Örneği uzaktan vereyim yakındaki kimse alınmasın…
Tosya da birazda aklı evvel bir kadeşimiz vardı; Dünya'yı Tosyadan ibaret zanneden.. Yani Allahın lütfü keremi, bir büyük hediyesi vesselam…
Her gittiğimde uğradığım beş on dakikada olsa birlikte zaman gerçirdiğimiz ilçenin maskodu olmuş bir kardeşimiz..
Yine bir ziyaretim esnasında, onunla koyu bir sohbete dalmışken, Bir görüntülü aramaya cevap vermek zorunda kaldım.. Yanıda yapacağınız en büyük hatalardan bir tanesi… tabi bizimki herşeyi bilmek zorunda olduğumu için ‘ kiminle konuşuyorsun, ne konuşuyorsunuz’.. vesair bir gırtlağımı sıkmadığı kaldı…
Gayri ihtiyari olarak, söylenecek en yanlış sözü söyledim..
‘Sen tanımazsın’ deyiverdim..
-olurmu herkes beni tanır
-Dünyada Beni tanımayan mı var?
Evet işin gerçeğide öyle, gerçektende bildiği Dünyada onu tanımayan yoktu..
Bildiği tüm dünya Tosyadan ibaret olunca, Dünya da onu tanımamak terbiyesizlikti..
Neticede, bu anlamsız hatıra nerden aklıma takıldı derseniz;
Pazar günü bir basın toplantısına katıldım
Bir gazeteci arkadaşımız toplantıya davet eden hanımefendiye ‘Erzurum da sizi kimse tanımıyordu’ vesair tarzı bir girizgah yaparak soru yöneltmek istedi.
… Ve tabiki toplantının ruhuna yıkışır muhteşem bir cevap aldı….
‘o sizin eksiğiniz Dünya beni tanıyor’…..
Latife yapıyordur diye yüz hatlarına baktım; gayet ciddiyetle sözünün arkasında duran kararlı bir yüz ifadesi….
Ne yapalım Allahın bize lütfü keremi dedim, kendi kendime….
Sorulan sorumu;
Hanımefendi sorulan hiç birşeye cevap vermedi
ve hatta gelen hiç kimseyi dinlemedi..
e o bizim ayıbımız
Pazar günü hiç üşenmeden , hak etmediği bir makamı lutüfla işgal eden birini dinleme zahmetinde bulunursan, söylenecek her sözü hak etmişsin demektir…
Ne demiş ecdad
Aptal ata binerse bey oldum sanır, şalgam aşa girerse yağ oldum sanır
