ŞARAPNELİN KOPARDIĞI KOL VE TOPRAĞA DAMLAYAN KAN
Tarih: 10.10.2017 09:01:46 / 1753okunma / 0yorum
Abdurrahman ZEYNAL

                                                                  

Münadiler davul çalıp, avazlarının çıktığı kadar bağırıyorlar. Duyduk duymadık demeyin, Padişahımız Efendimizin fermanı var....!

Kutsal Cihat ilan edilmiştir..! Askerlik çağında olanlar, askerliğini yapmış olanlar silah altına alınacaktır. Duyduk duymadık demeyin ..! En yakın asker toplama merkezine uğrayın....!

Yaşı kemâle ermiş, 93 harbinin dehşetli anlarına tanıklık etmiş, acı tatlı bir hayat sürmüş olan Hüseyin Ağa  elini aklaşmış sakalına götürmüş, bir müddet düşündükten sonra tek oğlunu aynı zamanda evli olan Ahmet´ini Ağustos sıcağında buğday tarlalarından çağırmış, evladım git eve, hanımınla, çocukların Mehmet ve Aliyle kucaklaş, helalleş, azığını hazırlasınlar. Yarında arkadaşlarınla birlikte yola çık.. Haydi evladım iş başa düştü derken, gözlerinden yaşlar geliyordu.

Ağustos 1914. Aşkale´de toplanan yüzden fazla asker adayı dualarla, tekbirlerle Erzurum´daki toplanma  yerlerine uğurlanırken minarelerden Ezan´lar okunuyordu.

Ahmetler, Mehmetler ve daha nice yiğitler iki günlük yolculuktan sonra tarihi İpek yolunu takip ederek, Karabıyık Hanlarını, Evrenli hanlarını , Alaca Köyü´nü geçerek Ilıca´ya gelmiş, gece burada konakladıktan sonra  sabahın ilk ışıklarıyla birlikte  yola çıkmış, akşama doğru Erzurum´daki birliklerine teslim olmuşlardı.

Askerler toplandıkça kışlalarda yatacak yer kalmamış, ahırlar, merekler, kahvehaneler otele dönüştürülmüştü. Askerler bir taraftan talim yaparken, kışında ayak sesleri gelmeye başlamıştı. Hani "yedi dağa, bir bağa" dedikleri gerçekleşmek üzereydi.

Karavana yetersiz, askerin üstündeki elbiseler ise yaklaşan felaketin habercisi durumundaydı. Osmanlı Devleti,  Birinci Dünya Savaşı´na girince Erzurum Cephe hattı olmuş, 9-10 ve 11. Kolordular  Allahu Ekber, Soğanlı Dağlarında, Horasan, Azap, Köprüköy hattında Ruslar ile göğüs göğüse çarpışamaya girmişti.

Eksi kırk derecedeki soğuklar, tipi, fırtına, kar yanında  açlık, susuzluk, bit, pire , tifo , tifüs tüm şartlar Ahmetlerin, Mehmetlerin aleyhine gelişmişti. Ölen, yaralanan ve esir düşenlerin sayısı gün geçtikçe çoğalıyordu.

Kışın dehşetli ayazında Köprüköy tepeleri top sesleri ile inlerken kulak zarları patlamakta, kurşun sesleri havada vızıldamaktaydı. Bir tarafta Allah Allah sesleri yeri göğü inletirken diğer tarafta Hurra sesleri etrafa yayılıyordu. Tam savaşın dehşetli anlarında  patlayan bir top mermisinden kopan şarapnel parçası Ahmet´in koluna isabet etmiş, yaralanmış, sol kolu kopmuş, yarı baygın halde düşmana esir düşmüş, tedavi için Kars´a oradan  Tiflis´e, derken Orta Asya bozkırlarındaki esir kamplarına gönderilmişti.

Ahmet aylarca süren aç- susuz ve uykusuz günlerden sonra diğer esirlerle acıklı bir sürgün hayatı yaşamaya başlamıştı. Aklında,  hayalinde evde bıraktığı eşi Ayşe, oğulları Mehmet ve Ali rüyalarını süsler olmuştu. Hep onları düşünüyor, kurtulacağı günün hayalini kuruyordu.  

