TUİK’in 2022 yılı verilerine göre Erzurum’un nüfusu gerileyerek 749.754 oldu. 2020 yılında nüfusumuz 758 bine düşerek azalmasını sürdürmüştü. 31 Aralık 2019 sonuçlarına göre Erzurum'un nüfusunda azalma yaşandı. 2018 yılında binde 9,6'lık bir artışla 760 bin 476'dan 767 bin 488'e çıkan Erzurum nüfusu, aradan geçen bir yılda bir kez daha kan kaybetti. TUİK'in bugün açıkladığı 2019 verilerine göre Erzurum'un nüfusu 5 bin 786 kişi azalarak, 762 bin 062'ye geriledi.
TUİK verileri şehrin kaliteli göç verdiğini, buna karşılık kalitesiz göç aldığını göstermekle birlikte sosyal, ekonomik, psikolojik ve demografik sorunları beraberinde getirmektedir. Erzurum için olumlu sayılamayacak nedenleri şöyle bir özetlemek gerekir.
Erzurum; yirmiden çok ilçesiyle, binden çok köyüyle ve 25.600 kilometre kare toprağıyla, devasa yaylaları, uyumlu insanıyla kadim bir şehrimizdir. Atatürk Üniversitesi Türkiye’nin ilk kurulan beş üniversitesinden biridir. 3. Orduya ev sahipliği yapmış, halen 9.Kolordunun merkezi konumundadır.
Tren yoluyla Ankara, İstanbul’a bağlı, Karayoluyla ülkenin her tarafına bağlanmış, Uluslararası hava limanıyla dünyaya açılmış ender şehirlerimizden biridir.
Tarihte Osmanlının en büyük üçüncü gümrüğü unvanını almış 13.yüzyılda 4 Medresesi ile ilim irfan şehri olmuş, nice âlimler, şairler çıkarmış, yeri geldiğinde ülke savunmasının kalesi olmuştur. Yani Erzurum tarihten günümüze güzel insanlarının memleketi olmuştur.
Pekâlâ, bu güzellikleri günümüzde görebilir miyiz? Ne gezer!!
1980’lere kadar üretip satarken ülke ekonomisinde bir ağırlığı vardı…. Yaylalarında; koyun, keçi, sığır celepleri otlardı. Her celepte 500-1000 hayvan vardı. Bu celeplerin sayısı binlerden fazlaydı. Subaşlarında mandalardan geçilmezdi. Tarlalarında; buğday, arpa, çavdar, mercimek üretilirdi. İl dışına buğday, arpa, çavdar, mercimek satar para kazanırdı.
Ürettiği patates kendine yeterdi. Ürettiği tereyağını yer artanını satardı. Ilıca harasında taylar yetiştirerek İstanbul’daki yarışçılara satar, kalanlar at meraklılarının vazgeçilmezi olurdu.
Ürettiği tuğla ve kiremitler özellikle Rize yöresine satılırdı. Sivas’tan, Trabzon’dan, Diyarbakır’dan, Kars’tan gelen hastalara ev sahipliği yapmış, sağlık eğitimin doğuda merkezi olmuştu.
Antalya’da oteller yokken 1965 Erzurum’da 70’in üzerindeki otelleriyle gelen misafirlerine hizmet sunardı. Erzurum bölge radyosuyla tüm Doğu Anadoluya yayın yapar, tüm bölge müdürlüklerinin üssü idi.
Gürcükapı, Kongre Caddesi, Tebrizkapı, Mahallebaşı ve Nazik çarşı ticaretin merkezi idi. İstanbul’dan ve diğer illerden gelen ürünlerin üssü olmuş ve Giresun’dan Hakkâri’ye kadar mallar Erzurum’dan sevk edilerek şehre gelir sağlanır, ünlü tüccarlar Erzurum’u kendilerine mesken tutardı.
1980’den günümüze geldiğimizde dönerlik koyun eti Marmara bölgesinden, süt ve süt ürünleri Edirne, Tekirdağ ve batıdan sebze meyve Yusufeli, Erzincan değil Antalya, Mersinden getirilir oldu.
Un ve un mamulleri Konya ve Antep’ten, saman, yem Urfa, Yozgat, Diyarbakır’dan getirilir oldu. Devlete ait Yem fabrikası ve Et ve Balık Kurumu Kombinası kapatılarak yerine ev yapıldı..
Artık Daphan ovasında yeşil mercimek yetiştirilmemekte ihtiyaçlar yurt içi, yurt dışı kaynaklardan sağlanmakta… Yaylalarda değil celepler yabani hayvanat bile yok olmak üzere.
Müteahhitlik hizmetleri sıkıntılı olup genelde Bingöl, Van, Diyarbakırlı oldu.
Her ilde açılan Üniversitelerle Erzurum bir eğitim üssü konumunu kaybetti. İş, aş derdi insanları göçe zorladı. Parası olan da ticaretin durma noktasına gelmesiyle birlikte mevcudu kurtarmak düşüncesiyle batı kentlerine göç etti.
Her sokakta açılan, BİM, ŞOK, MİGROS, A101 gibi devasa zincir mağazaları küçük esnafı yuttu. Ekonomi durma sıkıntıya girdi. Aylık şehre giren sıcak para Banka kredileri, Büyük alış veriş merkezleri ile şehre girdiği an çıktı. Ekonominin işlemesi için gereken sıcak para buharlaştı.
2011 için gelen sıcak parada ne yazık ki, şehrin üretim ve pazar payının artmasına katkı sağlamadı. İl dışından gelen işletme sahipleri ara hizmetleri şehirdeki esnaf ve sanatkârlardan karşılamadı.
Şehirdeki alt yapı yatırımları şehir ekonomisine gereken katkıyı sağlamadı. Yazları giden Üniversite öğrencileri şehirden ayrılınca esnaf sinek avlamaya başladı. Yazın ve kışın gelmesi beklenen turistlerde gelmeyince oteller, lokantalar boş kalmış şehir kan kaybetmeye devam etti.
Eğer göç olmasaydı yatırımlar düzenli artsaydı, gayri safi milli hâsıladan binde 6 değil de yüzde 2-3 lük pay alınsaydı nüfusumuz 800.000’lere çıkacak iş kolları çoğalacak milletvekili sayımızda 8 den altıya değil de 10 çıkacaktı.
İş, aş ve gelecek kaygısı yok olacak giden siyasiler şehri unutmayacaktı. Erzurum tarihine layık güzel, medeni, yolları asfaltlı, caddeleri geniş, tarihi konakları yıkılmamış, anıtları dimdik ayakta olacaktı.
Ne yazık ki yukarıda sıraladığım nedenlerden dolayı üzülerek belirtelim ki vilayet göç etmiyor, Erzurum Çöküyor. Erzurum İcra dairelerindeki dosyalar, yedi eminlerin depolarındaki mallar bunun göstergesi oluyordu..
Sonuç olarak her alanda olduğu gibi nüfusumuz 2000 yılında 937 bin iken 188 bin azalarak 2022 yılında 749.754 oldu. Bakalım gelecek yıl ne olacak….!
