Nazan YAŞARBAŞ


ANNELERDEN MEKTUP 3-

Büyük çile çeken insanlar, ama sanıldığının aksine çocukları tarafından değil, anlayışsız insanlar tarafından oluyor bu.


bir gün otogardan inmiş, minibüsle evime dönecektim. bekliyordum. Yanıma da zihinsel engelli 9 10 yaşlarında bir kız çocuğu ve annesi geldi, kız çocuğu down sendromlu olmamakla birlikte zihinsel engelliydi, dengesini sağlamakta zorlanıyordu ve oturmasa da yanlarında bir tekerlekli sandalye taşıyorlardı; ama kız çok uysaldı, beni gösterip anlamsızca gülüyordu, kalbi olan her insanın yapacağı gibi ben de ona gülümsedim ve kendisiyle ve annesiyle biraz muhabbet ettik.

Sonra bir minibüs geldi, bizi almak için durdu ama birden tekrar harekete geçti. ben başta anlamadım ama anne "ya görüyor musun yaptığını, çocuğun engelli olduğunu görünce almadı" dedi. böyle bir şeyi bir insanın yapacağına akıl erdiremedim başta, çok saçmaydı ama durum da öyle görünüyor, "emin misiniz, belki doluyken almak istemedi" dediğimde "yok yavrum bunu hep yapıyorlar" dedi annesi.

Sonra başka bir minibüs geldi, boştu da. bindim ben donup kızın binmesine yardım edecektim ki şoför " sadece bir kişi" dedi. "neden, dolmuş da boş?" dedim ama cevap yok. İndim ben de. "oğlum sen binseydin ya, biz alışığız buna bekleriz ne olacak" dedi ama ben binmedim tabi ki, "Ayşe’yle biraz daha sohbet etmeyelim mi teyzecim" dedim.

Sonra yazık teyzemiz mahzun güldü, sonra okula gittiğini, resim çizdiğini ve bazen de şarkı söylediğini öğrendim kızımız Ayşe’nin. hatta sonuncusuna şahit de oldum :)

annesi bu sırada bana bir söz söyledi ki unutamam hala. Kızı Ayşe’nin öğretmeni demiş annesine o da bana söyledi. "onlar bizim kadar akıllı olabilirler ama biz onlar kadar temiz olamayız." demiş. annesi de bana söyledi, ne kadar temiz kızım bi bilsen kimseye zarar vermez isteyerek, dedi, ah teyzecim belli ki, ne kadar da doğru, olamayız onlar kadar temiz. ne güzel demiş o öğretmeniniz. "bizler de onlar gibi olabilirmişiz, bunu kimse seçemez ki dedi." haklısın teyzecim sonuna kadar dedim.

haklıydı teyzemiz, tıbbi olarak sonuna dek haklıydı. Doğan çocuklarda down sendromu görülme oranı dünya genelinde binde 8. kromozal bozukluğa sahip zihinsel engellilik (down sendromu bunların en yaygın olanıdır ama bunun gibi onlarca kromozal bozukluğa bağlı zihinsel gerilemeye sebep veren hastalıklar vardır. ) oranı daha da yükseliyor. kromozal bir hastalık olduğu için, akraba evliliği bu oranı çokça yükseltiyor, bizim gibi doğu toplumlarında ise akraba evliliği yaygın olduğu için, halk geneli büyük çoğunluğun en olmadı 3 4 kuşak öncesi teyze kızı gibi kuzenleriyle evlendiği durumunu da göz önüne alırsak bu oran daha da fazla yükseliyor. yani bizim toplumumuzda yüzde 1-2lere çıkmasında bahsediyorum ki her yüz çocuktan biri demek bu. çok çok yüksek bir oran, bizim başımıza gelmemesi, bir arkadaşımızın başına gelmesi oranını yükseltiyor sadece, ama biz hala engelli olarak doğmuş olma ihtimalimiz olduğunu ve aslında bu ihtimalin bir ömür boyunca sürdüğünü düşünmeden yaşıyor, engellileri düşünmüyoruz. daha da kötüsü eşit hakları dahi vermiyor ve dışlayacak kadar insanlıktan bihaber oluyoruz.

Sonra bir minibüs geldi, sırayla bindik birlikte, tekerlekli sandalyesini de aldık, hemen kıza ve annesine yer verdiler. Bunlar da insan, bir önceki şoför de. Neyse sonra ben iyi günler dileyip indim evime gelince, kızın el sallamaları eşiğinde.

o anneye hayatı zor kılan çocuğu değil. Biziz. Düşüncesiz insanlar. Dolmuşa almayan şoförler. Bu insanlar. Güya akli dengesi yerinde olanlar.

"onlar biz kadar akıllı olabilirler ama biz onlar kadar temiz olamayız. "