Abdurrahman ZEYNAL


GÜVEN DUYGUSU VE NAİM HOCA

1970'Lİ yıllar... Camilerde önemli kişiler vaiz vermekte. İnsanlar coşkuyla sevinçle camileri doldurmakta....


 

1970'Lİ yıllar... Camilerde önemli kişiler vaiz vermekte. İnsanlar coşkuyla sevinçle camileri doldurmakta....

Naim Hocamızda Zeynal Camisinde kürsüye çıkıp gönül ehli bir insan olarak, espri yapmak için kürsü Berber Naim'e kaldı diyerek.....

İnsanlar can kulağı ile hocayı dinlemekte.. İşte böyle bir gün şu hikayeyi anlattı kendi üslubuyla

"Köylerin birinde bir bey yaşarken birde güzel bir atı varmış. O yörede bir genç beyin atının şöhretini duymuş. Ne edeyim ki atı çalayım diye planlar yapmaya başlamış....

Genç sonunda bir yolunu bulmuş. Beyin kendi köyünden komşu köye gideceğini öğrenen genç önceden gidip yol üzerindeki çeşme başında beklemeye başlamış..

Derken uzaktan beyin atıyla geldiğini görmüş. Hemen kollarını çemirlemiş ve abdest almaya başlamış.

Bey atıyla çeşme başına gelip su içmek için atından inmiş. Bey gencin abdest alış biçimine hayran kalmış...

Genç fırsatını bulup beye su içerken şu teklifi yapmış. "Beyim atına binebilirmiyim?

Gencin abdest alış biçimine hayran kalan bey tereddütsüz "tabi binebilirsin" deyip atın yularını gence teslim etmiş...

Genç aradığı fırsatı yakalamanın sevinciyle ata binerek hızla beyden uzaklaşmaya başlamış...

Bey atının çalındığını anladığında artık zaman çok geçmiş...

Bey bütün sesiyle "ola gurban ne kadar para istiyorsan getir atımı vereyim" desede genç hızla uzaklaşmasını sürdürmüş...

Bey artık son sözlerini söylemiş..

"Ola gurban sen benim atımı değil güvenimi çaldın götürüyorsun... Asıl kötülüğün bu ... Ne olur atımı getir güvenimi kaybetmeyeyim" dese de genç oralı bile olmadan gitmiş....

Bey ellerini dizine vurarak ben artık kime güveneyim? Kime itimat edeyim... diyerek üzüntü içinde gerisin geri dönmüş..

Evet değerli dostlar şimdi size sorum şu: Biz kime güveneceğiz? Kime inanacağız?

Evet değerli dostlar bir insan, bir toplum için en büyük tehlike güven duygusunu kaybetmesi değil mi?