İSTİKLAL VE ŞEREF DUYGUSUNU, İLK ÖNCE ERZURUMLULAR TATMIŞTIR
Tarih: 24.7.2017 08:38:57 / 512okunma / 0yorum
Vahdet Nafiz AKSU

 

 

Hiç kuşkum yok şu soruyu siz de sormuşsunuzdur kendinize. Erzurum Kongresi, dadaşlar diyarında değil de bir başka vilayetimizde yapılmış olsaydı, acaba o şehir bu önemli hadiseyi tanıtım ve gelişimi için daha etkili bir şekilde kullanabilir miydi?

 

Acele edip hemen tabii ki, demeyin. Şehirden şehre değişir vaziyet.

 

Şehirler de insanlar gibi, bunu çok gözlemledim.

Hani, dünya çapında başarılara imza atmış insanlar vardır, sözünü etseniz lafı değiştirir, dikkatli baktığınızda görürsünüz yüzü bile kızarmıştır mahcubiyetten.

 

Bazı insanlar da vardır ki, pire gibi bir iş görmüştür deve gibi anlatır durur.

 

Erzurumluların çoğu ilk tasnife girer, yaptığına yaptım demez, övünmeyi sevmez, ben demek şeytan işi diye düşünür, çekilir kenara.

Bu özelliği şehrin kişiliğine de sinmiştir. Gürültücü, velveleci, işportacı yönü yoktur Erzurum´un, bir nevi derviş şehirdir o. İnsanı tevazu insanı, kendisi tevazu beldesidir. İyi mi böylesi? .Bence iyi vallahi... Çünkü bu efendi, çelebi, vakur tavrı seviyorum ben. Öyle öğretmişler bize. Gelin görün ki bence/bizce iyi olan çağdaş anlayışa pek uygun değil, devir reklam, algı devri çünkü.

Ben demek şeytan işi deyip, kenara çekilmeyeceksin, ben ben ben diye naralanıp dolaşacaksın. Sosyal medyada benlik çiçekleri açacak, etrafında ego abideleri dikilecek ki millet fark etsin varlığını!

Birkaç yıl evvel, büyük bir şehrimizde görev yapan hemşehrimizi ziyarete gitmiştim, gömülmüş yerel gazetelere, sağa sola telefon ediyor, talimatlar yağdırıyordu.

Bir iki yudum çayı bile zor içtik, o telaşta. Dedi ki “ Gardaşım, bir gürültücü medyası, halkı var ki buranın, küçük, makul bir aksaklık oldu velveleyi kopardılar, halledelim de yakamızı kurtaralım. Yoksa ta Ankara´ya uzanır işin ucu ” Gördünüz mü sosyal kıskacı, toplumsal baskıyı? Bu kadarı da fazla, lakin gevşek bürokratın hakkından dirayetli ahali geliyor, diye düşündüm merdivenlerden inerken.

Mevzu dağıldı, sözün özünden uzaklaştık.

Erzurum Kongresinin 98.yıl dönümünde söz edip, diyecektim ki şu muhteşem olayı ulusal çapta gümbür gümbür kutlamanın bir yolunu niye bulamadık bugüne kadar?

Yıllardır yazıp duruyoruz,  gelin 23 Temmuz´da geleneksel bir Ekonomi Kongresi düzenleyelim, ekonomik kurtuluşun köklü çareleri için fikir imal edelim.

Toplayalım milleti kongre salonuna, üç gün, beş gün tartışalım, tıpkı kongre ruhuyla, büyük hedefler çizelim, önceliklerimizi sıralayalım. Bir sonraki yıl ne yaptık, ne ettik diye bir muhasebe yapalım, revize edelim hedeflerimizi.

Ne bileyim, ilköğretim, lise, üniversite düzeyinde yarışmalar açalım. Şiir, tiyatro eseri, müzik, beste… Aklınıza ne gelirse. Bu yerel gibi görünen ama aslında bir milletin yeniden doğuşunu, bir devletin yeniden kuruluşunu ifade eden bu muhteşem olayın hakkını verelim.

