Çocukluğumu hatırlıyorum. Büyüklerim yerde bir kağıt parçası gördüklerinde içinde ne yazıldığına bakmadan başlarına götürdükten sonra duvarların deliklerine koymayı ilke edinmişlerdi.
Evde Kuran-ı Kerim baş tacı edilir ve okunurdu. Kız kardeşlerim mevlit okurken Ortaokula giden ağabeyimin ders kitapları bizim için önemliydi. Birde halk hikayeleri yazılmış kitaplar evimizi süslerdi.
İlk kitabım kara yolunun kenarında bulduğum Cahit Sıtkı Tarancı'nın "Otuz Beş Yaş" şiir kitabıydı.
İlkokula başladığımda kitap okumayı öğretmenim Celal Taş öğretmiş, sevdirmişti. Ömer Seyfettin'in hikayeleriyle tanışmam onun sayesinde olmuştu.
Orta ikide iken öğretmenim Safiye Hanım bir gün Mevlana'nın "Mesnevisini" getirip vermiş okumamı istemişti. Mevlana'yla tanışmam böylece başladı.
Lise yıllarım edebiyata, tarihe karşı merakım artarken Edebiyat öğretmenim Hüseyin Kuşdemir üç yıl boyunca bize roman okudu. Muhteşem, arı, duru Türkçesiyle "Yılkı Atı, Çele, Devlet Ana, Toprak Ana, Devlet Ana, Yorgun Savaşçı" romanlarını okuyarak bu alanda bize yol gösterdi.
Sağ-Sol olayları başlamıştı. Bazı arkadaşlarım "Dokuz Işık" kitabını okumamı isterken bazı arkadaşlarım "Pınar Dergisiyle" beni tanıştırmıştı. Pınardaki şiirler, hikâyeler, tarihî konuların işlenmesi, özelliklede kapağı beni kendisine mıknatıs gibi çekmişti.
Yazın köyde hayvanları otarmaya götürdüğümde çantamda Pınar Dergisi ve Ömer Seyfettin'in kitapları eksik olmazdı.
"Tanrıların Arabaları" adlı roman çok okunuyordu. Tabi bende okumuştum. Buna karşılık Hekimoğlu İsmail'in "Minyeli Abdullah" adlı romanı ile "Tarihin Şeref Levhaları" adlı kitaplar etkilendiğim eserler arasındaydı. Astronomi hocam Oktay Öztürk bir gün Zeynal bir de "Nurettin Topçu'nun "Yarınki Türkiye " adlı eserini tavsiye ederek Nurettin Topçuyla tanışmamı sağlamış oldu.
1974 yılında Erzurum'da okumaya başlayınca "Yeniden Milli Mücadele Mecmuasıyla" tanışmıştım. dergiden çok etkilenmiştim. Aziziye kitapevi uğrak yerim olmuştu. Tabi Dergah kitapevi, Yeni Asya kitapevi uğrak yerlerim arasındaydı.
Bu arada "Erzurum İlim Ve Kültür Derneğinin" müdavimleri arasında katılmıştım. Burada ciddi okumalar başladı. Osmanlı Tarihi, İslam Tarihi, Kuran-ı Kerim Meal okumaları beni derinden etkilemişti.
Üç aylık çıkan "İlim Kültür ve Sanatta Gerçek" adlı dergi bilimsel, felsefi ve inanç dünyamı şekillendiren yazılarla doluydu. Dergiyi su gibi okur, düşünür ve üzerinde bir Fizik, Kimya ve Biyoloji öğrencisi olarak tartışmalar yapardık.
Otağ Yayınlarında çıkan Kitaplar kütüphanemi zenginleştirmeye başlamıştı. Ömer Nesefi'nin "İslam Akaidi" artık el kitabımdı. Necmettin Erişenin "Gerçek Emperyalizm" kitabı dünyayı algılamamda etkili olmuştu. Zekai Konrapa'nın "Aşere-i Mübeşşere ve Peygamberimiz" adlı kitabı İslam Tarihini öğrenmemizde bize kılavuzluk etmişti.
Yeniden Milli Mücadele Dergilerinde Aykut Edibali'nin yazdığı ve dergide tefrika edilen "İlmi Sağ", İnkılap İlmi, Yeniden Milli Mücadelemizin Stratejisi ve Kadroların Vazifeleri adlı kitapları ben dahil binlerce gencin dünyasına ışık olmuştu.
TUBİTAK kitapları ve dergisi, Bayrak Gazetesi, Bizim Anadolu Gazetesi okuduğum yayınlar arasındaydı.
Artık birer kitap kurduyduk. Okumak, öğrenmek, öğrendiklerimiz anlatma ve yerine göre bilimsel tartışmalar yapmak en sevdiğim alışkanlıklarım içindeydi.
12 Eylül 1980'e kadar hayatım böyle sürüp gitmişti.Yukarıda isimlerini zikrettiği ve edemediğim tüm öğretmenlerime şükranlarımı sunarım.
