108 yıl önce 10 Mart sabahı Türk Ordusunun önünden kaçan Ermeni Çeteleri Alaca köyünde insanlık tarihine kara bir leke olarak geçecek olan 278 Müslüman Türk'ü Ahır ve mereklere doldurup süngüleyerek, yakarak şehit ettiler.Şehitlerin ruhu şah makamları Cennet olsun. Ermeni Çetelerini silah ve para ile destekleyen tüm emperyalistler kahrolsun.
Üçüncü Ordu Kumandanlığının 12 Mart 1918 tarihli rapor hülasası:“Karargâhını Erzurum’un 28 km. garbında bir köyde tesis eden bir kumandanlarımızın bu köyde şahit olduğu Ermeni mezalimine dair vermiş olduğu rapordan hülasa: 12.3.34 “Ermeniler bu köyde ele geçirdikleri 278 İslami hanelerine kapayarak, cümlesini itlaf etmişlerdir. Ayrıca Kırk iki Müslüman, hanelerinde pek ağır mecruh olarak bulundu.
Irzlarına tecavüz edildikten sonra itlaf edilen kadınların, ciğerleri duvarlara asılmış genç kızların, karınları deşilmiş ve vücutlarına benzin dökülerek ihrak edilmiş birçok çocuk ve erkekler bulunmuştur.
11 MART SABAHI ILICADA ERMENİ KATLİAMINDAN KURTULAN MÜSLÜMAN TÜRK KALMMIŞTI
108 Yıl önce Ilıcada görülen manzara anlatılacak cinsten değildi. Ilıca nahiye merkezi olup tarihi kaplıcalarıyla meşhurdu.
Nahiyede ciddi bir nüfus vardı. Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunması nahiyeye büyük avantaj sağlıyordu.
Erzurum'a 17 Kilometre uzaklıktaydı.Bu nedenle Ermeni çeteleri geri çekilirken insan aklına ziyan bir katliama girişmişlerdi.
Askerler ve komutanları yol boyunca gördükleri Müslüman Türkün katledilmiş bedenlerini gördükçe bir an önce Ilıcaya ve Erzurum'a ulaşma istekleri ile zirveye çıkıyordu.
Ermeni çetelerinin yaptıkları katliamla ilgili olarak Kâzım Karabekir Paşa vahşeti şöyle tarif ediyordu:
"Ilıcada gördüğüm Manzara karşısında duyduğum acıyı şimdiye kadar gördüğüm en kanlı muharebe manzaralarında, gerek Çanakkale'de ve gerekse Irak cephesinde bile tanışmamıştım.
Zaten yürümek, koşmak ve biçare vatandaşlarımız canavarlar elinden kurtarmak için büyük bir azmim vardı"
Rus Kale Komutanı Yarbay Tverdohlebov yazdığı raporda Ilıca'daki katliamla ilgili ifadeleri insanı dehşete düşürüyorken, Yarbay Grizyanof gördüklerini raporunda şöyle kağıda döküyordu: "Köylere giden yollarda uzuvları tahrip edilmiş birçok cesetlere rastlanmış.
Her geçen Ermeni bu cesetlere bir kere söver ve tükürürmüş. 25-32 metre karelik cami avlusunda iki arşın(142 cm) yüksekliğinde cenaze yığılmıştı.
Bunlar arasında her yaşta kadın, erkek, çoluk çocuk ve yaşlılar vardı. Kadın cenazelerinde zorla ırza geçme izleri pek belli bir halde idi".
Ilıcanın içinde yakılmış, yıkılmış bu caminin doğu tarafında o gün orada öldürülen masum Müslümanların mezarlığı bu gerçeği haykırmaktadır.
İstanbul'dan yabancılarında içerisinde bulunduğu Ahmet Refik Altınay ve beraberindeki heyet Karabıyık hanlarından(Kandilliden) hareket edip Ilıca'ya doğru yol alırken heyeti yol kenarlarındaki hendekler ve tel örgüleri karşılar.
Altınay yol boyunca gördüklerini; "Yollar ıssız. Bazen, kenarlarındaki hendeklerde kesilmiş başlara, koparılmış ellere ve ayaklara tesadüf ediliyor. Yarabbi buralarda ne cinayetler ne günahlar işlenmiş! Şimdi insandan eser görünmüyor" cümlesiyle tarihe not düşerken kafile Ilıca'ya gelmiştir.
Ilıca kaplıcalarıyla şöhret olmuş bir köydür. Altınay burada gördüklerini ifade ederken; " Erzurum ovası buradan başlıyor. Ovanın solunda kalan köyler kamilen harap. İlice'nin hamamları muntazam ve latif. Suyu o derece sıcak değil.
Ermeniler en ziyade burada mezalim yapmışlar. Çoluk çocuk, kadın erkek köyde ikamet edenlerden birçoğunu öldürmüşler. Köyde tek nüfus kalmamış" derken ölenlerin sadece Ilıca'da 2000'in üzerinde olduğunu kaydedilmişti.

