Elif Filiz GÜNDEREN


NUH´UN GEMİSİ, AĞRI DAĞI


 

Ağrı dağında Nuh´un gemisini andıran oluşumu ilk kez görüntüleyen gazeteci Ara Güler´e göre, ?Eğer bu Nuh´un gemisinin izi ise, bu aşağıda Allah´ı görmek gibi bir şeydir.´ diyor.

Kutsal kitaplarda ve efsanelerde geçen Nuh Tufanı ve gemisi dünyada merak konusu. Farklı kültürlerde benzer şekilde anlatılıyor olması da konuyu daha ilginç kılıyor. Nuh Tufanı eski uygarlıkların dini kabullerinin arasında yer alıyor. Sümer´lere ait tarihin bilinen en eski destanı Gılgamış, Nuh Tufan´ından bahseden ilk kaynak olması bakımından önemli. Ayrıca efsane Mısır kâhinlerinden tutun Yunan filozofları İran ve Çin tarihçilerini dahi yakından ilgilendirmiş. Sadece Sümerlerde değil, Gal, İskandinav, Maya, Aztek, Kızılderili efsanelerinde tufanın izlerini görmek mümkün.

Pagan dinleri ve kutsal dinlerde yansımalarının görüldüğü Tufan olayı benzer şekilde anlatılır. Asi halkına karşı Nuh peygamber, tufandan önce bir gemi inşa eder. Gemiye insanoğlunun yanı sıra canlı türlerinden alır ve onların kurtulmasını ve soylarının devam etmesini sağlar. Gemi tufan hadisesi sonlanınca bir dağa oturur.

Genel kanıya göre, Tufanın geçtiği yer, Mezopotamya coğrafyası olarak kabul ediliyor. Kutsal kitaplarda ve diğer kaynaklarda geminin sular çekildikten sonra karaya oturduğu nakledilir. Kuran-ı Kerim, Tevrat ve İncil´de benzer şekilde anlatılan olayda geminin olduğu yer; Tevrat´ta Ararat, Kuran-ı Kerim´de ise Cudi dağıdır. Kuran-ı Kerimde Hud Süresinin 44. ayetinde geçer. Cudi dağının tefsirlerden yola çıkılarak Musul yakınında bir dağ olduğu zikredilir. Babil rahibi Berossa ise geminin Cordyean Dağına oturduğunu söyler. Onun ifade ettiği dağ Van gölünün güneybatısında ki Cudi dağıdır. Cudi dağı Türkiye´nin Güneydoğu Anadolu bölgesinde Türkiye-Irak sınırına yakın Dicle Nehrinin hemen yanındadır. Cudi kelime olarak ?cud´ kökünden cömertlik anlamına gelir. Bölgenin jeolojik yapısını inceleyen uzmanların vermiş olduğu bilgilere göre, Şırnak ve çevre illerinin toprak yapısı çamurdan oluşmadır. Çamur akıntısı ve birikintiler ve diğer bilimsel bulgular, tufanın Cudi Dağı ve çevresinde yaşanmış olabileceği izlerini taşır.

 Sümerlerden kalma Gılgamış destanında ise geminin Nisir Dağına oturduğu yazılıdır. Yine bir Babilonya efsanesine göre gemi Nisir dağındadır. Tufanın Mezopotamya kökenli bir destanda geçiyor olması geminin Ortadoğu da aranıyor olmasını açıklıyor gibi. Ayrıca Karedeniz de meydana gelen değişmeler Nuh´un gemisinin bu bölgede olabileceğini düşündürten diğer sebeplerden biri. Nitekim bilimsel araştırmalar bundan tam sekiz bin yıl önce bölgede su taşkınlarının ve yükselmenin yaşandığını gösteriyor.

Şimdilik gözler Türkiye´nin Ağrı dağında. Ağrı dağı Türkiye´nin en yüksek dağlarından biri olma özelliğine sahip. Bu özelliği sayesinde halk edebiyatının ve dini kabullerin bir sembolü olarak görünüyor. Bunların yanı sıra dağın Nuh tufanı ile örtüştürülüyor olması bölgenin tarihi coğrafyası ile yakından alakalı. Nitekim Ermeni seyyahlar Nuh hadisesinin geçtiği yeri, Masis olarak adlandırdıkları Ağrı dağına atfediyorlar. Bölgede yapılan çalışmalar ve analizler yeni değil. İlk kez 1959 yılında keşfedilen Ağrı´nın Doğubayazıt ilçesinde gemiye benzer oluşum dünyanın dikkatini çekti. Yapılan çalışmalar, Nuh´un gemisinin ağrı dağı eteklerinde olabileceğini gündeme getirdi. Ağrının Doğu Beyazıt İlçesinde yer sütü şekillerine bakılarak tespit edilen gemi şekli bundan 60 yıl önce büyük yankı uyandırmıştı. İlk kez Yüzbaşı İlhan Durupınar tarafından keşfedilen gemi oluşumu, sonradan foto muhabiri Ara Güler tarafından görüntülenerek dünya kamuoyuna sunuldu. Bu görünüm, Yeni Zelandalı jeofizikçi John Larsen ve arkeolog Andrew Jones tarafından üç boyutlu olarak görüntülendi. Görüntülerin Nuh´un gemisinin ebatlarına ve yapısına benzerliğine dikkat çeken araştırmacılar, yapının bir gemi olduğunu ifade ederken, bunun Nuh´un gemisi olduğunu söylemenin çok erken olabileceğini dile getirdiler.

Çalışmaların ardından yazılan raporlar ve makaleler bilimsel çevrenin ilgisini bu bölgeye çekiyor. Bölgeye ciddi finans sağlayan yabancılar, Ağrı dağını kutsal görüyor ve Nuh´un gemisinin bu bölgede olduğuna inanıyorlar. Ağrı dağı ve çevresinin sit alanı olarak korunmasını ve bölgede herhangi bir tahribat yapılmaması gerekliliğini üzerinde duruyorlar. Tüm bunlara rağmen, olayın tam olarak nerde gerçekleştiği ve Nuh´un gemisinin nerede olduğu bilinmiyor.

Şimdilik Türkiye için, Ağrı dağı güzel bir fırsat gibi görünüyor. Bu sayede Doğu Anadolu´nun kalkınması ve bölgede turizmin gelişmesi adına önemli bir adım olabilir. Fakat bölgenin stratejik yapısı ve tarihi, siyasi emellere açık kapı bırakıyor. Özellikle sınırları çizilen bir Ermenistan hayali, üzerinde durulması gereken konulardan biri. Nitekim Ermeniler, bölgeyi ve Ağrı dağını kutsallaştırıyorlar. Ayrıca Kuran-ı Kerimde işaret edilen Musul yakınında Cudi Dağı´nın öneminin en aza indirilmesi de dikkate değer başka bir konu.

Sonuç itibariyle, tarihten ve kutsal dinlerden beslenen Nuh Tufanı ve gemisi, tüm dünyada evrensel bir değer olarak kabul edilmektedir. Bunlara rağmen, olayın ticari ve siyasi emellere hizmet ediyor olması bu tarihsel olguya zarar veriyor. Zira böylesi evrensel bir konunun bilimsel çalışmalar ve bulgularla desteklenmesi gerekir. Ayrıca Nuh´un gemisini arama çalışmaları artık bir iddia olmaktan ve ticari bir kaynak teşkil etmekten öteye geçmelidir. Ancak bu şekilde kutsal dinlerde ortak kabul gören ve önem arz eden bir konu netliğe kavuşabilir ve evrenselliğini devam ettirebilir.