 1 imza dağıtıyormuş düşünsenize) -Uyurken televizyon seyrederken yaktığımızdan daha fazla kalori yakıyoruz. (Demekli televizyonla uyutuluyoruz) -Bir karıncanın koku alma yet

İlginç Bilgiler 5
Kurabiye hamurunun elinize yapışmasını istemiyorsanız ellerinizi soğuk suyla ıslatıp kuruladıktan sonra kurabiyeye şekil verin. Kurabiyelerin zamanla sertleşmemesi için yanlarına bir-iki dilim kabuklu elma koyarak saklayınız. Elmanın yayacağı nem sayesin

Kurabiye - Bisküvi Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları