ERZURUMUN GERİ KALMASININ ZİHİN KODLARI
Tarih: 31.10.2019 07:47:55 / 1038okunma / 0yorum
Abdurrahman ZEYNAL

 

Dünyanın kadim şehirlerinden biri, tarihî İpek Yolu´nun üzerinde, kara, hava ve demir yolu ağı ile dünyaya bağlanan bir şehir neden geri gider? Acaba bunun sosyal, kültürel, ekonomik sebepleri nelerdir? Bunun üzerinde kendimce bir şeyler karaladım. Konuyla ilgili tespitlerim aşağıdaki bilgiler demetidir. Bunlar:

1-Ticari geleneğin olmaması

Bir şehrin, bir bölgenin ekonomik ve sanayi gücünün olabilmesi alt yapısının bu işe uygun olmasına bağlıdır. İpek Yolu şehri olarak ticarî ürünlerin depolandığı, takas edildiği ve nakledildiği yer olmasına karşılık incelemeler gösteriyor ki tüccar zümresi tarih boyunca İranlı, Hintli, Arap, Hitaylı veya Uzakdoğulu oluşmuştur. 1930´larda İranlılar çekilince yerine Karadenizli esnaflar gelmiş, onlarda 1975´lerde çekilince ticari özellik büyük ölçüde yara almış, köylerden ve doğudan gelen esnaf ve sanatkarlık bilgisi az olan insanlar esnaflık yapmaya başlayınca ciddi sıkıntılar ortaya çıkmıştır. Yerli ahali daha çok ara eleman, hizmet sektöründe kahvecilik, fırıncılık, lokantacılık veya rençpercilik yapmış, bunun sonucunda şehirde istikrarlı ticarî gelenek oluşmamıştır. Şehirde yapılacak bir araştırmada görülecektir ki; ticarî geleneği devam ettiren asırlık aileler yoktur.

2-Sanat ve Esnaflık Geleneğinin Köklü Olmaması:

Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf ve Sanatkârlar Odalarına kayıtlı 15.000´den fazla üye olmasına karşılık yapılacak bir araştırma gösterecektir ki bu kadar üye içinde  dededen toruna intikal eden esnaf ve sanatkâr zümresi olarak hayatını sürdürenlerin sayısı 100´den fazla değildir. Geleneğin olmadığı yerde şehir, ülke veya dünya çapında marka çıkmaz, üretilemez, dolayısıyla ekonomik gelişmede sağlanamaz.

3-Birlikte İş Yapma Kültürünün Zayıf Olması:

Osmanlı ve Cumhuriyet´te bireysel olan ticari işler 1950 sonrası kolektif çalışmayı gerekli kılmış, bunun sonucunda bazı müteşebbisiler bir araya gelerek un, tuğla, ayakkabı fabrikası kurmuş, Aşkale, Oltu, İspir´de kömür ocakları açılmış, çorap üreten iki fabrika hayata geçirilmiştir. 1974 yılında kömür işletmeleri devletleştirilince  bir araya gelme, iş yapma kültürü yara almış, ilerleyen yıllar her ne kadar bir kısım insanın bir araya gelmesiyle  bir şeyler yapılmaya çalışılmışsa da DOYASAN Yağ Fabrikası, TEDAŞ´ın özelleştirilmesi, Şeker Fabrikasının satılması ve Dershaneler örneğinde olduğu gibi uzun ömürlü olamamıştır.

4-Üretme Alışkanlığından Yoksun Anlayış:

Ekonominin ana esası üretme olmasına karşılık burada başarılı olunamamıştır. Köylü tarlasını ekmekten, hayvan besicisi besicilik yapmamaktan, kömür işletmeleri kapanmaktan, süt endüstrisine dayanan mandıralar kapanmaktan, şeker pancarı üretimi özeleştirmeden kurtulamamış ve üretim büyük yara almıştır. Yeşil mercimeği ekmekten kaçınmış, patates üretiminde yaya kalmış, bal üretimini yani arıcılığı Karadenizli yetiştiricilere kaptırmışız.

5- Fabrikaları Satın Alanların Ekonomik Durumu:

1980´lere kadar az veya çok sanayileşme hamleleri olmuş, orta ölçekli 20 den fazla fabrika şehirde üretime geçmiş, ancak 1980 sonrası özelleştirme adına pek çok fabrika satılmış, hurdaya çıkarılmış, Erzurum da "Sanayi olmaz" anlayışı hakim düşünceye dönüşünce sanayileşme son bulmuştur. Özelleştirmede fabrikaları alanların fabrikatörlük geçmişi birikmiş sermayesi, bilim ve teknolojik alt yapısı olmadığı gibi bırakın ilave yapmayı işletme sermayelerinin olmayışı, işletme kültürünü bilmemeleri, bankalara dayalı kredi kullanmaları, hatta ne üreteceklerine bir türlü karar verememeleri neticeye çok ciddi olumsuz etki etmiş, işletmeler birer, ikişer devre dışı kalmışlar....!

6-Satıcının ve Alıcının Şehirde Üretilene Yanlış Bakması:

Şehrin zihin yapısı kaliteli ürün yapılsa bile sanayicisi, esnafı ve tüketicisi tarafından kabul görmemiş, neticede işletmeye sermaye yatıranlar iflas ederek yok olmuşlardır. Örneğin 1970´lerde mütevazi atölyelerinde  üretilen el arabası esnafımız tarafından alınıp satılmamış, kapı komşusu bile komşusunun ürününü almamış, üretici malını İstanbul tüccarına satmış, İstanbullu tüccar sadece soğuk damgasını vurarak tekrar Erzurum´a gönderdiğinde alıcılar gördün mü? İşte araba dediğin böyle olur diyerek Erzurum´da üretilen el arabasını daha pahalı olarak almıştır. Başka bir örnekte Turalıoğlu Sacları Erzurum da üretilmiş, ama kendi esnafımız, inşaatçılar bu saçları almamış, İstanbul´dan gelen sacları tercih etmiş, böylece Turalıoğlu sac fabrikasının İstanbul´a taşınmasına sebep olmuştur.

Bir diğer örnek elektrik kabloların da görülmüş, Erzurum da üretilen kablolar alınmamış buna karşılık HES kablo tercih edilerek kendi üretimimiz baltalanmıştır. Şehir merkezinde ve Aşkale´de iki ayrı çorap ve çamaşır fabrikası kurulmuş, ne yazık ki üretilen ürünler önce İstanbul´a gitmiş, oradan tekrar şehre gelerek satılmış, bu durum maliyeti artırınca fabrikalar kapanmıştır. Dr. Cemil Çil ve ortaklarının kurduğu Döküm fabrikası, Efraim Güngör´ün kurduğu Ef-Gün Sanayi tesisleri müşterisizlikten kapanırken, Dedeoğlu Kazan Sanayi tarafından üretilen kazanları kurumlar ve inşaatçılar almamış, Trabzon´dan gelen Hür-SAN kazanları tercih edilerek üretimin dolaylı yoldan engellenmesi gerçekleşmiştir.

7-Siyasi Güç Şehir Ekonomisine Hiç Bir Katkı Sunamaması:

Günümüzde şehirlerin kalkınmasında siyasetin ve siyasilerin çok ama çok etkisi var. Beş yıllık planlar yapılırken güçlü siyasiler kendi şehirlerini bir adım öne çıkarmakta, kaynak ayarlamakta ve yatırımların şehirlerine yönelmesini sağlamaktadır. Atatürk Üniversitesinin kurulması Rıfkı Salim Burçak hocanın gayretiyle olduğu gibi Şeker Fabrikasının yapılması da yine dönemin siyasilerinin sempatik tavırlarından destek almıştır. Buna karşılık Erzurum Yem, Süt, Şeker fabrikalarının satılması, Tarım Aletleri Fabrikasının önce özelleştirilmesi, sonra kapatılması, Zirai Donatım Kurumunun tasfiyesi yine siyasiler eliyle olmuştur. Ne yazık ki her ilin siyasileri şehirlerine yatırım götürmeye gayret sarf ederken, 1980 sonrası bizim siyasilerimiz fabrikaların satılıp heder olmaları konusunda ciddi faaliyet gösterememişler, hatta destek olmuşlardır. Süleyman Demirel´le görüşmek isteyen ziyaretçiler örneği bu durumun açık teyit edilmesi değilmidir?

8-Göç Göç

Şehirlerin en önemli problemi göç alma veya göç vermektir. Erzurum için göç asıl problemdir. Tarlaları ekilmemekte, Yaylalarında sürüler otlamamakta, küçük işletmelerde kapanmaktadır. Bunun sonucu vatandaş çocuğuna iş bulma ümidiyle büyük kentlere gitmekte, giderken nesi varsa hepsini alıp götürmektedir. Böylece sermaye, beşeri güç, zihinsel güç ve yetişmiş insan gitmektedir. Bu durum şehrin, siyasi, ekonomik, kültürel ve demografik değişimine yol açmakta olup bir an önce bunun çözülmesi gerekmektedir.

