Abdurrahman ZEYNAL


ERZURUM HAMAMLARINDA CİN PERİ EFSANELERİ

ERZURUM HAMAMLARINDA CİN PERİ EFSANELERİ


Aydınlatmaların az, yolların karanlık, hamama gidenlerin sayısının fazla olduğu yıllarda her şeyde olduğu gibi hamamlar içinde efsaneler üretilmiş, dilden dile dolaşarak sınırlar ötesine taşmıştır.

İşte böyle bir efsanede Boyahane Hamamı için anlatılır. Hamam 17 yüzyılda yapılmış bir Osmanlı eseridir.

Hamam çevresine verdiği isimle anılan mahallenin kurulmasına neden olmuştur. Bugün adı sanı yok edilen mahallenin adı Boyahanedir.

Sabah erkenden ezanlar okunmadan erkekler hamama gider yıkanır sonrada camiye giderlermiş. Yine o günlerde kamburu olan bir vatandaşımız erkenden hamama gitmiş.

Etraf mumla, çırayla aydınlatıldığı zamanlarda elbiselerini çıkarıp peştamalı bağladıktan sonra kurnaların yolunu tutmuş.

İçeri girdiğinde birde ne görsün hamamda davul zurna çalıyor ayakları ters varlıklar oyun oynuyorlar.

Hiç çekinmeden giderek boş bir kurnanın başında oturup olanları zevkle seyretmeye başlıyor.

Cinler; periler kamburu olan bu insanı çok seviyorlar. Kendi aralarında konuşup buna bir iyilik yapmayı planlıyorlar.

Adam düğün derneği seyrederken cinler adamın kamburunu çıkarıp hamamın bir kenarına koyuyorlar.

Adam sırtının hafiflediğini, kamburunun gittiğini hissedince sevinçle yıkanmasını bitirip evine dönüyor. O dünya varmış artık kamburdan da kurtuldum.

Ertesi gün sokağa çıktığında kamburlu arkadaşına rastladı. Arkadaşı hayretler içinde sordu:

Kamburuna ne oldu.
Dün hamam gittim baktım hamamda düğün dernek var bir kenara çekildim olanları seyrettim.

Bunu gören cinleri başı bana acıyarak kamburumu aldı bende kamburdan kurtuldum.

Kamburlu arkadaşı bunu duyunca bende sabah erken gider kamburdan kurtulurum diyerek ertesi günü iple çekmeye başladı.
Ezanlar okunmadan hamam gitti.

Elbiselerini çıkardı, peştamalı bağladı ve hamama girdi. Birde ne görsün cinler, periler tef çalıp oynuyorlar. İçinde birden ürperme oldu. Geride dönemedi.

Gitti bir kurnanın başına oturdu.

Cinlerin başı adamın içinden geçenleri okumuş olmalı ki adamlarına ; "dün çıkardığımız kamburu bu adamın kamburuna ekleyin" diye talimat verince, adamlar istenileni yaptılar. 
Hava aydınlanmış, yeni gelenler ile hamam neşelenmişti.

Kamburu iyice büyüyen adam yıkanmış, evinin yolunu tutmuştu.
Sokakta arkadaşı olanları duyunca ne oldu diye sordu. Arkadaşı olanları anlattı. Anlaşılan kendi kamburunu arkadaşına ilave etmişlerdi.
Eee... İşte böyle... Hamamlarda bir zamanlar böyle garipmiş...