Türkistan´daki Türk kardeşleri esir kamplarındaki Türk birer, ikişer kaçırıp Çin üzerinden Japonya´ya, veya Tanrı, Altay ve Himalaya dağlarını geçirterek Hindistan´a derken Avrupa´ya veya Basra körfezi yoluyla Anadolu´ya  göndermeye çalışıyor, gitmeleri için ellerinden gelen tüm yardımları yapıyorlardı.  

Ahmet ve bir gurup arkadaşı bir yolunu bulup esir kampından kaçmışlar, Taklamakan, Karakurum çöllerinin dehşetli  gündüz sıcağından, gece ayazından geçerek, tanımadıkları coğrafyalarda güneye gitmiş, Himalya Dağları´nı aşarak Yeni Delhi´ye ulaşmışlardı.

Yolar uzun, yıllar geçmek bilmiyordu. Memleket hasreti burnunda tütüyordu. Kasabasından ayrılalı dokuz yıl olmuştu. Ahmet´in arkadaşlarından bir kısmı yollarda hayata gözlerini yummuş, geri kalanlar Bağdat üzerinden İngilizlerin kontrolünden geçerek Anadolu´ya ulaşmıştı.

Nihayet Ahmet  o acılı yılları geride bırakmış, aç, susuz, yarı çıplak, perişan bir halde sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kasabasına girmiş, doğup büyüdüğü, eşini, çocuklarını, ana ve babasını bıraktığı ocağına doğru yürümeye başladı. Fakat yürüdükçe içinde bir ürperti başladı. Yanmış evler, yıkılmış kerpiç duvarlar, içinde korkunç fırtınalar oluşturuyordu. Ya kendi evleri yıkılmışsa, ya ana ve babası ölmüşse, ya eşi ve çocukları yoksa...!

Yüreğinden kopan fırtınalar ayaklarının dolaşmasına sebep olurken yüzünde göremediği tarif edilemez acının izlerini oluşturuyordu. Bir ayna olsa da bir cemalini göreydi... Belki kendiside korkardı. Nihayet acıya, daha fazla dayanamadı ve bir köşe başında yere yığılarak bedeni kas katı kesildi. Durumu gören mahalleli, saçı sakalı bir birine karışmış, bu tanıyamadıkları yabancının yardımına koştular. Bir yudum su içirip kendine gelmesini beklediler.

Neden sonra kendine gelen Ahmet etrafa solgun gözlerle bakarken acaba beni tanıyan biri çıkar mı diye epey bekledi. Artık geçen dakikalar içinde ümidi kesilmişti. Dile kolay dokuz yıl geçmişti. Askere giderken delikanlıydı. İki elide sapa sağlamdı. Şimdi ise saçları ağarmış, beli bükülmüş, tek kolu kalmış, yüzü kırış kırış olmuş, tüm acıların izini taşıyordu. Böyle birini kim tanıyabilirdi.

Neden sonra kendine yardım edenlere sordu: Hüseyin Ağa diye birisini tanıyormusunuz? Onun Ahmet adında oğlu ve Ayşe adında bir gelini ve torunları vardı...! 

Mahalleli uzun uzun düşündükten sonra  öyle birilerini tanıklarını söylediler bu yabancıya. Ahmet´in gözleri birden ışıldamış, dizlerine fer gelmişti. Birden peki onlara ne oldu? diye söylenirken  etraftan belli belirsiz sözlerle Hüseyin ağanın oğlunun hasretine dayanamayarak öldüğünü, Rusların kasabayı işgal etmeleriyle birlikte kasabalının memleketlerini terk edip muhacir olarak gittiğini anlattılar. Ahmet peki geriye dönen olmadımı? diye sorunca aldığı cevap iyice tükenmesine sebep oldu. Giden gitmiş, gelende olmamıştı. Geçen saatler içinde büyük ümitlerle geldiği kasabasında kendini tanıyan biri bile çıkmamıştı..! Son bir gayretle evlerin bulunduğu sokağa yöneldi. Gözlerine inanamadı...! Geride kalan yıllar içinde baba evlerinden, çocukluğunda koşup oynadığı sokaklarından geriye eser bile kalmamıştı..