9-Sonuç:

Yukarıda sıraladığımız nedenlerden dolayı şehir sosyo-pisiklojik  hastalığa yakalanmış, kültürel kırıma, ekonomik yıkıma uğramış, sürekli beşeri varlığını kaybetmiştir. Bütün bunlara karışı yapılacak iş, şehrin zihin kodlarını değiştirmekle sağlanacağı aşikardır. Şehrin maraba kültüründen, gelene ağam, gidene paşam deme anlayışından, mahalle baskısından, yanlış dini söylemlerden kurtulmasıyla mümkün olacağını insanımıza anlatmakla sağlanabilecektir. Bunun için iki üniversitemiz, yetişmiş insan potansiyelimiz, siyasetle iştigal eden insanlarımız el ele, gönül gönüle çalışarak zihin değişimini sağlamaları gerekmektedir. Çünkü "gerçek zihinlerde şekillenir, gönüllerde zenginleşir, beyinlerde meyve verecek hale gelir, top yekun hareketle hayat bululur".

Bunu sağlayacak bilim adamlarına, din adamlarına, şehri savunan siyasetçilere ve gönlünü, yüreğini şehre adamış adsız kişilere şimdiden selam olsun.

                                       ERZURUMUN GERİ KALMASININ ZİHİN KODLARI

Dünyanın kadim şehirlerinden biri, tarihî İpek Yolu´nun üzerinde, kara, hava ve demir yolu ağı ile dünyaya bağlanan bir şehir neden geri gider? Acaba bunun sosyal, kültürel, ekonomik sebepleri nelerdir? Bunun üzerinde kendimce bir şeyler karaladım. Konuyla ilgili tespitlerim aşağıdaki bilgiler demetidir. Bunlar:

1-Ticari geleneğin olmaması

Bir şehrin, bir bölgenin ekonomik ve sanayi gücünün olabilmesi alt yapısının bu işe uygun olmasına bağlıdır. İpek Yolu şehri olarak ticarî ürünlerin depolandığı, takas edildiği ve nakledildiği yer olmasına karşılık incelemeler gösteriyor ki tüccar zümresi tarih boyunca İranlı, Hintli, Arap, Hitaylı veya Uzakdoğulu oluşmuştur. 1930´larda İranlılar çekilince yerine Karadenizli esnaflar gelmiş, onlarda 1975´lerde çekilince ticari özellik büyük ölçüde yara almış, köylerden ve doğudan gelen esnaf ve sanatkarlık bilgisi az olan insanlar esnaflık yapmaya başlayınca ciddi sıkıntılar ortaya çıkmıştır. Yerli ahali daha çok ara eleman, hizmet sektöründe kahvecilik, fırıncılık, lokantacılık veya rençpercilik yapmış, bunun sonucunda şehirde istikrarlı ticarî gelenek oluşmamıştır. Şehirde yapılacak bir araştırmada görülecektir ki; ticarî geleneği devam ettiren asırlık aileler yoktur.

2-Sanat ve Esnaflık Geleneğinin Köklü Olmaması:

Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf ve Sanatkârlar Odalarına kayıtlı 15.000´den fazla üye olmasına karşılık yapılacak bir araştırma gösterecektir ki bu kadar üye içinde  dededen toruna intikal eden esnaf ve sanatkâr zümresi olarak hayatını sürdürenlerin sayısı 100´den fazla değildir. Geleneğin olmadığı yerde şehir, ülke veya dünya çapında marka çıkmaz, üretilemez, dolayısıyla ekonomik gelişmede sağlanamaz.

3-Birlikte İş Yapma Kültürünün Zayıf Olması:

Osmanlı ve Cumhuriyet´te bireysel olan ticari işler 1950 sonrası kolektif çalışmayı gerekli kılmış, bunun sonucunda bazı müteşebbisiler bir araya gelerek un, tuğla, ayakkabı fabrikası kurmuş, Aşkale, Oltu, İspir´de kömür ocakları açılmış, çorap üreten iki fabrika hayata geçirilmiştir. 1974 yılında kömür işletmeleri devletleştirilince  bir araya gelme, iş yapma kültürü yara almış, ilerleyen yıllar her ne kadar bir kısım insanın bir araya gelmesiyle  bir şeyler yapılmaya çalışılmışsa da DOYASAN Yağ Fabrikası, TEDAŞ´ın özelleştirilmesi, Şeker Fabrikasının satılması ve Dershaneler örneğinde olduğu gibi uzun ömürlü olamamıştır.

