Küçüklerin Gözlerinden, Büyüklerin Ellerinden
...
Tarih: 28.6.2017 14:05:11 / 1327okunma / 0yorum
Vahdet Nafiz AKSU

Mübarek Ramazan bayramında, sms, mektup, e-mail göndererek bayramlaşma yerine, fırsatım olsaydı da gönül dostlarıma güzel güzel tatlılar, şekerler, çikolatalar ikram edebilseydim; onlara bayramlıklar, hediyeler alabilseydim…En azından ahbabuyaranla şöyle karşılıklı bir çay içip, sohbetin belini kırabilseydik. 

Ama ne mümkün? Dünya iletişim ve ulaşım alanında küçüldükçe küçülüp "küresel bir köy" haline dönüştüğü ölçüde, gönül yâdlıklarının ve ruh uzaklıklarının da kavileşmesine sahne oluyor. Mesafeler kısalıyor, ayrılıklar derinleşiyor. Dostunuzun, sevgilinizin, yakınlarınızın ruhunuza gıda veren sesleri aha bir tuş mesafesi ötenizde. Ama öte yandan hasretiyle kavrulduğunuz mütebessim yüzlerle aranızda kilometrelerce mesafe var. Sınırsız sanal kavuşma haline inat, hudutsuz hasret vaziyeti. Artık yalnızlıklar dağ başı yalnızlığı değil. İnsanlık zorunlu bir "halvet der encümen" halini yaşıyor. Halk içinde yalnızlık... Büyük kent kimsesizliği... Milyonların içinde tecrit hali, şehir denen medeni koğuşların tam göbeğinde hücre mahpusluğu... Üstelik bu zahiri garipliği bir ruhi kavuşmaya çevirebilecek "hak ile olma" keyfiyeti de yok.

Bayramlar çare olabilirdi buna, tam anlamıyla ve ruhuyla yaşanılabilse... Camiler inananların her gününü kutlu bayrama, hacca çevirebilirdi, "Allahın evine" konuk olmayı becerebilseydik. Böyle haklı dertlenmelerle zaman zaman gönlümüz meyus olsa da,"Ah eski bayramlar" nidasıyla dizlerimizi boş yere dövmeyelim. Büyüklerimizin geçmişi kutsayan iyi niyetli ahlanmalarını, göçüp giden gençliklerine duydukları haklı ve masum özlem olarak görüyorum! Elbette var eski günlerin de, bayramların da bugün kaybettiğimiz insani faziletleri... Ahlaki ve kültürel yozlaşmanın alıp götürdüğü nice değerlerimiz gibi, zamanın aşındırdığı güzel bayram hasletlerimizden söz edenler hoş tamamen haksız değiller. 

Ama şu da var ki, ne kadar eskiye gitsek, eskinin adamı da aynı veya benzer sözlerle kendinden eskiyi özlüyor. "Eskiden böyle miydi dünyanın hali" feryatları, binlerce yıl evvelinin tabletlerine kargacık burgacık yazılarla nakşedilmemiş midir? Demek ki, kaybettiğimizi sandığımız şeyler aslında eskide saklı değil...Sorun onları bugün yaşayamamakta. Özlemini çektiğimiz hayata şekil veren değerler, "eskimeyen, zamana ve zemine esir olmayan" değerler değil midir? Aradığımız eskide değil, bulmak istediğimiz "hale taşıyamadığımızda"; sorun bugünle ilgili. Yaşayamadıklarımız, yapamadıklarımız, oluşturamadıklarımız, inşa edemediklerimiz ruh ve vicdan boşluklarımızın asıl kaynağı...Gökten güneş hiç eksik olmadı, kara gözlükleri çıkarmamaktaki ısrar bizim kusurumuz. Rahmet yağmurları sağnak halinde yağıp durmada...Çelikten şemsiyelerle dolaşan bizleriz...

