Her bir olgunun adabı olduğu gibi kahvenin de bir adabı var. Zatı âlime göre bir kahve ikramında bulunmak o kişiye beslediğiniz muhabbetten geçer. Bu muhabbet öyle derin ve öyle anlamlıdır ki aslında karşı tarafın bunu anlayabilmesi için mutlaka kahve kültürüne sahip olması gerekir. Kahve dostluğa ilk adımdır. Kahve ile hemşireniz, ağabeyiniz veya aynı akran sıfatında köprü kurarak ikramda bulunmak bir sevgi göstergesidir. Algı dünyamda kahve her daim sade içilir. Telvesi bol olur. Ve yanında lokumla tadından vazgeçilmez bir bütün olur. Birine kahve içmeye ısrar ediyorsam. Lafzımda benim için vazgeçilmez bir yerdedir. Bunu göremeyecek kadar benim zihinsel dünyam hakkında bir izlenim edinmemişse bırakalım da, kahvenin de hatırı olmasın.
Ve kahveyi AŞK’a ithaf edecek olursak şu dizlerle özetlemek isterim :
Sebeb-i Telif
…
Diyorum hepimizin bir gizli adı olsa gerek
belki çocuk ve ihtiyar,belki kadın ve erkek
hepimiz,herbirimiz gizli bir isimle adaşız
yoksa şimdiye kadar hesapların tutması lâzımdı
hayatımıza kendi adımızla başlardık
bilmediğimiz bu isim,hesaptaki bu açık
belki dilimi çözer,aşkımı başlatırım
aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine
adımı aşkın üstüne kendim yazarım.
…İsmet Özel
Ayran içtik ayrı düştük…
İnsanların dostluklarının zamanla bozulabileceğini, iki insanın birbirine çok yakın olup daha sonra ayrılmasına atalarımız bize miras bırakmış…
Nereden nereye…
Özlüyorum bazen özlediğim biriktirdiğim ne varsa hepsini bir kahve yudumunda unutabilmeyi çok isterdim. Bazen yola düşüp yoldan devam etmek gerekiyor. Hiç olunmadığı kadar güçlü ve daha diri …
Yenilerek ve güzelleşerek…
Sevmek Ne Uzun Kelime
‘’Dokunulmasa da, görülmese de; Kalpte yer verilir bazısına, Nedensiz... Sen; aklım ve kalbim arasında kalan, En güzel çaresizliğimsin. Gerçi aklıma bile gelmiyorsun artık. O kadar kalbimdesin ki... Gözlerinin kahvesinden koy ömrüme, Kırk yılın hatrına 'Sen' kalayım. 'Sevmek' ne uzun kelime... Şimdi açsam pencereyi beklesem. Sen gelsen, olmaz ya hani geliversen. Hiçbir şey sormasan, Hiçbir şey söylemesen, Sussam, Sussan, Sussak... Susuşların anlattığını dinlesek.’’ Cemal Süreya