4-Üretme Alışkanlığından Yoksun Anlayış:

Ekonominin ana esası üretme olmasına karşılık burada başarılı olunamamıştır. Köylü tarlasını ekmekten, hayvan besicisi besicilik yapmamaktan, kömür işletmeleri kapanmaktan, süt endüstrisine dayanan mandıralar kapanmaktan, şeker pancarı üretimi özeleştirmeden kurtulamamış ve üretim büyük yara almıştır. Yeşil mercimeği ekmekten kaçınmış, patates üretiminde yaya kalmış, bal üretimini yani arıcılığı Karadenizli yetiştiricilere kaptırmışız.

5- Fabrikaları Satın Alanların Ekonomik Durumu:

1980´lere kadar az veya çok sanayileşme hamleleri olmuş, orta ölçekli 20 den fazla fabrika şehirde üretime geçmiş, ancak 1980 sonrası özelleştirme adına pek çok fabrika satılmış, hurdaya çıkarılmış, Erzurum da "Sanayi olmaz" anlayışı hakim düşünceye dönüşünce sanayileşme son bulmuştur. Özelleştirmede fabrikaları alanların fabrikatörlük geçmişi birikmiş sermayesi, bilim ve teknolojik alt yapısı olmadığı gibi bırakın ilave yapmayı işletme sermayelerinin olmayışı, işletme kültürünü bilmemeleri, bankalara dayalı kredi kullanmaları, hatta ne üreteceklerine bir türlü karar verememeleri neticeye çok ciddi olumsuz etki etmiş, işletmeler birer, ikişer devre dışı kalmışlar....!

6-Satıcının ve Alıcının Şehirde Üretilene Yanlış Bakması:

Şehrin zihin yapısı kaliteli ürün yapılsa bile sanayicisi, esnafı ve tüketicisi tarafından kabul görmemiş, neticede işletmeye sermaye yatıranlar iflas ederek yok olmuşlardır. Örneğin 1970´lerde mütevazi atölyelerinde  üretilen el arabası esnafımız tarafından alınıp satılmamış, kapı komşusu bile komşusunun ürününü almamış, üretici malını İstanbul tüccarına satmış, İstanbullu tüccar sadece soğuk damgasını vurarak tekrar Erzurum´a gönderdiğinde alıcılar gördün mü? İşte araba dediğin böyle olur diyerek Erzurum´da üretilen el arabasını daha pahalı olarak almıştır. Başka bir örnekte Turalıoğlu Sacları Erzurum da üretilmiş, ama kendi esnafımız, inşaatçılar bu saçları almamış, İstanbul´dan gelen sacları tercih etmiş, böylece Turalıoğlu sac fabrikasının İstanbul´a taşınmasına sebep olmuştur.

Bir diğer örnek elektrik kabloların da görülmüş, Erzurum da üretilen kablolar alınmamış buna karşılık HES kablo tercih edilerek kendi üretimimiz baltalanmıştır. Şehir merkezinde ve Aşkale´de iki ayrı çorap ve çamaşır fabrikası kurulmuş, ne yazık ki üretilen ürünler önce İstanbul´a gitmiş, oradan tekrar şehre gelerek satılmış, bu durum maliyeti artırınca fabrikalar kapanmıştır. Dr. Cemil Çil ve ortaklarının kurduğu Döküm fabrikası, Efraim Güngör´ün kurduğu Ef-Gün Sanayi tesisleri müşterisizlikten kapanırken, Dedeoğlu Kazan Sanayi tarafından üretilen kazanları kurumlar ve inşaatçılar almamış, Trabzon´dan gelen Hür-SAN kazanları tercih edilerek üretimin dolaylı yoldan engellenmesi gerçekleşmiştir.

