Akşamüzeri Türkiye’ye dönmeye karar veriyoruz. Acilen Bir araba bulmak gerekiyor. Seyit ile Necati Bey abaya atlayıp kamyon bulmaya gidiyorlar.
Derken Bir kamyon getiriyorlar. Artık minibüsü arabaya yüklemek kalıyor. Karanlık yerin yabancısıyız.
Çekici yok Neyse Seyidin kardeşi bir yer bildiğini söyleyerek arabayı orada yükleye bilirsiniz diyor. Seyidin arabası öde kamyon ortada, minibüs arkada bir kilometre ötedeki yere gidiyoruz.
Neyse zorlukla yükleme tamamlanıyor. Arabayı binip Allaha ısmarladık deyip Ekber ve Seyitlerden ayrılıyoruz. Şoföre uygun bir yerde yemek molası için durmasını söylüyoruz.
Arabanın üzerinde minibüs bizde arabanın içinde yolculuğa başlıyoruz.
Derken araba bir yerde duruyor Burası bir lokanta. Hemen ellerimizi yıkayıp yemeklerimizi söylüyoruz. Ayran aşı ve Adana kebabı ısmarlıyoruz. Türkiye’de yol kenarında gibiyiz. Sonra tekrar yola koyuluyoruz. Saatler sonra mola verip şoförün uyumasını sağlıyoruz.
Güneş doğarken tekrar yolculuk başlıyor. Sat 9.30 civarında Bazargan gümrüğüne giriyoruz. Arabayı indirecek yer arıyoruz Nihayet bir yer bulup taşlarla lastiklerle rampa yapıp arabayı indiriyoruz.
Artık İran gümrüğündeyiz. İşlemlere başlıyoruz. Necatibey Pasaport kuyruğuna giriyor. Mesut bey ve Erdal Bey arabanın işlemlerini takip ediyor. Zinnur bey Arabada beklerken bende aracılık yapıyorum.
Saatler geçiyor işler yürümüyor. Necati Bey kuyrukta sıra bekliyor bağırmalar kavgalar devam ediyor. Sıranın geleceği yok. Neyse birden aklıma iki işlem yerinin arasın ayırıp insanların kuyruk olmalarını sağlamak aklıma geliyor. Öylede yapıyorum. Birazdan işlemler bitiyor.
Tekrar içindeyiz. Sıra araba işlemlerine geldiğinde görevlileri bulmak için özel çaba harcıyoruz.4 saat sonra kapı açılıyor Ve Türkiye’ye geçiyoruz. Oh dünya varmış. İşlemlerimiz on dakikada bitiyor. Kaskodan araç istiyoruz beklerken araç hemen geliyor. Akşam olmak üzere Hemen Minibüsü yüklüyoruz. Yola çıkıyoruz.
Kurtarıcı şoförü Abdullah anlatmaya başlıyor. Bu ülkenin kıymetini bilmek gerekir. Yalnız bu ülkede en kötü şey hırsızlıktır.
Çalanımız çok. Hırsızlık olmasaydı Türkiye beş Amerika ederdi deyip atıyor. Bu arada Taşlıçay’da bir lokantada yemek yiyoruz.
Lokantanın sahibi olan genç ben Taşlıçay’ın yerlisiyim. Bunun ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Bunun anlamı ben türküm demektir de ondan. Evet, Yaşadıklarımız, gördüklerimiz bize bunu gösteriyor. Sonuç olarak şunu ifade edebiliriz.
1-Türkiye’nin kıymetini iyi anlamak.
2-Cumhuriyetin kazanımlarının önemini kavramak
3-Atatürk’ün değerini ve Türk milletine verdiklerini dosdoğru BİLMEK.
