Almanlar Prusya döneminde göçler yoluyla Osmanlıya sığınmış, Babadağı'nda "Atmaca" adında bir yerleşim yeri kurarak ilk kiliselerini açmışlardı. 1857 yılında Amasya da ilk böcek atölyesi açanda Karl Mez adlı bir Alman tüccar OLMUŞTU. Almanlar 1871 yılında iç bütünlüklerini sağladıktan sonra diğer emperyalist devletlerin yolunda giderek hızlı bir okullaşmaya gittiler.
Başta İstanbul, İzmir olmak üzere; Aydın, Edirne, Hüdavendigâr, Selanik, Maraş, Şam, Halep, Beyrut, Bağdat ve özellikle Kudüs ve çevresinde "Beytül-Lahim'de" okullaşmaya hız verdiler. Okulların yanında yetimhaneler, hastaneler ve eczaneler açarak Alman Yahudilerin buralarda yerleşimini sağladılar.
Almanlar diğer taraftan Ermeniler üzerinde çalışırken bir taraftan da Protestan Araplar üzerinde çalışmalarını sürdürdüler. Fırsat buldukça Almanya'dan Kudüs ve çevresine "Türk- Alman" dostluğuna dayanarak Yahudileri sevk ederek bir taş ile iki kuş vurmuşlardı. Böylece II. Abdülhamit döneminde çok sayıda Yahudi bölgeye gelerek yerleşmişti.
Bütün bu gelişmeler Abdülhamit Hanın karşı çıkmasına karşılık "Alman- Osmanlı" dostluğu bozulmasın diye bu göçe göz yumuldu. Yahudiler hızla bölgeye nüfuz ederek okullar ve yetimhaneler açtılar. Bu işte öncü rolü Halep, Şam ve Beyrut yöresinde yaşamakta olan Yahudiler sağladı.
Almanlar Kudüs'te "Hilfsverein der deutschen Juden" ( Alman Yahudileri Yardımlaşma Birliği) örgütü ile bölgede yeni yerleşim yerleri ve okullar kurmuşlardı. Ayrıca Alman, Lazarist, Bendiktini ve Karmelit'i gurupları kutsal topraklara gelip okullar ve yerleşim yerleri kurdular.
Almanlar bununla yetinmeyip Harput, Malatya, Muş ve Van da mektep kurup yetim haneler açtılar. Bir taraftan Ermenileri eğitip yanlarına çekerken diğer taraftan Kürtlerle de dirsek temasına geçtiler. Rahip Lohman ve Papaz Von Qerzen'in çalışmaları konuya örnek gösterilecek boyuttaydı. Alman okulları diğer devletlerin açtıkları okullar gibi maalesef ruhsatsızdı. Ancak Osmanlı devleti 6 Temmuz 1899 yılında tebligat göndererek 1902 yılında Ruhsat almalarını zorunlu hale getirmişti.
Misyoner Okulların kötülüklerini Alman Lisesi Müdür Dr. Richard Pröyzer en açık dille ortaya koymuş ve :... Kıraat kitapları arasında garbî Avrupa kitaplarının noktası noktasına Türkçeye çevrilmiş numuneleri vardır. Bu şeriatta bir çocuğun kalbinde vatan hissi, vatan muhabbeti, yurt sevgisi ve milli vecd nasıl uyandırılabilirdi? sorusunu sorduktan sonra alınacak eğitimle körü körüne batılıların gönüllü köleleri olacaklarını ima etmekteydi
Bütün bunlar yapılırken çocuklar din değiştirmeye zorlanmış, bunu yaparken Islahat Fermanındaki "Hiç kimsenin din değiştirmesine mani olunmayacak" hükmü esas alınmıştı....'
Filistin'de bu yıllarda Yahudi nüfus artmaya devam etmiş, ticaret büyük oranda Yahudilerin eline geçmişti. 1910 yılına gelindiğinde 100.000 Yahudi bölgede Almanca konuşuyor, 3000 dernek, 4 bin Protestan misyoner ve 20 Katolik rahip Almanlar adına faaliyet gösteriyordu.
Sonuç olarak 1850'lerden başlayarak 1914 yılına kadar Alman Yahudileri değişik ad ve bahanelerle Beyrut, Kudüs ve Havalisine yerleşmiş, ileride meydana gelecek olaylara zemin hazırlamışlardı. Bilinenin aksine II. Abdülhamit döneminde çok sayıda Yahudi bölgeye yerleşmişti.