7-Siyasi Güç Şehir Ekonomisine Hiç Bir Katkı Sunamaması:

Günümüzde şehirlerin kalkınmasında siyasetin ve siyasilerin çok ama çok etkisi var. Beş yıllık planlar yapılırken güçlü siyasiler kendi şehirlerini bir adım öne çıkarmakta, kaynak ayarlamakta ve yatırımların şehirlerine yönelmesini sağlamaktadır. Atatürk Üniversitesinin kurulması Rıfkı Salim Burçak hocanın gayretiyle olduğu gibi Şeker Fabrikasının yapılması da yine dönemin siyasilerinin sempatik tavırlarından destek almıştır. Buna karşılık Erzurum Yem, Süt, Şeker fabrikalarının satılması, Tarım Aletleri Fabrikasının önce özelleştirilmesi, sonra kapatılması, Zirai Donatım Kurumunun tasfiyesi yine siyasiler eliyle olmuştur. Ne yazık ki her ilin siyasileri şehirlerine yatırım götürmeye gayret sarf ederken, 1980 sonrası bizim siyasilerimiz fabrikaların satılıp heder olmaları konusunda ciddi faaliyet gösterememişler, hatta destek olmuşlardır. Süleyman Demirel´le görüşmek isteyen ziyaretçiler örneği bu durumun açık teyit edilmesi değilmidir?

8-Göç Göç

Şehirlerin en önemli problemi göç alma veya göç vermektir. Erzurum için göç asıl problemdir. Tarlaları ekilmemekte, Yaylalarında sürüler otlamamakta, küçük işletmelerde kapanmaktadır. Bunun sonucu vatandaş çocuğuna iş bulma ümidiyle büyük kentlere gitmekte, giderken nesi varsa hepsini alıp götürmektedir. Böylece sermaye, beşeri güç, zihinsel güç ve yetişmiş insan gitmektedir. Bu durum şehrin, siyasi, ekonomik, kültürel ve demografik değişimine yol açmakta olup bir an önce bunun çözülmesi gerekmektedir.

9-Sonuç:

Yukarıda sıraladığımız nedenlerden dolayı şehir sosyo-pisiklojik  hastalığa yakalanmış, kültürel kırıma, ekonomik yıkıma uğramış, sürekli beşeri varlığını kaybetmiştir. Bütün bunlara karışı yapılacak iş, şehrin zihin kodlarını değiştirmekle sağlanacağı aşikardır. Şehrin maraba kültüründen, gelene ağam, gidene paşam deme anlayışından, mahalle baskısından, yanlış dini söylemlerden kurtulmasıyla mümkün olacağını insanımıza anlatmakla sağlanabilecektir. Bunun için iki üniversitemiz, yetişmiş insan potansiyelimiz, siyasetle iştigal eden insanlarımız el ele, gönül gönüle çalışarak zihin değişimini sağlamaları gerekmektedir. Çünkü "gerçek zihinlerde şekillenir, gönüllerde zenginleşir, beyinlerde meyve verecek hale gelir, top yekun hareketle hayat bululur".

Bunu sağlayacak bilim adamlarına, din adamlarına, şehri savunan siyasetçilere ve gönlünü, yüreğini şehre adamış adsız kişilere şimdiden selam olsun.

