Elif Filiz GÜNDEREN


ERZURUMDA KARTOL, GÜNEY AMERİKA´DA TRUFFLES YA DA KUMPİR!


 

 Patates kızartması, patates yemeği? gibi, sofralarımızda bir çok çeşidini tükettiğimiz bir bitki türü. Belki de Güney Amerikalı yerlilerin söylediği gibi Truffles mi demeliydik? Ya da İspanyolların söylediği gibi Papa mı demeliyiz bilemedim?

Peki kartol, desek, kaçımız doğru tahminde bulunur?

Kartol, kulağa otantik ve tanıdık geliyor dimi? Hele de bir Erzurumluya sorsak, hemen bilir. Hatta Doğu Anadolu´nun bazı şehirleri de bilir. Gerçekten kartol, yabancısı olduğumuz bir şey değil. Sofralarımızdan tanıdığımız patatesten bahsediyoruz.

Kartol, kelimesi yalnızca Erzurum´a has bir söylem değil. Hemen yakın coğrafyamızda Rusya´da kartofel, Almancada kartoffel ve Tatarcada kartop olarak söyleniyor. Ayrıca Gürcüce kartol ve kartopel olarak biliniyor.

Kartol, Erzurum´da uzun geçen kış aylarında sofralardan hemen hemen hiç eksik edilmeyen, en çok tüketilen yiyeceği. Bu gıda türü şehrin kış hazırlıklarının başını çekiyor ve her daim mutfakların kilerinde baş tacı yapılıyor. Bununla da kalmıyor, eş dost ziyaretlerinde hediye erzak olarak da kullanılıyor.

Erzurum için kartol kolay ulaşılabilir bir yiyecek. Çünkü kartol, hem diğer şehirlerden getiriliyor hem de Erzurum´un Pasinler ilçesinde yetiştirilebiliyor. Dolayısıyla senenin altı ayı kış yaşayan bir Erzurumlu, kartol yemeklerinin tüm leziz çeşitlerini biliyor. Kartolun etli yemeklerden tutun, salatalarına, kızartmasına ve böreklerine varana kadar birçok zengin çeşidi var. Birde dillere destan meşhur kartol közlemesi! Sıcak sobanın kızgın küllerinde hazırlanan kartol közlemesi, kış gecelerinin muhabbetine eşlik ediyor. Aranızdan kumpir diyenleriniz olacaktır. Nitekim çok yerinde bir tespit olacak. Kumpir patatesin sıcakta közlendikten sonra içine özel garnitür ile sunulduğu bir çeşidi. Daha açık bir söylemle, eskilerin kartol közlemesi, yenidünyanın kumpiri. Kelime olarak kumpir, Bulgarcadan geliyor ve başka ülkelerde bu çeşidi tüketiliyor. Filhakika kumpir, dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de artık A.V.M.´ler de yiyecek reyonlarının menülerinde ve müşterilerin tercihleri arasında yer alıyor.

Peki patates/kartol ülkemize nereden geldi dersiniz?

Patates ilk olarak İspanyollar tarafından keşfedildi. İspanyollar Güney Amerika kıtasında ve And dağlarında yerlilerin Truffes adını verdikleri patates ile tanıştıklarında bu bitkiye papa ismini verdiler. Papa ismi sonradan yerini patatese/potatoya bıraktı.  İspanyollarla Avrupa´ya taşınan patates İtalya, İngiltere, Fransa, Belçika, Almanya ve Avusturya´ya kadar gitti. Bu halkların patatesi kabullenmeleri kolay olmadı. Yeşillenmiş patates ve patatesin yapraklarıyla tüketilmesi Avrupalının başına bela oldu. Patatesten zehirlenen Avrupalı, bu bitkiyi şeytani olarak atfetti. Cüzzam ve frengi gibi hastalıkların sebebi olarak gördü. İngiltere´de I. Kraliçe Elizabeth zamanında sarayda yaşanan bu tarz bir zehirlenmeden ötürü patatesin pişirilmesi yasakladı. 18. Yüzyıla gelindiğinde ise savaşın içinde olan bir dünya için patates, artık şeytani bir bitki değil, asker ve halk için ucuz, kolay ulaşılabilir ve besin değeri yüksek bir gıda oldu ve tüm dünyada tüketilmeye başlandı.

Patatesin Türkiye´ye girişi ise Rusya´dan Kafkas yolu ile gerçekleşti. Adapazarı, Sakarya nehri vadisinde ve Karadeniz bölgesinin belirli yerlerinde tarımına başlandı. Buradan Anadolu´nun diğer merkezlerine yayıldı. Bu yüzden Karadeniz bölgesinin bazı şehirlerinde patates değerli bir besin olarak görüldü ve bu durum geleneklere yansıdı. Örneğin; yılbaşı geceleri çocuklar çuvallarıyla kapı kapı gezer, patates toplardı.

Sonuç itibariyle, patates/kartol besin değeri yüksek, sindirimi kolay ve her çeşit iklimde yetiştirilebilen bir besin kaynağı olma özelliği sayesinde sofralarımızdan eksik olmuyor. Ayrıca birim alana düşen verimi yüksek. Bu özellikleri patatesin tarım alanlarında tercih edilebilirliğini artırıyor ve sofralarımızı zenginleştiriyor.