Elif Filiz GÜNDEREN


Moda Biziz, Moda Ehram

 Eskiden Erzurum’da görmeye alışkın olduğumuz, tesettürlü teyzelerin yıllara meydan okuyan geleneksel kıyafeti Ehram!


Orta Asya’da keçeden yapılan giysileri andıran, özel teknik ve tezgâhlarda dokunan bu yöresel kıyafetin bölgeye mahsus bir özelliği var. Muhtemelen Cumhuriyetten sonra Arap kültürünün etkisiyle kullanılan çarşafın yerini tutan bu kıyafet daha çok yörenin ve coğrafyanın kültüründen geliyor.  Nitekim yünden oluşan dokusuyla soğuktan koruduğu gibi, tek giyimlik bir cilbab olarak da işlevsel bir kolaylık sağlıyor.

Anadolu’da örtünmenin geleneksel bin bir çeşidi ve zengin motifleri var. Mesela Karadeniz yöresinde kadınlar özel tezgâhlarda örülen, iki parçadan oluşan renk renk peştamal ile örtünüyorlar. Yine İç Anadolu’da kadınlar şalvar üstüne beyaz işlemeli süslü yazmalar ile örtünüyorlar. Güney doğuda buna benzer şekilde puşiler ve boncuk oyalı tülbentler kadınların örtünme şeklini oluşturuyor. Trakya yöresinde ise uzun etekler üzerine oyalı çemberler daha çok tercih ediliyor. Çorum’da alınlık ve tepelik ile kombin olan baş örtüsü, Hakkari’de kofi,  Mardin’de kıtan….ve daha niceleri!

Anadolu’nun bu çok renkliliği modacıların kreasyonuna taş çıkaracak cinsten özgün ve ihtişamlı olup, asırlara meydan okuyan büyük bir kültürel motiften oluşuyor. Yalnız her şey gibi, kıyafet konusunda da kültürel değerlerimizi ve özgünlüğümüzü yavaş yavaş kaybediyoruz. Bu geleneksel kıyafetler artık hiç giyilmediği gibi ev içi aksesuar olarak kullanılmaya ve çeyizlerin bir köşesinde dursun diye sandıklara kapatılmaya başlandı.

İşlevini yitiren geleneksel kıyafetlerin başka formatlarda çeyizlerde yerini almasını sakıncalı bulmadığınızı biliyorum. Ancak önemli bir hususu gözden kaçırıyoruz. Geleneksel bu motiflerimizin formatını değiştirmek, onları yaşatma mücadelesinden kaynaklanıyor gibi gözükse de zaman sonra bu işlevini de yitireceğine üzülerek tanık olacağız.

Ve ne yazık ki bu yaptığımız, onları yok etmekten, sandığa ve tarihe gömmekten başka bir şey olmayacak!

                Eğer bu değerleri yaşatmak istiyorsak yeri geldiğinde onları üstümüzde taşımaktan gocunmayacak, sevdiklerimize ve çocuklarımıza giydireceğiz. Pek tabi her kıyafetin taşındığı ayrı meclisler vardır. Yöresel kıyafetlerimizin de hatırı sayılır meclisleri mutlaka vardır. Nitekim düğünler ve şenliklerimizde,  dini bayram ve günlerimizde, dost meclislerimizde hatta günlük hayatımızda yöresel giysilerimizi ve motiflerimizi gururla taşıyabiliriz.

TRT’nin her yıl düzenlediği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Şenliklerini ekranların karşısında meraklı ve heyecanlı bekleyişimizi hatırlayın! Her yeni çıkacak olan ülkenin nasıl oynayacağı kadar geleneksel kıyafet ve motifleri bizler için merak konusu oluyordu. Hiç kuşkusuz, bu heyecanlı bekleyişimizin milletlere ve onların değerlerine verdiğimiz saygıdan kaynaklanıyordu.

Ve hatırlayın! Bizler için en son Türkiye’nin sahne alışı, Anadolu’nun her yöresinden harmanlanmış geleneksel Türk kıyafeti ve Türk müziğinin ihtişamını milletçe, minnetle, gururla, taşıyabilme arzusundan ve coşkusundan geliyordu!