Anahtar Kelimeler: ERZURUMUN, GERİ, KALMASININ, ZİHİN, KODLARI
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
NE OLDU BİZE, BU GİDİŞ NEREYE? (11 Kasım 2019 - Pazartesi)
ŞAH MAT (22 Ekim 2019 - Salı)
TARİH VE COĞRAFYA (15 Ekim 2019 - Salı)
DARAĞACI MAHALLESİ (14 Ekim 2019 - Pazartesi)
BÜYÜK TÜRK MİLLETİ TÜRKİYEM (12 Ekim 2019 - Cumartesi)
RACİ SOLMAZIN ARDINDAN (11 Ekim 2019 - Cuma)
KIRMIZI IŞIK (10 Ekim 2019 - Perşembe)
TEPE MEZARLIĞI (07 Ekim 2019 - Pazartesi)
HURAFE (04 Ekim 2019 - Cuma)
ERZURUM´U YÖNETENLER GÖREV BAŞINA (01 Ekim 2019 - Salı)
DİL... (30 Eylül 2019 - Pazartesi)
İFTİRA (26 Eylül 2019 - Perşembe)
GÜVEN VEYA GÜVENSİZLİK (24 Eylül 2019 - Salı)
BU KONULARI OKUMADAN KONUŞMAYIN, YAZMAYIN (19 Eylül 2019 - Perşembe)
Kadana Mahallesini Gezmeye varmısınız? (16 Eylül 2019 - Pazartesi)
12 EYLÜL 1980 (14 Eylül 2019 - Cumartesi)
BALTAHANE VEYA KOMESLİ HANI (11 Eylül 2019 - Çarşamba)
HACI CUMA MAHALLESİNDEN ERZURUMU SEYRETMEK (09 Eylül 2019 - Pazartesi)
ÇAĞRIMDIR (04 Eylül 2019 - Çarşamba)
BENİMLE YÜRMEK İSTERMİSİNİZ (19 Ağustos 2019 - Pazartesi)
SÜLEYMAN NECATİ VE ERZURUM (05 Ağustos 2019 - Pazartesi)
VATANIN BAĞRINDA ELLİ YEDİ GÜN (02 Ağustos 2019 - Cuma)
HAYDİ ERZURUM´A GEL (01 Ağustos 2019 - Perşembe)
100. YILINDA MİLLİ MÜCADELE VE ERZURUM -2- (24 Temmuz 2019 - Çarşamba)
ZİRVE ŞEHİR (11 Temmuz 2019 - Perşembe)
Öğretmen ve Siyasetçi Cevat Dursunoğlu (03 Temmuz 2019 - Çarşamba)
ERZURUM´LU KARA FATMA (02 Temmuz 2019 - Salı)
Bir güzel Ozan: Aşık Sıtkı Eminoğlu (27 Haziran 2019 - Perşembe)
DERSİM´İ BİRDE BÖYLE OKUYUN (17 Haziran 2019 - Pazartesi)
Nikolay İvanoviç İlminskiy ve Bölücülük (13 Haziran 2019 - Perşembe)
ERZURUM´U ANARKEN... (30 Mayıs 2019 - Perşembe)
100 YIL ÖNCE 19 MAYIS (20 Mayıs 2019 - Pazartesi)
FEDAKÂR, CEFAKÂR, OF DEMEYEN ANAM´A (13 Mayıs 2019 - Pazartesi)
KAYBETTİK...! MAĞLUP OLDUK...! (11 Mayıs 2019 - Cumartesi)
DİNDEN KAÇIŞ (06 Mayıs 2019 - Pazartesi)
BİR MÜCADELE ADAMI (30 Nisan 2019 - Salı)
ÇOCUKLUĞUMDAKİ 23 NİSAN (25 Nisan 2019 - Perşembe)
ÇİFTE STANDART VE GERÇEK (23 Nisan 2019 - Salı)
HAFIZ NUSRET GEDİK (22 Nisan 2019 - Pazartesi)
YEŞİL MERCİMEK ÜRETİMİ VE ÇÖZÜM (15 Nisan 2019 - Pazartesi)
SİYASET NEDİR? (04 Nisan 2019 - Perşembe)
TÜRKİYE´NİN GÖREVİ (27 Mart 2019 - Çarşamba)
ÖNLÜK, FORMA ve AİDİYET DUYGUSU (26 Mart 2019 - Salı)
ÜZÜLÜYORUM (22 Mart 2019 - Cuma)
ŞEHİT BURAK TATAR´IN SON VASİYETİ (18 Mart 2019 - Pazartesi)
101 Yıl Önce 12 Mart Erzurum (12 Mart 2019 - Salı)
ROMA´DAN ABD´YE (11 Mart 2019 - Pazartesi)
YARABBİM BU BELALARDAN ÜLKEMİZİ KORUSUN (09 Mart 2019 - Cumartesi)
HAMİYET VE HAK NEDİR (07 Mart 2019 - Perşembe)
MİLLETİN BEKASI NEDİR? (05 Mart 2019 - Salı)
Milli Kültür Nedir? (26 Şubat 2019 - Salı)
KENEVİR EKİMİNDEN BEZİRHANELERE (17 Ocak 2019 - Perşembe)
RADİKAL İSLAMCILARIN DEĞİŞİMİ (09 Ocak 2019 - Çarşamba)
BEYNAMAZ AHMET EFSANESİ (29 Aralık 2018 - Cumartesi)
ALLAHU EKBER´DE 90.000 ASKER DONMADI (27 Aralık 2018 - Perşembe)
OSMANLI VE DENGE POLİTİKASI (12 Aralık 2018 - Çarşamba)
TARIMSAL ÜRETİM NASIL ARTIRILIR (03 Aralık 2018 - Pazartesi)
