Yıllar önce ülke nüfusunun yüzde sekseni köylerde yaşıyordu. Birinci Dünya Savaşı toplumu perişan etmiş, Kurtuluş savaşıyla köyler kasabalar ve şehirler yeniden hayat bulmuştu.
İnsanlar savaşların verdiği acılarla, dertlerle uğraşırken yoklukta yürekleri burkuyordu. Bu zamanlarda insanlar atların dışkılarından ayıkladıkları arpa tanelerini çıkarıp yıkadıktan sonra sobaların üzerinde kızartıp yediklerini anlatıyor Allah bir daha o günleri göstermesin diye dua ediyorlardı.
İkinci Dünya savaşı sona erince insanlar derin bir nefes almış, 1960'lara doğru iyice rahatlamış, güvenleri gelmiş, iş gücü artmıştı. Tam bu yıllarda köyün birinde bir beyin tarlalarında çalışan işçiler(maraba ve ortakçılar) vardı. Hasat mevsimi yediden yetmişe eli yeten, gücü çatan çayırlarda ot biçer, buğday, arpa ve çavdar tarlalarında ter döker, alın teri, el emeğiyle kazandıklarını ambarlara taşır ihtiyaçları kadarını un, kavut, gendime yapar kilere yerleştirirdi. Fazla olanı Erzurum'a getirip satar, kışlık ihtiyaçlarını alır, sevinçle köylerine, evlerine dönerlerdi.
Beylerin, ağaların yanında çalışan marabalarda yıllık haklarını alır diğer insanların yaptığı gibi yapardı. Hakkını almış marabalardan biri artan ürünleri şehre getirip satarak alış verişini yaptıktan sonra hanımına süslü bir çift pabuç alıp köyüne dönmüştü. Evin hanımı pabuçları görünce çok sevindi.
Sabah olunca ilk iş olarak beyin evine gidip pabuçları beyin hanımına gösterdi. Güngörmüş hanım "pabuçları kimselere gösterdin mi?
Marabanın hanımı; hayır göstermedim. Önce hanım ablama sorayım sonra o ne derse onu yapayım diye size getirdim.
Beyin hanımı tüm olgunluğuyla kendi sandığının yanına gidip, sandığını açtı... Sandıktan giyilmemiş yeni pabuçlarını çıkarır gösterdi.
Hayretler içinde kalan işçinin hanımı sordu;
"Peki, hanım abla bu pabuçları niçin giymediniz".?
Güngörmüş beyin hanımı; ’Kötü örnek olmamam için... Sende sakın giyme sandığına koy kimseye gösterme. Alan var alamayan var. Komşularını üzme deyip işçinin hanımını güzel nasihatlerle evine gönderdi..
Evet dostlar olan var olmayan var... Hayatımız eğer bu ahlaki kaidelere göre düzenlersek toplumsal rahat ve huzura kavuşmuş oluruz.
