Prof. Dr. Kemal Çomaklı


Kombi Kapatmak Tasarruf mu, Hak İhlali mi?

Kombi Kapatmak Tasarruf mu, Hak İhlali mi?


Kış aylarında çok katlı binalarda ısınma stratejisi belirlemek, bireysel bir tercih alanı gibi görünse de aslında termodinamik yasaları, mülkiyet hukuku ve toplumsal etik arasında kesişim kümesidir. Günümüzde "enerji tasarrufu" adı altında kombilerin tamamen kapatılması, tasarruf değil; komşu dairenin ürettiği ısıyı alan, mühendislik literatüründe "ısı hırsızlığı" olarak nitelendirilebilecek bir hak ihlalidir.

Bir binanın iç bölme duvarları ve katlar arası döşemeleri, dış cephe elemanları gibi yalıtılmamaktadır. Termodinamiğin temel yasası uyarınca ısı, yüksek sıcaklıktan düşük sıcaklığa doğru kesintisiz bir akış eğilimindedir.

Alt daire sakinleri, ideal konfor sıcaklığı olan 22 °C’yi korumak adına kombisini yakarken; üst dairenin kombisini kapatarak iç ortam sıcaklığını 10-12 °C seviyelerine düşürmesi, betonarme döşemeyi kontrolsüz bir enerji köprüsüne dönüştürür.

100 m²’lik standart bir daire alanında yapılan ısıl hesaplamalar, ısıtılmayan bir komşu dairenin, alt kattan günlük yaklaşık 22,4 kWh enerji çektiğini göstermektedir. Bu gerçeklik, alt kattaki dairenin aylık faturasına yaklaşık 67 m³ ek doğalgaz sarfiyatı ve güncel birim fiyatlarla 1.000 TL’yi aşan haksız bir maliyet yüklemektedir. Dolayısıyla kombisini tamamen veya kısmen kapatan malik, komşusunun bedelini ödediği ısıyı kendi evine transfer ederek haksız kazanç sağlamaktadır.

Bu durum sadece bir verimsizlik değil, aynı zamanda hukuki bir ihlaldir. Türk Medeni Kanunu’nun 731. maddesi ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 18. maddesi, kat maliklerini birbirine zarar verecek davranışlardan kaçınmakla yükümlü kılar. "Kendi dairem, istediğimi yaparım" anlayışı apartman kültüründe fiziksel olarak da hukuki olarak da geçerli değildir. 

Bir dairenin kombisini kapatması, binanın yapısal bütünlüğünü tehdit eden yoğuşma, korozyon ve küf gibi fiziksel hasarlara yol açarken; komşu parselin ısıl konforunu gasp etmek "dürüstlük kuralına" kökten aykırıdır. Hukuk sistemi, mülkiyet hakkını asla "başkasına maddi zarar verme özgürlüğü" olarak tanımlamaz.

Enerji verimliliği, sistemin bütününde sağlanan bir optimizasyon sürecidir. Bir daire enerji sistemini tamamen devre dışı bırakması, binanın genel ısıl dengesini bozarak toplamda daha fazla enerji harcanmasına sebebiyet verir. Duvarlar sadece tuğla ve betondan ibaret fiziksel engeller değildir; onlar aynı zamanda toplumsal sözleşmenin, adaletin ve komşuluk hukukunun sınırlarıdır. 

Isı kaybı gibi, empati kaybı da yavaş yavaş ilerler. Önce rakamlarla, sonra küf lekeleriyle, en sonunda soğuyan komşuluk ilişkileriyle kendini gösterir. Bir gün bakarsınız, insanlar kışın soğuğundan değil, yitirilen insani sıcaklıktan üşümeye başlamış.

Enerjiyi adil paylaşmak zorundayız. Kombilerimiz bugün sadece bir ısınma aracı değil; bir komşuluk sınavıdır. Eğer temel insani değerlerimiz o duvarların arasından geçemiyorsa, soğuyan sadece daireler değil, toplumun ta kendisidir.