Sevgi GÖL


Yeni Mezunlar' Hayallerle Gerçekler Arasında Yürümek

Yeni Mezunlar' Hayallerle Gerçekler Arasında Yürümek


Mezuniyet günü geldiğinde herkesin yüzünde parlak bir umut, bir heyecan görmek mümkün. Ama gerçek, her mezun için aynı olmuyor. Kimi mezun kapılarını açmaya hazır bir dünya buluyor, kimi ise belirsizlik ve endişeyle dolu karmaşık bir yola adım atıyor. İşte tam da bu noktada, yeni mezunların çoğu için zorlu bir yolculuk başlıyor: Hayallerle gerçekler arasında bir denge kurmaya çalışmak.Merak ediyorum da acaba hangisi baskın çıkacak ya da hayallerimizi gerçeklere değmeden yaşayabiliyor muyuz? 
Uzun yıllar boyunca "öğrenci" kimliğiyle yaşayan genç bireyler, diplomalarını aldıkları anda kendilerini tanımsız hissedebilirler. Çünkü öğrenci kimliği, sadece bir meslek ya da statüden ibaret değildir; hayatın neredeyse merkezi, zamanın ve enerjinin büyük kısmını kapsayan bir alanıdır. Onu kaybetmek, insanın varoluşuna dair köklü soruların ortaya çıkmasına neden olur.
“Ben kimim?”
“Hayatım bundan sonra ne olacak?”
“Başarısız mı oldum yoksa sadece yolun başında mıyım?”
Bunlar, yeni mezunların zihninde sıkça dönen sorulardır. Sosyal medya platformları ise bu soruların içinde kaybolmayı kolaylaştırır. Çünkü orada herkesin başarıları öne çıkarılırken, başarısızlıkları ve mücadeleleri görünmez kılınır. Bir sayfa üzerinde onlarca yeni iş ilanı, staj duyurusu ya da ödül kazanmış arkadaşın fotoğrafı bulunur. Bu, doğal olarak, kendini yetersiz hissetmeye yol açar. 
Mezuniyetle beraber hayatın maddi gerçekleri ön plana çıkar. Üniversite yıllarında belki de aile desteği ile yaşanan hayat, artık borçlar, kira, faturalar ve diğer masraflarla yüzleşmek zorunda kalır. Bu durum, gençlerin sırtına ağır bir yük gibi biner ve iş bulma sürecini zorlaştıran stresin temel sebeplerinden biri haline gelir.
“Kredi kartı borcumu nasıl ödeyeceğim?”
“Kira günü geldi, parayı nereden bulacağım?”
“Bir an önce işe girmem lazım, yoksa her şey çöker.”
Bunlar sadece finansal kaygılar değil, aynı zamanda kişinin özgüvenini, motivasyonunu da etkileyen önemli faktörlerdir. 
Bu ağır yüklerin altında ezilirken, yaşanan duygusal karmaşayı anlamak ve kabul etmek ilk adım olmalıdır. “Ben başarısızım” ya da “Yeterince iyi değilim” diye düşünmek yerine, bu dönemin bir geçiş süreci olduğunu kabullenmek gerekir. Bu süreçte yaşanan yorgunluk, umutsuzluk, hatta depresif hisler çoğu yeni mezunun ortak deneyimleridir.
Kendine karşı nazik olmak, bu duyguları normalleştirmek gerekir. Çünkü bu süreçten sağ çıkmak, kişisel gelişimin önemli bir parçasıdır. 
Birçok yeni mezun, hayallerini somut adımlara dönüştürmekte zorlanır. Büyük ve soyut hedefler çoğu zaman cesaret kırıcı olabilir. Bu nedenle, hedefleri küçük parçalara bölmek ve ulaşılabilir adımlar belirlemek gerekir.
Örneğin:
Haftada belirli sayıda iş başvurusu yapmak,
Online kurslara katılarak becerileri geliştirmek,
Yeni insanlarla tanışmak ve profesyonel çevre oluşturmak,
Staj veya gönüllü projelerde yer almak gibi.
Bu küçük başarılar, motivasyonu artırır ve kişinin kendine olan güvenini yeniden inşa eder. 
İş arama sürecinde reddedilmek kaçınılmazdır. Ancak reddedilmeyi kişisel başarısızlık olarak görmek yerine, gelişim için bir geri bildirim ve süreç olarak görmek gerekir. Her olumsuz cevap, mülakat tecrübesi, networking fırsatı ve yeni bir başlangıcın habercisidir.
Günlük rutinler oluşturmak, sabah erken kalkmak, fiziksel aktivite yapmak, meditasyon veya nefes egzersizleri yapmak, zihinsel dayanıklılığı artırmak için önemlidir. Kendine zaman ayırmak ve bu süreci yalnız geçirmemek de psikolojik destek sağlar. 
Kariyer sadece bir iş bulmak değildir. Kariyer; kişisel gelişim, yeteneklerin keşfi, kendini ifade etme biçimi ve hayatla kurduğun dengedir. Bu yüzden freelance işler, yan projeler, gönüllü çalışmalar ya da hobiler, kariyer yolunda değerli adımlardır.
Mezuniyet sonrası dönem, kişisel potansiyelini keşfetmek ve yeni beceriler kazanmak için bir fırsattır. Uzun vadeli düşünmek ve öğrenmeyi asla bırakmamak gerekir. 
Yeni mezunluk, zor ve karmaşık bir süreçtir. Umutsuzluk, yorgunluk ve kaygı hissedilebilir. Ama bilinmeli ki bu dönem geçicidir. Sabırla, kararlılıkla ve bilinçli adımlarla atılan her adım, geleceğin sağlam temelidir.
Kendi olumsuz duygularımızla da bu süreçte çokça savaş veriyoruz.Bazen onu sustursak da bazen kendini bir şekilde yine orada gösteriyor. Onun sesini kısmayı yerine olumlu pozitif düşünceleri ekmeyi de unutmayalım.Her olumsuz olay bizlerin başarısıyla ilgili değildir. 
Her fırtına diner; önemli olan ayakta kalabilmek ve yola devam etmektir. Sen yalnız değilsin. Bu yolda yürüyen binlerce kişi var ve hep birlikte, hayallerle gerçekler arasında dengeyi kurarak ilerliyoruz.