İşte o tandırların üzerine tandır sacı konulur üzerine de tandır çulu serilirdi. Çul deyipte geçmeyin. Bin bir yamayla meydana gelmiş kalınlığı 2 hatta üç santimetre olabilirdi. Yağmurlu havaların vazgeçilmezi, ayaklarını tandıra asanların muhteşem ısıtıcısıydı. Ama nede olsa çuldu.
Çul dikiş tutmaz, bir yerinden i çekilince yamalı parçalar patır patır dökülürdü. Annem tekrar oturur bin bir zahmetle yeniden dikerdi. Ancak Çul hiç bir zaman bir bütünlük arz edemezdi.
Diyeceksin ki yerimiydi çulu anlatmak. Evet yeri sanırım. Bugün alışveriş yapmak için dükkan dükkan, alış veriş merkezi dolaştım. Ürünlerin fiyatı almış başını gidiyor. Neresinden tutsam dökülüyor. Tıpkı bizim tandırın çulu gibi...
