Ömer Faruk KIZILKAYA


HÜSNÜ BEY, SEN O ÇALIŞMADA VAR MIYDIN Kİ?

HÜSNÜ BEY, SEN O ÇALIŞMADA VAR MIYDIN Kİ?


Rivayete göre Pasinler Kaymakamı, Pasinler’de Kurtuluş Bayramı etkinliklerinde ilçenin yaşlılarından birinin çıkıp törende o zamanı anlatmasını ister. Araştırırlar ve anlatabilecek birkaç kişi getirirler Kaymakam Bey’in huzuruna. Bunlardan biri de Teyo Pehlivan’dır. Kaymakam Bey, adayları dinledikten sonra, biraz da ilçedeki popülaritesinden olsa gerek,  Teyo Pehlivan’da karar kılar.

Bayram günü gelip de törende Teyo Pehlivan, Pasinler’in kurtuluşunu ve kendilerinin gösterdikleri kahramanlıkları (!) ballandıra ballandıra anlatırken topluluğun arasından Bahire isminde bir nine bağırır: 

  • Teyo, oğul, sen o zaman var miydin ki? 

Teyo Pehlivan kıvrak zekâsıyla ince bir mesaj verir:

  • P… yeme Bahire, bu bir nutuktur!

Diyeceksiniz ki: Hoca, şimdi bu hikaye nereden çıktı?

Malumunuz 2020 yılının Şubat ayında Şenkaya ilçemizde bir taşbaba heykeli bulundu. Taşbaba heykelinin bulunuşu da şöyle oldu:

2 Şubat 2020 Pazar günü liseden sınıf arkadaşım olan ve Oltu’da bir ortaokulda matematik öğretmenliği yapan bir arkadaşım, bana birkaç fotoğraf atarak aynı okulda sosyal bilgiler öğretmenliği yapan bir arkadaşının babasının bir taş bulunduğunu, bunun ne olduğunu sordu. Ben de balbal olduğunu düşünerek kendisini hemen aradım ve arkadaşı Sinan Alver isimli meslektaşımla telefonda görüştüm. Taşı korumalarını söyleyerek Müze Müdürlüğü yetkililerini harekete geçireceğimi söyledim. Daha sonra da Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümlerindeki hocalarıma fotoğrafları göndererek görüş aldım. Tam anlamıyla bir isimlendirme yapamadılar. Çünkü bizim buralardaki eserlere hiç benzemiyordu. Stel (mezar taşı) olabileceğini söylediler. 

Orta Asya’da yıllarca çalışmış olan hocalarım Prof. Dr. Cengiz Alyılmaz ve Prof. Dr. Osman Mert’e de gönderdim fotoğrafları. Cengiz Hoca hemen aradı ve taş hakkında bilgiler verip benden bilgiler istedi. Bu tür heykellere Orta Asya’da “bediz” ya da “taşbaba” ismini verdiklerini de söyleyerek bulunan taşın isim babası oldu. Sonra da Prof. Dr. Osman Mert Hoca ile irtibata geçmemi, giderken hocamı da bilgilendirmemi istedi. Meğer iki hoca benim telefonumdan sonra konuyu uzun süre istişare etmişler. 

Taşın ne olduğunu da sağlama aldıktan sonra pazartesi günü işe giderken (sabah 08.30 civarı) taşın incelenmesi ve koruma altına alınması için Müze Müdürlüğüne dilekçe verdim. 

Salı ya da çarşamba günü heykeli almaya gittik. TRT spikerlerinden Mikail Kurban köyden canlı yayın yaparak haberi gündeme bir anda sokunca işin doğallığı bozuldu. O dönemde araştırma çalışmalarını birlikte yaptığımız Oğuzhan Türk, Müze Müdürü Hüsnü Genç’ten dilekçeyi değiştirme, yeni dilekçeye kendi ismini de ekleme teklifini sundu. 

Geçmişte Tortum’un Kireçli Mahallesi kırsalında belediye ekiplerinin çukur kapatmak amacıyla toprağı kazdıklarını, çeşitli taşların çıktığını bana bildirmişlerdi. Ben de yine resmi işlemleri başlatarak Müze Müdürü ile bölgeye gitmiş, taşları aldırmıştım. Oğuzhan Türk, o zaman da aynı talepte bulunmuş ama Müdür Bey kabul etmemişti. Bu sefer de aynı talep gelince (gayretli çalışmalarından ötürü olsa gerek) isteği kabul etti ve dilekçe değiştirilerek yeni dilekçeye onun da ismi eklenmiş oldu. Daha sonra da dönemin Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürü Cemal Almaz; bana, Oğuzhan Türk’e, Sinan Alver’e ve Aytaç Alver’e plaket vermişti. 

Dün arkeoloji çalışmalarımla ilgili araştırma yaparken Taşbaba heykeli ile ilgili bir bilimsel makale yazıldığını gördüm. Altta da dipnot kısmında bir bilgi dikkatimi çekti. Aynen şöyle yazıyordu:

Erzurum Şenkaya ilçesi Ormanlı Köyünde 2 adet insan biçimli taş heykel ile 6 adet balbal tespit edilmiştir. 3 no.lu olarak numara verdiğimiz plastiğin ise insan biçimli heykel mi, balbal mı olduğu tam olarak belli değildir. 1 no.lu heykel Erzurum Arkeoloji Müze müdürü H. Genç ve Prof. Dr. O. Mert tarafından tespit edilmiştir. 

Yazıyı görünce aklıma yukarıdaki Teyo Pehlivan hikayesi geldi. Hüsnü Bey’e sormak istiyorum: Siz devletin bir memuru olarak sadece gelip orada bulundunuz ve kendi mesleğiniz ile ilgili görevlerinizi yerine getirdiniz. Bu keşfe isminizi yazmanız ve bizleri görmezden gelmeniz ne kadar doğru, ne kadar etik? Oturduğunuz koltukları kendi menfaatleriniz için kullanmanız ahlaki mi?

Makale vb. çalışmalar normalde bulan kişilerin önceliğindedir. Bunu başka bir ekibin incelemesi, emek çalmak bu işin raconuna ne kadar uyar? 

Olaya atlayan Prof. Dr. Yavuz Günaşdı ve ekibi, sevgili hocanız Prof. Dr. Alparslan Ceylan ile millete etmediğiniz kalmamıştı. Biri sizin çalışma sahanıza girecek olsa dünyayı dar ederdiniz, ettiniz de… Şimdi bu yaptığınızın adını ne koydunuz? Sizi yetiştiren, böyle mi yetiştirdi? Ben cevabı biliyorum da söyleyin hepimiz bilelim.