Seyfi BAYER BAYER


DAMAR YAŞINIZI HİÇ MERAK ETTİNİZ Mİ?

Bazen insan okudukça şaşırıyor... Sosyal medyada gezinirken okuduğum bir makale dikkatimi çekti. Siz değerli okurlarımla da paylaşayım istedim


Bir kişinin kronolojik olarak belirlenen takvim yaşı ile kişinin damar yaşı her zaman aynı değilmiş!

Vücudun yaşlanması her zaman takvim yaşı ile ilgili de olmuyormuş!

Bu durum karşısında “Kişi damarlarının yaşı kadar yaşlıdır” önermesinden hareketle geliştirilen ‘'damar yaşı'' kavramı, sağlık durumumuzu belirlemede takvim yaşımızdan daha iyi bir yol gösterici olabiliyormuş.


Damar yaşlanması bizim kalp-damar sistemi hastalıkları açısından riskimizi de artırıyormuş. Kalp krizi, ani kalp kaynaklı ölüm, damar tıkanıklığına bağlı göğüs ağrısı, felç, beyin kanaması, bacak damarlarında tıkanıklıklar ve kalp yetmezliği gibi farklı pek çok klinik tablo bahsedilen bu “kalp-damar hastalıkları” şemsiyesi altında değerlendiriliyor. Damar yaşımızın ilerlemesi ile bu hastalıkları yaşama ihtimalimizi de artıyormuş.


Durun daha bitmedi öyle 'Damar yaşı' deyip hemen geçmeyin.
Bakın bu konuda uzmanlar daha neler söylüyorlar:

"Damar yaşlanması aslında çocukluk çağlarından itibaren başlar. Zamanla bu yaşlanma sürecini hızlandırarak damar yaşına olumsuz etki eden birtakım faktörler vardır. Bunlar diyabet, tütün ve tütün ürünleri kullanımı, yüksek kan basıncı, yüksek kolesterol ve obezitedir. Bir örnekle açıklamak gerekirse, 40 yaşında hipertansiyon ve yüksek kolesterolü olan, sigara kullanan bir erkeğin 10 yıllık kalp damar hastalığı riski yüzde 5 civarında olup, bu 63 yaşındaki bir erkek ile eşittir. Yani takvim yaşı 40 olan bu kişinin damar yaşı 63'tür. Kronolojik yaşı 60 olup, tansiyonu, şeker hastalığı, kolesterolü olmayan, sigara içmeyen ve düzenli spor yapan bir kişinin damar yaşı ise 40'tır."


Peki damar yaşımızı nasıl genç tutabiliriz?

Henüz takvim yaşımızın ilerlemesini durduramıyor olsak da, damarlarımızın yaşlanmasını geciktirmek için ne önlem alabiliriz?

Bakın bu sorularda uzmanlar şu cevapları veriyor:

"Fazla kilolu ya da obez bireylerde düşük kalorili diyetler ve egzersiz aracılığıyla kilo kontrolü sağlanması damar yaşını olumlu etkiler. Kilo kontrolümüz ile ilgili sorun olmasa dahi beslenmemizle ilgili bazı önlemler alabiliriz. Diyetteki sodyum miktarını kısıtlamak hem hipertansiyon varlığında hem de tüm sağlıklı bireylerde damar yaşını olumlu etkiler. Diyetimizde azaltmak şöyle dursun, artırmamız gereken öğeler de vardır. Meyve ve sebzelerde, tohumlarda, çayda bol miktarda bulunan flavionidlerin tüketilmesi; hem kalp-damar hem de kanser riskimizi azaltıcı etki yapacaktır. Özetle doğru beslenme alışkanlıkları edinerek, sigaradan kaçınarak, egzersiz yaparak, ruh sağlığımıza dikkat ederek, kan şekerimizi, kolesterol düzeyimizi ve kan basıncımızı kontrol altına tutarak sağlıklı bir yaşam sürebilirsek, daha genç damarlara sahip olabiliriz."

Ne diyelim?

Sağlıklı beslenin; hem damar hem de takvim yaşınız genç olsun.