Yetmez mi gücümüz buna. Yeter. Kimsenin aklına gelmez mi, elbette ki geliyor. Şehrin birinci sınıf beyinleri var; deha çapında entelektüelleri var, gazetecileri, yazarları, sivil toplum önderleri var.

E, neden hayalimizdeki yüksek kutlama profilini yakalayamıyoruz?

Kurucu şehir olmanın havasını atamıyoruz?

“Her şeyin başladığı şehir “ olmanın meyvelerini toplayamıyoruz.

Çünkü Erzurum sadece dadaşlar şehri değil, dadaş şehir! Tik gezmeyi seviyor, vakur bir sadeliği benimsiyor, kahramanlığını menfaatine tahvil etmiyor. Tıpkı görev adamı gibi, görev şehri.

Bunu kongre sonrasında tespit edip demiş ki İ.H. Sevük "Şark tarafından ne vakit bir harp patlarsa devlet hemen bağırırdı: Aman Kahraman Erzurum yetiş. Âmânı zamanı yok, mademki kahramandır, balını yapan arı gibi o da kahramanlığını yapacak. Vatana olan borcun hiçbir vakit sonu olmaz; fakat bu serhat beldesi vatana borcundan ziyade vatandan alacaklıdır…”

O, öyle diyor da bizim Erzurumlu başını eğip önüne mırıldanıyor: “Tövbe tövbe vatandan alacak da ne demek. Bitmez vatana borcumuz, bu can bu tende oldukça...” Ne deyim, Esaleten gurban!

Ne diyor, müellifini hatırlayamadığım kadirşinas zat başlığa aldığım cümlesinde: “İstiklal ve şeref duygusunu, ilk önce Erzurumlular tatmıştır.” Vallahi şeref olarak yeter, şehrin yiğit boynuna asılan bu muhteşem madalya.

Geçenlerde gazetelerde okudum, kıymetli milletvekillerimiz toplanıp Sayın Meclis Başkanımızın kapısını çalmışlar. Davet etmişler Başkanımızı kutlamalara. Teşrif edecek mi bilmiyorum.

Yazıyı nasıl bağlasak dile düşünürken, Erzurum Kültür Müdürlüğünden bir SMS geldi. Öyle güzel bir faaliyet yapmışlar ki, işte budur, dedim. Peşinen tebrik ve teşekkür.

“23 Temmuz etkinlikleri pazar günü 10 da havuz başında başlayıp 11 de kongre binasında sürecek. ´Vatan bir bütündür   parçalanamaz´ diyenlere vefa… Bu yıl 32 delege yakınını şehrimizde ağırlayacağız. İlk defa bir delege oğlu misafirimiz olacak. Vatan Onlara minnettardır.”

