Abdurrahman ZEYNAL


ZELENSKİ TÜRK MİLLETİNİN KATİLLERİNİ ÖVDÜ

Ey Türk Milletinin evladı aşağıdaki yazımı oku. Sana kurulan tuzağı gör. Titre ve kendine dön. Yoksa Zelenski gibiler fırsatını bulunca Mora'da nasıl soykırım yaptılarsa aynısını sana da yapacaklar unutma.....!


1774 Küçük Kaynarca Anlaşmasıyla Rusların Ortodoksların hamiliğini üstlenmesiyle yeni bir döneme girilmişti. Bu devirde Mora'da, Erdel Beyliğinde faaliyetle geçen Rumlar "Etnik-i Eterya Cemiyet’ini" 1814 yılında Odes'da kurdular... Hedef olarak Bizans'ı kurup Türkleri İstanbul ve Anadolu'dan kovmak olarak belirlediler.....! 1821 Yunan isyanı başlamadan önce Rumlar çoğu yerde azınlık durumunda idi. Teselya'da, Epir'de ... Girit ve Kıbrıs'ta %50nin altındaydılar. Mora şehirlerinde hatırı sayılı bir Türk nüfus vardı. Türkler kalelerde ve şehirlerde yaşamaktaydı.

Odesa'da kurulan "Etnik-i Eterya'cılar Rum tüccarların parasal desteğini alarak silahlanmayı sürdürdüler. 12 Şubat 1821 yılında tüm hazırlıklarını tamamlayan Rum çeteleri Pastras başpiskoposu Germanosun desteğinde, Theodoros Kolokotronis'in komutasında 10.000 kadar silahlı eşkıya Mora Sancağının merkezi olan Tripoliçe'yi kuşattılar. Adaya dağılmış olan Türkler çoluk- çocuk Tripoliçe'ye sığınmaya çalışırken binlercesi çeteler tarafında hunharca şehit edildi. Ancak kısa süre içinde Tripoliçe düşünce kaledeki asker , sivil, çocuk, ihtiyar 10.000 Türk vahşice öldürüldü.

Bu katliamlara karışan Rum komutanı Theodoros Kolokotronis'in anılarına göre bu sayı "10.000 değil 32.000'dir. Paralarını sakladığı şüphe edilen esirlere işkence edildi. Kolları ve bacakları kesildi ve ateşin üzerinde yavaş yavaş kızartıldılar. Hamile olan kadınların karınları kesildi, kafaları kesildi. Cumadan pazara kadar hava cığlık sesleriyle doluydu.... Bir Yunan 90 kişiyi öldürdüm diye övünüyordu. Haftalarca aç bırakılan Türk çocukları çâresiz yıkıntıların arasında koşarken Yunanlılar tarafından yere atıldılar sonra vuruldular.... Su kuyuları cesetlerle dolduruldu. Mora'daki soykırım ancak öldürecek başka Türk kalmadığında sona erdi" ifadesi bir gerçeğin ifadesiydi.

İngiliz Tarihçi William St. Clair "Rumlar Yunanistan'daki Türkleri yok ederken arkalarında az iz bıraktılar. 1821 ilkbaharında dünyanın geri kalanı tarafından arkalarından göz yaşı dökülmeden ve fark edilmeden aniden yok oldular. Bir zamanlar Yunanistan'ın bütün ülkenin etrafına yığılmış büyük bir Türk nüfusuna sahip olduğuna bile inanmak zordu. Bu ailelerin arasında varlıklı çiftçiler, tüccarlar, memurlar yaşıyordu ve yüzlerce yıl boyunca burada yaşamış ve buralar kendi yurtlarıydı... Kasıtlı ve acımasızca öldürüldüler.... Rumlar ve hiç bir zaman pişmanlık gösterilmediler."

Rumların bıraktıkları izlerden biri ressamların fırçasından çıkan tabloda "Tripoliçe'ye Yunan Bayrağını diken Panayotis Kefalas, resmedilmiştir. Arka planda bir kısmı yıkık bir camii, camiinin önünde de yerde yatan Türk şehitleri dikkat çekmektedir".‎

Bu katliamlardan sonra harekete geçen Osmanlı Ordu ve donanması asilere gereken dersi verirken Avrupalı yazar, şair ve ressamlar Rumların yanında yer alarak Türkleri kötülemeye başladılar. Lord Bayron, Victor Hugo gibiler şiirle, Beethoven gibiler besteleriyle, ressamlar çizdikleri portrelerle ve gazeteciler pireyi deve yaparak verdikleri haberlerle batı kamuoyunu Türklerin aleyhine çevirmeye çalıştılar.

200 yıl sonra Victor Hugo'nun yerini Fransa'nın Cumhurbaşkanı Makron almış, Lord Bayron'un yerini Alman Dışişleri Bakanı üstlenmiş, Amerikalılarda oluşacak kaosun resmini çizmeye hazırlanmaktadırlar.

Şimdi Rusların perişan ettiği Ukrayna devlet başkanı Zelinski çıkmış elleri Türk kanına bulaşmış Etnik-i Eterya'cıları savunarak bir tarih tezi ortaya koymaktadır. Bu adamı unutma...!

Sonuç olarak bize soykırımcı diyen utanmazlar, özür dilemekten bahseden omurgasız hainler, her dönem öldürülen Türkler olsa da asla yok edemeyeceklerini anlayanların bu son oyunu da bozulacak ve Egenin, Akdeniz'in mavi sularına gömülecektir..! Milletimiz yaşayacak Düşmanları kahrolacaktır.