Bir yandan da düşünüyorum. Bindir acıyla, hüzünle yoğrulmuş tarihimizi. Harple, darpla geçmiş yüz yılları. Yenilgilerin, işgallerin, mezalimlerin hırpaladığı toplumumuzu. Mesela 18.19.yüzyılların çileli vatan topraklarını...Yedi cepheye muhtelif memleket köşelerinden gönderilen gençleri… Onların yuvalarından, ailelilerinin kendilerinden uzak geçirdiği gamlı bayramları... Ve yine o fukaralık yıllarının "eve şeker, arafanalık; çoluğa çocuğa bayramlık alamamak üzüntüsüyle ", dizlerini döven samimi müminleri mıh gibi saplanıyor zaman zaman hayalime.

Cenab-ı Hakka yüz binlerce şükürler olsun. Bağımsız vatanımızda harpten darptan uzak... Başı dik yaşıyoruz. Birde şu iç sıkıntılar, hıyanetler, 15 Temmuzlar olmasa... Yavrularımız kendi vatanımızın dağlarında, yollarında kahpe kurşunlarla şehit edilmeseler...Bayram günü, kendi vatanında kahpe kurşunlar yemeseler. Ah şu muhacir kardeşlerin perişan halleri yüreğimizi dağlamasa...Gençler hayatının baharında toprağa girmese, islam coğrafyasında analar, çocuklar ağlamasa...Bayram o bayram olacak. 

Ümmetin genel perişanlığı ve milletin bazı sıkıntılarına rağmen ben kendi hesabıma, "ah nerede o eski bayramlar" diye dövünmüyorum, aksine bugünün bayramlarıyla birçok açıdan övünüyorum. Siz bakmayın, kapısını bacasını kilitleyip sahillere koşanların günden güne çoğalmasına..."Derin Millet" kahır ekseriyetle dini, ahlaki, kültürel değerlerine öyle sıkı sıkıya sarılmış ki, yedi cihan bir araya gelse o aslanpençeleri gevşetemez, soysuzluğa ve milletsizliğe doğru düzülen kervanlara müşteri bulamaz, hiç endişelenmeyin...

Gönlümüz yine buram buram bayram esintileriyle bir ferahladı ki sormayın. Bayram ziyaretleri, el öpmeler, dua almalar...  Ne güzel İslam âdetleridir, inşallah kıyamete kadar böylece sürüp gidecektir... Büyüklerin ziyaret edilmesi, el öpülmesi, harçlıkların alınması eskiden pek itibar edilen adetler idi... Bu güzellikler de inşallah milletimiz var oldukça yaşayacaktır. Yaşaması için aile büyüklerinin çok özen göstermesi lazım, ama... 

Tabi Bayramların çocuklar için çok özel anlamları vardı eskiden, şimdide öyle değil mi? Ve eskiden onlara özgü eğlence yerleri bile tertip edilirmiş... Acaba diyorum, bizim Belediyelerimiz de, çok özel ve değişik Bayram şenlikleri düzenleyemezler mi? Bayram süresince açık mekânlar, çocuk tiyatroları... Dini, ahlaki ve milli terbiyelerin de ihmal edilmediği neşeli, keyifli kültür programları... Çocukların da interaktif katılacakları organizasyonlar... Başkanlarımız düşünsünler bence bu noktayı...İyi bayramlar efendim, küçüklerin gözlerinden, büyüklerin ellerinden, yaşıtların yanaklarından öperim. Neşeniz daim olsun.

 

