Seyfi BAYER BAYER


?BEN´ CİYİZ?


Birini gösterin bencillik duygusunu tatmayan.. Mutlaka geçmiştir nefis denen teraziden.. İmtihanından.. Ya başarılı olmuştur bu imtihandan ya da sonsuza dek ben duygusuyla yaşamaya devam etmiştir.. Nefisi okşanmış birinin ?ben? demesi kadar normal bir şey yoktur. Çünkü onun kalbi sadece ben duygusuna yönelmiştir.. Paylaşmak bilmez bu insan , sevmez , sevilmez.. Kıskanıldığını düşünür.. Sonunda kocaman bir yalnızlıkla kalır baş başa .. ya arayışa girer ya da kuruyuşa..

BenciIIik, gözüne takıImış ayna gibidir. O gözIer nereye bakarsa baksın kendinden başka birini görmez demiş Mevlana?  Artık o ayna seninle nereye gelirse gelsin peşini bırakmak istemez sen kurtulmak istemedikçe.. Yanlış yaptıkça doğru sandığın her vakit , görmek istenilmeyen şeyleri gördüğün her an, yine seninledir o ayna.. Çünkü işlemiş ?ben´ duygusu içine.. ?Ben´ yaparım,´ ben´ en iyiyim , ?ben´den başkası yapamaz diye diye hayatını mahvedecek kadar düşmüştür o ?ben´ kuyusunun içine.. O öyle bir kuyu ki girmesi anlık, çıkması karanlık?

Bizler değil miyiz taa çok küçükken bile´ ben´ demeye alışan ve alışkanlığını huy edinip devam ettiren.. Benim oyuncağım , benim bisikletim, benim bebeğim , benim arabam? Ah şu bilmez hallerimiz.. O zamandan girmiş ruhumuza.. Doğruymuş gibi , güzelmiş gibi? Hadi ayıkla şimdi pirincin içinden taşı.. Ağır geliyor benim dediğimiz şeyleri terk eylemek.. Bizler bir Mevlana, bir Şems, bir Hacı Bektaşı Veli, Bir Yunus Emre gibi nefsimizi köreltebilecek miyiz?? Yolumuza yoldaş edip benlik duygusundan kurtulabilecek miyiz? Bizler başkaIarının  kusurIarını tartarken, kendimizi o terazide hiç görmeyiz .. Görsek belki kurtuluruz ne dersiniz?

Şu dünya halleri ne garip değil mi? Büyürsün istersin her şeyi .. Sahip olduklarını beğenmez, sahip olmadıklarının hayalini kurarsın? Benim olsun dersin .. Arabamın en iyisi , evimin en güzeli, eşyanın en kalitelisi, sadece bende olsun dersin.. Eşya dediğin en iyisi olmasa ne olur , araban alt model olsa ne olur, birileri seni konuşmasa ne olur? Ağır geliyor .. O benlik duygusu bastırıyor.. Herkesin olan bir şeyin benim de olması için çaba gösteriyorsun.. Ya olmayanlar? Bu da burada kalsın..

Ah şu dünya halleri işte hepsi ayrı ayrı bencil duygular.. Hepsi ayrı ayrı ders.. Alınabilse keşke alınabilse o ?ben´ duygusu bu kadar tatlı gelmezdi bizlere..

Allah bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür. Allah dilediğini yaratır. Çünkü Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Sure (Nûr Suresi), 45. Ayet.. Dikkat kesilin bu ayete sadece tek bir ayette ki güzellik .. Ben yarattım demeyen bir Rabbimiz varken hala benlik duygusunda boğulan kullarız? Kurtulmak istemek mi.. Elini uzattın da kim kurtarmadı ki?

Bir hikaye daha anlatmak lazım gelir bu konuya istinaden.. Umarım yararlı olur hepimize bir ilaç gibi şifa olur yüreklerimize?

Ölüp cehenneme giden bir adam hakkındadır bu öykü. Şeytan bu adamı nefis yemek kokuları gelen bir odaya götürür. Odanın ortasında büyük bir tencere ve çevresinde oturan insanlar vardır. Bu çok zayıf, bir deri bir kemik kalmış insanlar acıyla inlemektedir.
Cehenneme yeni gelen bu adam tencerenin çevresindeki insanların ellerinde kepçeye benzer, uzun saplı kaşıklar görür. Kaşıklar ellerine bağlıdır. Kaşığı tencereye daldırabilmekte ama hiçbir şey yiyememektedirler çünkü kaşıkların sapı o kadar uzundur ki, ellerindeki kaşıkları bir türlü ağızlarına götürememektedirler,,,
Lütfen der adam ´bana bir de cenneti gösterir misin?
Elbette der şeytan; ´´Sonsuzlukta birkaç dakikanın ne önemi var´´ der ve onu cennete götürür.
Adam cennete girince hem çok şaşırır hem de kafası karışır. Gördüğü manzaranın cehennemdekinden hiçbir farkı yoktur. Yalnızca insanlar mutlu ve sağlıklıdır, kahkahalarla gülmektedirler.
´´Anlayamadım der. Her şey ayni, herkesin ellerine bağlı uzun saplı kaşıklar var ve hepsi de bir tencerenin çevresinde oturuyorlar. Farklı olan nedir? Neden burası cennet ´´Şeytan adamın sorusunu yanıtlamaz.tam çıkarken, adam başını bir kez daha çevirir ve olan biteni anlar. Herkes ellerindeki uzun saplı kaşıklarla birbirlerini beslemektedir!.. (´´ Dr. John M. Eades´in ´´Gogun yedinci katı meleklere yüksek gelmez´´ kitabı)

Sonuç olarak, ´´Hepimiz bir bütünün parçasıyız ve hepimizin bir başkasına gereksinimi var..! Hepimiz birbirimizin tek kanatlı meleğiyiz. Uçabilmemiz için kucaklaşmamız gerekir . Kimse kimseden ne iyi bilir ne de en iyidir ve bu yüzdendir ki nefsi köreltmek  beni köreltmektir..

BUGÜN NEFSİ (BEN´İ)  KÖRELTMEYE BAŞLAMAYA NE DERSİNİZ?