Acılar Yurdu: Doğu Türkistan (2) (27 Kasım 2018 - Salı)
Acılar Yurdu: Doğu Türkistan (1) (26 Kasım 2018 - Pazartesi)
ÖĞRETMEN OLACAĞIM (23 Kasım 2018 - Cuma)
ÇİN ZULÜM YAPIYOR, DÜNYA SEYREDİYOR (22 Kasım 2018 - Perşembe)
OSMANLI PAY EDİLİRKEN (14 Kasım 2018 - Çarşamba)
CUMHURİYETE GİDEN YOL (02 Kasım 2018 - Cuma)
Güzel Bir Bürokrat (11 Ekim 2018 - Perşembe)
NE OLDU BİZE (24 Eylül 2018 - Pazartesi)
DUYMAK İSTEMİYORUM (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
TÜRK ORDUSU VE ZAFER BAYRAMI (30 Ağustos 2018 - Perşembe)
ERZURUMUN ALTIN YILLARI(1948-1985) (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
ERZURUM RADYOSU KAPATILMASIN (04 Ağustos 2018 - Cumartesi)
OSMANLI TOPLUMU VE BÜROKRASİ (30 Temmuz 2018 - Pazartesi)
23 TEMMUZ ERZURUM KONGRESİ (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
MEHMET SEKMEN BAŞKANIMA AÇIK MEKTUP (09 Temmuz 2018 - Pazartesi)
ERZURUM´DAN NARMAN´A (07 Temmuz 2018 - Cumartesi)
ADALET YİNE ADALET (05 Temmuz 2018 - Perşembe)
TAŞ KALPLİ (28 Haziran 2018 - Perşembe)
Prof. Dr. EROL KÜRKÇÜOĞLU (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
PROF. DR. MUSTAFA ILICALI (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
BİR ZAMANLAR ERZURUM´DA HAYAT VARDI (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
2026 KIŞ OLİMPİYATLARI ERZURUM´A (04 Mayıs 2018 - Cuma)
DEVLET (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
ÖZLEMİM (28 Nisan 2018 - Cumartesi)
TÜRK MİLETİNİN EVLATLARI! (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
SEÇİM (19 Nisan 2018 - Perşembe)
DİL VE ATASÖZLERİ (17 Nisan 2018 - Salı)
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI TARTIŞILIRKEN (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
ACI, DRAM VE ÇARESİZLİK (04 Nisan 2018 - Çarşamba)
GÜN BATIMINDA ERZURUM OVASI (02 Nisan 2018 - Pazartesi)
ERZURUM SOKKALARINDA KISA BİR TUR (27 Mart 2018 - Salı)
BİBİLİK OYUNU OYNADINIZMI? (22 Mart 2018 - Perşembe)
MEHMETÇİK VAKFI VE AFRİNDE MEHMETÇİK (05 Mart 2018 - Pazartesi)
İNSAN VE ŞEYTAN ARKADAŞ OLURSA (16 Şubat 2018 - Cuma)
AKKUŞ ÇAY EVİNDE EDEP ÖĞRENDİM (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
O BİZİM NAMUSUMUZU KORUDU (01 Şubat 2018 - Perşembe)
SOSYAL KIYAMET: YAŞLI KADIN DONARAK ÖLDÜ (29 Ocak 2018 - Pazartesi)
İbrahim Erkal Kültür Merkezi (25 Ocak 2018 - Perşembe)
KAN SINIRLARI HARİTASINDAN AFRİN´E (24 Ocak 2018 - Çarşamba)
BALTAHANE (18 Ocak 2018 - Perşembe)
SORUMLULUK DUYGUSU (29 Aralık 2017 - Cuma)
VURULDUN ÖĞRETMENİM..! (20 Aralık 2017 - Çarşamba)
ERZUMDA DÜN VAR OLAN BUGÜN OLMAYAN FABRİKALAR (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
KUDÜS (12 Aralık 2017 - Salı)
KUDÜS VE MESCİD-İ AKSA´NIN KISA TARİHÇESİ (09 Aralık 2017 - Cumartesi)
KANMAYIN, KANDIRILMAYIN, KANDIRMAYIN (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
TAZİYE ÇADIRI KALDIRILSIN (20 Kasım 2017 - Pazartesi)
ŞEHİT OLDULAR (17 Kasım 2017 - Cuma)
140 Yıl Sonra Aziziye Tabyalarına Yürümek (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
EĞİTİMDE KISIR DÖNGÜ (09 Kasım 2017 - Perşembe)
İFTİRA OLMUŞTAN BETERDİR (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
