Sevgi GÖL


Aşırı Bilgi, Az Karar

Aşırı Bilgi, Az Karar


İnsanlık tarihinin hiçbir döneminde bu kadar çok şey bilmiyorduk.
Ve hiçbir döneminde bu kadar zor karar vermemiştik.
Bir ürünü satın almadan önce yüzlerce yorum okuyoruz.Bir filmi seçmeden önce puanlarına bakıyoruz.Bir şehre gitmeden önce vlog izliyoruz.Bir düşünceye katılmadan önce üç farklı analiz dinliyoruz. Bilgi çağında yaşıyoruz ama karar çağında değiliz.
Eskiden seçenek azdı.Az seçenek, hızlı karar demekti. Şimdi seçenek çok.Çok seçenek, zihinsel yorgunluk demek. Psikolojide buna “karar yorgunluğu” deniyor. Gün içinde verdiğimiz her küçük karar –ne giyeceğim, ne yiyeceğim, hangi mesajı cevaplayacağım –zihinsel enerjimizden pay alıyor.Günün sonunda önemli bir karar vermemiz gerektiğinde ise içimizden sadece şu geçiyor:“Boş ver.”
Aşırı bilgi, netlik üretmiyor;çoğu zaman bulanıklık üretiyor.
Bir konu hakkında on farklı görüş okuduğunuzda daha mı emin oluyorsunuz, yoksa daha mı tereddütlü?Herkesin bir fikri var. Uzmanların da uzmanları var.Grafikler, istatistikler, analizler… Ama karar vermek hâlâ bireysel bir eylem. Ve birey, bu veri selinin ortasında küçülüyor.
Bilgi arttıkça sorumluluk da artıyor. Çünkü artık “bilmiyordum” diyemiyoruz.Her şeye erişimimiz var. Ama erişim, içselleştirme demek değil. Çok okuyoruz, az sindiriyoruz. Çok izliyoruz, az düşünüyoruz.Çok konuşuyoruz, az karar alıyoruz.
Modern insanın en büyük çelişkisi şu:
Bilgiye doymuş, iradeye aç.
Eskiden kararlar sezgiyle daha çok veriliyordu.Şimdi sezgiye güvenmek neredeyse irrasyonel sayılıyor. Oysa bilgi ne kadar artarsa artsın, hayatın tamamı hesaplanabilir değil. Bir noktada risk almak gerekiyor. Ama aşırı bilgi, riski daha görünür hale getiriyor.Görünen risk büyüdükçe adım küçülüyor.
Sosyal medya da bu tabloyu büyütüyor. Herkesin hayatını, tercihini, sonucunu görüyoruz. Başkasının kararının sonucunu izlemek, kendi kararımızı daha korkutucu yapıyor.Çünkü kıyas başlıyor. “Ya yanlış yaparsam?” sorusu daha sık geliyor.
Belki de sorun bilgi değil, filtre eksikliği. Her bilgi bizim için değil. Her fikir bize ait değil. Ama dijital dünya her şeyi önümüze koyuyor.Seçmek zorundaymışız gibi. Yetişmek zorundaymışız gibi.
Oysa karar vermek, biraz da vazgeçmektir. Alternatifleri geride bırakmaktır. Aşırı bilgi çağında vazgeçmek zor geliyor. Çünkü hep daha iyisi olabilir. Hep bir seçenek daha vardır. Hep bir yorum daha okunabilir.
Ve böylece karar ertelenir.
Ertelendikçe büyür.
Büyüdükçe korkutur.
Belki de çözüm daha çok bilmek değil, daha bilinçli bilmek.
Daha az kaynağa bakıp daha derin düşünmek.
Her fikri değil, kendi fikrimizi duymaya çalışmak.
Çünkü bilgi çağında asıl mesele bilmek değil.
Seçebilmek.