Elif Filiz GÜNDEREN


Biri Restore mi, dedi!

Erzurum tarihi eserler konusunda oldukça zengin bir şehir. Urartu kale ve yerleşim alanlarından Gürcülerden kalma kilise ve mezarlıklara…Bizans, Selçuklu ve son olarak Osmanlıdan kalma mabetler ve medreselerden sokak aralarında ki çeşmelere varıncaya kadar nice eserlere sahip, kültür kokan, tarih kokan bir şehir.


 

Erzurum tarihi eserler konusunda oldukça zengin bir şehir. Urartu kale ve yerleşim alanlarından Gürcülerden kalma kilise ve mezarlıklara…Bizans, Selçuklu ve son olarak Osmanlıdan kalma mabetler ve medreselerden sokak aralarında ki çeşmelere varıncaya kadar nice eserlere sahip, kültür kokan, tarih kokan bir şehir.

Şehrin tarihi dokusunun bu kadar zengin olmasına rağmen, tarihi eserlere gereken hassasiyeti gösterebiliyor muyuz, dersiniz! Sanmıyorum!

 Özellikle son yıllar şehrin tarihi dokusuna zarar vermemek ve korumak için tarihi alanların bulunduğu yerlerin temizlenmesi ve açılması, bu merkezlerin çay bahçesi kimliğinden kurtulması ve restorasyonları gibi sevindirici gelişmeler oluyor. Ancak bu tarihi eserlerin konjonktürüne uygun olmayan mimari ile tamamlanıyor olması, işin ehli olmayan insanlara verilmesi hakikatten koca bir emeğin çöpe atılmasından farksız değil!

Nitekim en son Selçuklulardan kalma Çifte Minareli Medrese de yapılan çalışmalar hayal kırıklığına sebep oldu. Medresenin çatısından yapılan metal su akarları, hemen yan tarafta metal bir havalandırma ve merdiveni koruma altına alan cam mekân, maalesef yapıya eğreti eklemeler olarak kaldı. 

 Kabul etmeliyiz ki, tarihi eserlerin korunması ve yaşatılması adına bir çaba söz konusu olduğu kadar verilen emeğin de yerini doğru şekilde ve doğru zamanda bulması gerekir.

Bakın geçtiğimiz yıllar Gaziantep arkeoloji müzesinde Roma dönemine ait bir kadın heykelin sol gözü kireçle yamatılmıştı. Emin olun bu kadın heykeli, heykel olalı bu kadar zulüm görmemiştir!

Peki, Restore konusunda neden bu kadar kötüyüz?

Ülkemizde tarihi eserlerin restorasyonu konusunda çok yeni olduğumuzu kabul etmekle beraber restore konusunda yeteri kadar bilince ve eğitime sahip olmadığımız gerçeğini göz ardı ediyoruz. Üstelik bu konuda ciddi bir çalışma yapmadığımız gibi, yeni fikirlere de kapalıyız.

Şimdi gelelim, asıl kusurumuza!

Tarihi eserlerin restore edilmesi ile ilgili bölüm olmadığı gibi tarih, arkeoloji, sanat tarihi gibi bölümlerde eski eserlerin korunması ve el sanatları dersi verilmiyor. Belki lisansüstü öğrenciler kendi alanları gereği bir takım çizim, kazı vs. dersleri alabiliyorlar. Ancak bu öğrenciler de restore işine imkân verilmediği için ve böyle bir mesleki seçim olmadığından bu işe katılmıyorlar.  

Oysa! Tarihi eserlerin her birinin kendi konjonktüründe değerlendirilmesi ve yenilenmesi, bunun için ilgili dersler ve bölümlerin açılması ve bu bölümlerde yetişen kişilere ilgili bakanlıklarda imkan verilmesi gerekir.

Aksi taktirde eline hiç keramik almamış, çamur, taş ve mermerle hiç uğraşmamış kişilerden- inşat işçilerinden temiz iş çıkarmasını beklemek gülünç olacağı gibi, sünger bop gibi kalitesiz restorelere imza atacak, güzelim tarihi yapıları kaybedeceğiz.