MİLLİ MÜCADELE ERZURUM´DAN BAŞLIYOR-3 (26 Ekim 2017 - Perşembe)
MİLLİ MÜCADELE ERZURUM´DAN BAŞLIYOR-1 (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
YÖNETİCİLERDE İTİKAFA GİRSE (02 Ekim 2017 - Pazartesi)
Ciddi, Ciddiyet,Ciddi Olmak..! (25 Eylül 2017 - Pazartesi)
ERZURUM´DA BİR MEKÂN: HAMZAHANE (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
KURBANLARINIZI MEHMETÇİK VAKFI KESSİN (23 Ağustos 2017 - Çarşamba)
ABD TÜRKİYE İLE DALGA GEÇİYOR (19 Ağustos 2017 - Cumartesi)
SOĞANLI DAĞLARINDA ŞEHİTLER YATAR (14 Ağustos 2017 - Pazartesi)
BİT, PİRE VE TİFO=ÖLÜM (07 Ağustos 2017 - Pazartesi)
DELİRMİŞ DEDİLER......! (02 Ağustos 2017 - Çarşamba)
Mescid-i Aksa´ya Neden Kilit Vurdular? (26 Temmuz 2017 - Çarşamba)
1955´de Erzurum´daki Bölge Müdürlükleri (19 Temmuz 2017 - Çarşamba)
ADALET İSTİYORUM (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Ağa, Bey, Patron ve Zihniyet Kültürümüz (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
DEVLET, TARİH VE BÜROKRASİ (29 Haziran 2017 - Perşembe)
KURAN KURSLARI (13 Haziran 2017 - Salı)
İSTANBUL İZLENİMLERİM (23 Mayıs 2017 - Salı)
ŞEHİT KOCAMIN HATRI İÇİN (18 Mayıs 2017 - Perşembe)
TÜTEN BACALARI TÜTMEYEN DUMLU (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
1920-2015 ERZURUM MİLLETVEKİLLERİ (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
SULAR DA AĞLAR (02 Mayıs 2017 - Salı)
YOLCULUK (21 Mart 2017 - Salı)
ÇANAKKALE´DE SAVAŞAN ERZURUMLULAR (17 Mart 2017 - Cuma)
1918´inde ERZURUM (13 Mart 2017 - Pazartesi)
Fazıl Hüsnü Dağlarca (10 Mart 2017 - Cuma)
ERZURUM KALKINACAKMIŞ (06 Mart 2017 - Pazartesi)
YALAN SÖYLEDİK (28 Şubat 2017 - Salı)
BABA ON LİRA VER (21 Şubat 2017 - Salı)
TAS İTTİ (10 Şubat 2017 - Cuma)
YAKUTİYE İLÇESİNDE EĞİTİM (17 Ocak 2017 - Salı)
KÖMÜR KUYRUKLARINDA ÇİLE (11 Ocak 2017 - Çarşamba)
ERZURUM´DA ISINMA PROBLEMİ (09 Ocak 2017 - Pazartesi)
GÜVEN VEYA GÜVENSİZLİK (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
MİLLİ EĞİTİM İFLAS EDERKEN (26 Aralık 2016 - Pazartesi)
PALANDÖKEN İLÇESİNDE EĞİTİM (22 Aralık 2016 - Perşembe)
ÖĞRETMEN TECRÜBE DEMEK-1 (26 Kasım 2016 - Cumartesi)
ERZURUM`DA ÖLÜM VE TAZİYE GELENEĞİ (24 Şubat 2015 - Salı)
Acılar Yurdu: Doğu Türkistan (17 Şubat 2015 - Salı)
KARAKÖSE MAHALLESİ-5 (11 Şubat 2015 - Çarşamba)
KAĞIZMANA ISMARLADIM NAR GELE (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Erzurum için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:43 07:28 12:27 14:51 17:09 18:41
-Günümüzde evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır. (Bak bunu duyduğum iyi oldu ben zaten evlenmiyecem böylece kamçılamış oldum bu sözlerle) -Rodin’in ünlü ‘düşününen adam’ heykeli aslında İtalyan şair dante’nin portresidir. -Uranüs çıplak gözle görülen

İlginç Bilgiler 4
Yufka ile yapılan böreklerde tepsiye yaydığınız yufkaların üzerine eritilmiş margarin ve sütten oluşmuş karışımı dökerseniz böreklerinize ayrı bir lezzet katarsınız. Yufka ile yaptığınız böreklerin üstüne, böreği fırına vermeden önce bir yumurtayı, bir ş

Börek Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları