Perşembe günü Ramazan başlıyor.
Bu şehirde Ramazan yalnızca oruç değildir; sofra demektir, misafir demektir, paylaşım demektir. İftar vakti yaklaştığında mutfaktan yükselen koku, komşuya gönderilen tabak, kalabalık aile sofraları… Erzurum’da Ramazan bir kültürdür.
Ama bu yıl Ramazan arifesinde konuşulan en temel meselelerden biri ne yazık ki et fiyatları.
Elimizde iki fotoğraf var.
Birincisi 1970’li yıllara ait gazete kupürleri. Erzurum’dan Rusya’ya ve Kuveyt’e et ihraç edildiği yazıyor.
Bu şehir bir zamanlar üretimiyle anılıyor, hayvancılığıyla övünüyordu. Meralar güçlüydü, üretici ayaktaydı, kırsal canlıydı. Erzurum yalnızca kendine yetmiyor, fazlasını dışarıya gönderiyordu.
İkinci fotoğraf ise bugünden. Sabahın erken saatlerinde, eksi derecede, Et ve Süt Kurumu önünde uzayan et kuyrukları. İnsanlar daha uygun fiyata et alabilmek için bekliyor.
Bu iki fotoğraf arasında yarım asır var.
Son yıllarda Türkiye’de kırmızı et fiyatlarındaki artış, özellikle orta ve düşük gelirli haneler için ciddi bir erişim sorununa dönüşmüş durumda. Bu tablo yalnızca tüketim tercihiyle açıklanamaz.
Mesele, beslenme kalitesine erişimin gelir düzeyine bağlı olarak farklılaşmasıdır.
Gıda enflasyonunun genel enflasyonun üzerinde seyretmesi, kırmızı eti düzenli tüketilebilir bir besin olmaktan çıkararak belirli gelir grupları için “lüks” kategorisine yaklaştırdı.
Uluslararası veriler tabloyu daha net gösteriyor.
Kişi başı yıllık toplam et tüketimi Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşık 100 kg, Almanya ve Fransa’da 80 kg civarındayken; Türkiye’de bu miktar 35–45 kg aralığında. Üstelik bu ortalama. Alt gelir gruplarında kırmızı et tüketimi çok daha düşük.
Erzurum’da Ramazan denildiğinde akla gelen ilk şeylerden biri kıymadır. Eski Ramazanlarda hemen her evde iftar için kıyma kavrulur, sulu yemeklerin temeli yine kıyma olurdu. Bu yalnızca bir yemek tercihi değildi; kültürel süreklilikti.
Bugün ise kıyma artık günlük değil; haftalık hatta aylık planlamayla alınan bir ürüne dönüştü.
Bu durum yalnızca bir damak meselesi değildir.
Kırmızı et; demir, B12 vitamini ve yüksek kaliteli protein açısından önemli bir kaynaktır. Özellikle çocuklar ve gençler için düzenli hayvansal protein erişimi, fiziksel ve bilişsel gelişim açısından değerlidir. Gelire bağlı beslenme farklılaşması derinleştiğinde, uzun vadede sağlık ve eğitim eşitsizlikleri ortaya çıkabilir.
Erzurum gibi hayvancılık potansiyeli yüksek bir şehirde, Ramazan öncesi etin erişilebilirliğinin tartışılıyor olması düşündürücüdür. Sorun yalnızca fiyat değildir. Üretim maliyetleri, yem giderleri, küçük üreticinin sistemden çekilmesi ve kırsal yapının zayıflaması bu tablonun temel başlıklarıdır.
Ramazan paylaşma ayıdır. Ancak paylaşmanın güçlü olabilmesi için üretimin güçlü olması gerekir. Sosyal yardımlaşma kıymetlidir; fakat sürdürülebilir refahın yolu üretimden geçer.
Bu şehir geçmişte üretmiş, ihraç etmiş ve kendi sofrasını bereketle doldurmuş bir şehirdir.
Şimdi Ramazan arifesinde şu soruyu sormak gerekiyor:
Erzurum yeniden üretimin fotoğrafına mı dönecek,
yoksa kuyrukların fotoğrafıyla mı anılacak?
Ramazan belki de bu soruyu en samimi şekilde sorma zamanıdır.