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Bunu Gerçekten Yapabiliriz (11 Eylül 2018 - Salı)
Ah Şu İçimizdeki Tramp´lar (04 Eylül 2018 - Salı)
Şen Ol Köyüm Şen Ol Sende Nem Kaldı (28 Ağustos 2018 - Salı)
Bir Savaş mı Bu? (14 Ağustos 2018 - Salı)
Tuğlanın Altındaki Karıncalar (08 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Bugün Şehrimiz İçin Ne Yapacağız (31 Temmuz 2018 - Salı)
Kurucu Şehir Olmanın Haklı Gururu (24 Temmuz 2018 - Salı)
Vereceğimiz Bir Can, Vatana Millete Kurban! (16 Temmuz 2018 - Pazartesi)
MANŞETLERE YAKIŞAN ERZURUM (25 Haziran 2018 - Pazartesi)
Seçen Seçilen İlişkisi (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Tabanıyassızadeler… (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Gülleri Soldu, Bülbüller Perişan (01 Mayıs 2018 - Salı)
Erzurum´un Seçimi (24 Nisan 2018 - Salı)
Erzurum Lisesi´ni Nasıl Bilirdiniz? (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Kaplıcada Erzurum´u Düşündüm (26 Şubat 2018 - Pazartesi)
GÜL KOKLUYOR EL BURUNLAR (02 Ocak 2018 - Salı)
İÇİMİZDEKİ KUDÜS (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Dilsiz Şeytan Olmamak Lazım… (12 Aralık 2017 - Salı)
AKILLI TELEFONUMU SEVİYORUM (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Ah Şu Metal Yorgunları (14 Kasım 2017 - Salı)
AK Partideki Değişim İradesi (31 Ekim 2017 - Salı)
MÜFTÜ KIYSIN NİKÂHIMI… (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Ordun Seferde İse Eğer… (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
SİYASET VE DEĞİŞİM… (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Gıda Sanayii Hep Gündemimizde Olmalı (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Gidip Şu Musul´u Alalım! (19 Eylül 2017 - Salı)
BİZİM BİR HALİSE TEYZEMİZ VARDI... (28 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Ürünsüz Şehir, Yarınsız Şehir (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
SOHBET OLA BERİ GELE (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Bu Türkiyeliler Garipleri Dövücüler midir? (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
İL BAŞKANI (19 Haziran 2017 - Pazartesi)
EFKAN ALA´YA YENİ GÖREV BEKLİYORUZ (29 Mayıs 2017 - Pazartesi)
ERZURUM SOSYAL MEDYA ATÖLYESİ (22 Mayıs 2017 - Pazartesi)
ERZURUM KİTAP FUARI (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
EĞİLMEZSEN, GÖLGEN BİLE DİK OLUR! (01 Mayıs 2017 - Pazartesi)
ERZURUMLUNUN ELİ TUTULMAZ… (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
SANDIK MÜBAREK BİR KUTUDUR! (17 Nisan 2017 - Pazartesi)
EVET´İN GÜÇLÜ AYAK SESLERİ… (14 Nisan 2017 - Cuma)
ERZURUM NEREYE, NASIL, NE ZAMAN? (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
ÇANAKKALE GEÇİLEMEDİ, GEÇİLEMEYECEK! (20 Mart 2017 - Pazartesi)
NARMAN´IN PERİ KANATLARI (06 Mart 2017 - Pazartesi)
 EVET (27 Şubat 2017 - Pazartesi)
NEREDEN ÇIKARDIN ŞU ÇOBAN MESELESİNİ? (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
İNSAN NASIL ÖLÜR BİLİR MİSİNİZ? (06 Şubat 2017 - Pazartesi)
ERZURUM´UN TEŞVİKLE İMTİHANI (30 Ocak 2017 - Pazartesi)
RAFLARDAKİ ERZURUM (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
GÖKYÜZÜNÜN MELEKLERİYLE BİR UZUN GECE (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
ŞU HEMŞEHRİ SERMAYE HALA NAZLANIYOR MU? (26 Aralık 2016 - Pazartesi)
Ankara´da Bir Dost Yemeği (12 Aralık 2016 - Pazartesi)
8 ARALIK´TA ERZURUM GÜNLERİNDE BULUŞALIM (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
DİYANET ERZURUM İSLAM AKADEMİSİ (28 Kasım 2016 - Pazartesi)
Sayfa:
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Erzurum için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:43 07:28 12:27 14:51 17:09 18:41
-Her 4 Amerikalıdan biri mutlaka televizyonda görünüyor. (Sokakta her 4 kişiden 1 imza dağıtıyormuş düşünsenize) -Uyurken televizyon seyrederken yaktığımızdan daha fazla kalori yakıyoruz. (Demekli televizyonla uyutuluyoruz) -Bir karıncanın koku alma yet

İlginç Bilgiler 5
deneme deneme

deneme 4