Abdurrahman ZEYNAL


İRANA YOLCULUK

İRANA YOLCULUK


11 Ağustos 2008 pazartesi sabahı; Erdal Güzel, Zinnur Tiryaki, 
Necati Ürüşan, Mesut Yavuz ve ben; Bakü’ye gitmek üzere Erzurum’dan yola çıktık.

Yol güzergâhımız belirlenmiş akşamdan yolluklar hazırlanmış Zinnur Beyin annesi Helva dürümlerini, Erdal beyin hanımı zeytin yağılı dolmaları, Mesut bey pastaları, Abdururhman Zeynel, lavaş ekmek, kaşar peyniri ve termosla çayı yanımıza alarak yolculuğa başladık.

Hamam deresi, Deveboynu geçidini hızla geçip Pasinler ovasına çıkıyoruz. Buğdaylar biçilmiş, ayçiçekleri bütün güzelliğiyle ovaya canlılık katıyor. Uzaktan traktör sesleri geliyor. Hayat asırlardır bazen acı bazen tatlı akmakta.

Pasinler geçilip Köprüköy’e doğru yol alırken bu yıl  “birinci dünya savaşının anısına yaptırılan Köprü köy şehitliğini” Fatihalar okuyarak geçiyoruz.

Osmanlı- Rus savaşının cereyan ettiği bu topraklar bize şehitleri ve bu vatanın bize kolay kalmadığını haykırıyor. Bilmem kaç bin Mehmetçik vatanları uğruna canların feda etti.

Uzaktan Çoban dede köprüsü asırlara meydan okuyan heybeti ve güzelliğiyle görünüyor.

Ayaklarından biri yeni yol yapılırken toprak içinde kalmış bu ulu köprüden bilmem ne kadar insan geçmiş. Tefekkürlere dalıp Horasana doğru yol alıyoruz.

Karşıda savaşların çetin geçtiği Azap sırtları görülüyor. Hayalen kendimi Muharebelerin içinde hissediyorum.

Yolumuz Horasandan Ağrıya doğru dönüyor. Yeni yol yapılmadan önce Tahir geçidinden geçilirdi. Tahir geçidi tozlu kıvrılan ve yükselen bir yoldu.

Bir zamanlar eşkıyalar bu ıssız yerleri kendilerine mekân tutmuş gelen geçen kervanları soymuşlardı. Yeni açılan yol ise Küçük ve Büyük Tahir köylerinden geçerek eğimli bir yol ile Eleşkirt’e uzanmakta.

MUSA PAŞAYI YÂD ETMEK:

Yol kenarında küçük bir anıt dikkatimizi çekiyor. Bu anıt; Birinci dünya savaşında şehit düşen askerler için yapılmış. Birden Aklıma Musa Paşa geliyor. Bu mert yiğit Kafkasyalı Çeçen komutan 1877-78 OSMANLI-Rus savaşında, Doğubayazıt, Eleşkirt ve Erzurum hattını savunarak destanlar yaratmış.

Halen Erzurum Narmanlı Camii mezarlığında metfun bulunan komutanın en yakını Bekir Sami Bey Kurtuluş savaşımızın kahramanlarından biridir ve Musa Paşanın Torunudur.

Uzaktan Eleşkirt görünüyor. Yıllar önce geldiğim bu şirin Anadolu kasabası canlı bahçeleri meşhur, masaları beyaz örtülü ve şehir kulübü bile olan yerdi. Yoları temiz insanları birbirine karşı saygılıydı.

Şimdilerde bunlardan eser olmadığını duymak içimizi burktu. Eleşkirt ovasını gözlerimizle takip ederken yeni yapımlı duble yolun bozukluğu bizi bir hayli sinirlendiriyor. Devlet yollar için para harcarken işin doğru yapılmamış olması bizleri kahrederken Ağrıya yaklaşıyoruz.

Murat çayının içinden geçtiği bu şehrimiz 1930’larda 3000 nüfuslu bir yer iken bugünlerde Üniversitesi, şeker fabrikası olan yüz bin nüfuslu bir yer olmuş. Ama yollarına evlerine bakınca şehircilik anlayışından ne kadar uzak olduğunu görüyoruz. Sanki Dünya değişmiş Ama Ağrı değişmemiş.

Taşlıçay’a doğru giderken arabamızın ön sağ camı birden arızalandı. Bozulmuştu. Hızla Doğubeyazıta doğru yol alarak bir usta bulacağımızı ümit ettik.

Şehrin girişinde özel bir servis bizi karşıladı. Durduk. Genç usta hemen gelerek ilgilendi. Camı çıkardı. Uğraşlar sonunda kilidin bozulduğunu söyledi. Camın altına tahta yerleştirerek camı sabitleştirdi.

Bu arada servis sahibiyle muhabbete daldık. Kendilerinin Gürbulak’lı olduğunu söyleyerek dört oğluyla burayı açtıklarını, şu anda 16 kişinin çalıştığını söyledi.

Ustaların ikisi Trabzonlu, biri de Erzurumluydu. Kendilerine çalışmalarından dolayı teşekkür ederek Gürbulak’a doğru gidiyoruz.
Uzaktan Ağrı dağı bütün heybetiyle karşımıza dikiliyor. Ürperiyoruz. A
ğrı sönmüş bir yanarda olup fışkıran lavlar Gür bulağa kadar uzanıyor. 
Yanında Küçük ağrı dağı. İnsanları etkilemeye devam ediyorlar. Manzara gerçekten muhteşem.

DEVAM EDECEK