Evet, vatan onlara minnettardır; onlara layık hizmetler yapıp, unutmayanlara da…

Kutlu olsun şehrimizin 23 Temmuzu…

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Bunu Gerçekten Yapabiliriz (11 Eylül 2018 - Salı)
Ah Şu İçimizdeki Tramp´lar (04 Eylül 2018 - Salı)
Şen Ol Köyüm Şen Ol Sende Nem Kaldı (28 Ağustos 2018 - Salı)
Bir Savaş mı Bu? (14 Ağustos 2018 - Salı)
Tuğlanın Altındaki Karıncalar (08 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Bugün Şehrimiz İçin Ne Yapacağız (31 Temmuz 2018 - Salı)
Kurucu Şehir Olmanın Haklı Gururu (24 Temmuz 2018 - Salı)
Vereceğimiz Bir Can, Vatana Millete Kurban! (16 Temmuz 2018 - Pazartesi)
MANŞETLERE YAKIŞAN ERZURUM (25 Haziran 2018 - Pazartesi)
Seçen Seçilen İlişkisi (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Tabanıyassızadeler… (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Gülleri Soldu, Bülbüller Perişan (01 Mayıs 2018 - Salı)
Erzurum´un Seçimi (24 Nisan 2018 - Salı)
Erzurum Lisesi´ni Nasıl Bilirdiniz? (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Kaplıcada Erzurum´u Düşündüm (26 Şubat 2018 - Pazartesi)
GÜL KOKLUYOR EL BURUNLAR (02 Ocak 2018 - Salı)
İÇİMİZDEKİ KUDÜS (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Dilsiz Şeytan Olmamak Lazım… (12 Aralık 2017 - Salı)
AKILLI TELEFONUMU SEVİYORUM (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Ah Şu Metal Yorgunları (14 Kasım 2017 - Salı)
AK Partideki Değişim İradesi (31 Ekim 2017 - Salı)
MÜFTÜ KIYSIN NİKÂHIMI… (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Ordun Seferde İse Eğer… (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
SİYASET VE DEĞİŞİM… (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Gıda Sanayii Hep Gündemimizde Olmalı (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Gidip Şu Musul´u Alalım! (19 Eylül 2017 - Salı)
BİZİM BİR HALİSE TEYZEMİZ VARDI... (28 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Ürünsüz Şehir, Yarınsız Şehir (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
SOHBET OLA BERİ GELE (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Bu Türkiyeliler Garipleri Dövücüler midir? (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
İL BAŞKANI (19 Haziran 2017 - Pazartesi)
EFKAN ALA´YA YENİ GÖREV BEKLİYORUZ (29 Mayıs 2017 - Pazartesi)
ERZURUM SOSYAL MEDYA ATÖLYESİ (22 Mayıs 2017 - Pazartesi)
ERZURUM KİTAP FUARI (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
EĞİLMEZSEN, GÖLGEN BİLE DİK OLUR! (01 Mayıs 2017 - Pazartesi)
ERZURUMLUNUN ELİ TUTULMAZ… (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
SANDIK MÜBAREK BİR KUTUDUR! (17 Nisan 2017 - Pazartesi)
EVET´İN GÜÇLÜ AYAK SESLERİ… (14 Nisan 2017 - Cuma)
ERZURUM NEREYE, NASIL, NE ZAMAN? (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
ÇANAKKALE GEÇİLEMEDİ, GEÇİLEMEYECEK! (20 Mart 2017 - Pazartesi)
NARMAN´IN PERİ KANATLARI (06 Mart 2017 - Pazartesi)
 EVET (27 Şubat 2017 - Pazartesi)
NEREDEN ÇIKARDIN ŞU ÇOBAN MESELESİNİ? (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
İNSAN NASIL ÖLÜR BİLİR MİSİNİZ? (06 Şubat 2017 - Pazartesi)
ERZURUM´UN TEŞVİKLE İMTİHANI (30 Ocak 2017 - Pazartesi)
RAFLARDAKİ ERZURUM (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
GÖKYÜZÜNÜN MELEKLERİYLE BİR UZUN GECE (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
ŞU HEMŞEHRİ SERMAYE HALA NAZLANIYOR MU? (26 Aralık 2016 - Pazartesi)
Ankara´da Bir Dost Yemeği (12 Aralık 2016 - Pazartesi)
8 ARALIK´TA ERZURUM GÜNLERİNDE BULUŞALIM (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
DİYANET ERZURUM İSLAM AKADEMİSİ (28 Kasım 2016 - Pazartesi)
Sayfa:
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Erzurum için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:43 07:28 12:27 14:51 17:09 18:41
Salatalık bir sebze değil, meyvedir.

İlginç bilgiler 7
Ellerinizin beyaz veya açık renge boyanmış kapı ve tahtalar üzerinde nasıl kötü izler bıraktığını bilirsiniz. Tahta eşyalar böyle kirlendiği zaman yapacağınız işlem şundan ibaret: Çiğ bir patatesi ortadan ikiye bölün ve lekeli yere hafifçe sürün. Lekeler hemen yok olacak ve eşya eski haline dönecektir. Ayrıca tahta eşyayı temizlemek için şu yöntem de çok etkilidir. İki çorba kaşığı çayı kaynar su içine atın. Su soğuduktan sora renkli kapı veya tahta eşyayı sünger yardımıyla bu su ile yıkayın. Yuşak bir bezle kurutun.

Tahta Kapı ve Çerçeve Temizliği