Boş sokaklarda ağlayan gözlerle dolaşırken  mahalleli  bu bir kolu olmayan saçı sakalı birbirine karışmış, tanımadıkları bu yabancıyı merak etmeye başladılar. Fakat kendileri Kafkaslardan gelen muhacir oldukları için  fazla bir şeyde sormadılar, soramadılar.

Ahmet yorgun adımlarla kasabanın tek kahvehanesine doğru giderken  gözünden dokuz yıl önce bıraktığı yaşlı babası, eşi ve çocukları, akrabaları ve şirin kasabası gözlerinin önünden sinema filmi gibi akıp gitmişti.

Soğanlı Dağları´nın soğuğunamı, Rus askerlerinin esir muamelesi yaptıkları günleremi, Orta Asya bozkırlarının değişen hava şartlarınamı, Himalaya dağlarının yol vermez engellerinemi? Basra körfezinden yukarıya doğru kötü muameleye uğradıkları, İngilizin ettiklerinemi acısın ? Yoksa  Erzurum´dan gelerek kasabası olan yerde evlerinin yıkılmış olmasınamı? Babası ve ailesinden bir iz bile bulamamasınamı ağlasın?

Fırtınalar , fırtınalar,  fırtınalar ...

Artık her şeyini kaybettiği, kendisini yabancı hissettiği öz kasabada duramazdı. Gitmeliydi... Akşam karanlık çökmek üzereydi. Son bir gayretle ayağa kalktı... Çocukluğunun, ailesinin yaşadığı kasabasına son bir gayretle baktı...

Gözleri yaşlıydı. Yüreği  acı içinde kıvranıyordu. Sırtındaki heybesiyle giderken kahvedekiler  nereye gidiyorsun? Gitme, kal demelerine aldırmadan yürüdü yürüdü...

Dudaklarından fısıltı şeklinde şu sözcükler döküldü: Efendiler ; nereye gittiğimi ne diye sorarsınız...!

Ben size geldiğim yeri söyledim ya... ! Yetmezmi? Gideceğim yerin bundan sonra ne önemi var....

 

 

 

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
ÖĞRETMEN HATIRALARI OKUNUR (25 Kasım 2019 - Pazartesi)
BİR SOBACI ATÖLYESİ (22 Kasım 2019 - Cuma)
NE OLDU BİZE, BU GİDİŞ NEREYE? (11 Kasım 2019 - Pazartesi)
ŞAH MAT (22 Ekim 2019 - Salı)
TARİH VE COĞRAFYA (15 Ekim 2019 - Salı)
DARAĞACI MAHALLESİ (14 Ekim 2019 - Pazartesi)
BÜYÜK TÜRK MİLLETİ TÜRKİYEM (12 Ekim 2019 - Cumartesi)
RACİ SOLMAZIN ARDINDAN (11 Ekim 2019 - Cuma)
KIRMIZI IŞIK (10 Ekim 2019 - Perşembe)
TEPE MEZARLIĞI (07 Ekim 2019 - Pazartesi)
HURAFE (04 Ekim 2019 - Cuma)
ERZURUM´U YÖNETENLER GÖREV BAŞINA (01 Ekim 2019 - Salı)
DİL... (30 Eylül 2019 - Pazartesi)
İFTİRA (26 Eylül 2019 - Perşembe)
GÜVEN VEYA GÜVENSİZLİK (24 Eylül 2019 - Salı)
BU KONULARI OKUMADAN KONUŞMAYIN, YAZMAYIN (19 Eylül 2019 - Perşembe)
Kadana Mahallesini Gezmeye varmısınız? (16 Eylül 2019 - Pazartesi)
12 EYLÜL 1980 (14 Eylül 2019 - Cumartesi)
BALTAHANE VEYA KOMESLİ HANI (11 Eylül 2019 - Çarşamba)
HACI CUMA MAHALLESİNDEN ERZURUMU SEYRETMEK (09 Eylül 2019 - Pazartesi)
ÇAĞRIMDIR (04 Eylül 2019 - Çarşamba)
BENİMLE YÜRMEK İSTERMİSİNİZ (19 Ağustos 2019 - Pazartesi)
SÜLEYMAN NECATİ VE ERZURUM (05 Ağustos 2019 - Pazartesi)
VATANIN BAĞRINDA ELLİ YEDİ GÜN (02 Ağustos 2019 - Cuma)
HAYDİ ERZURUM´A GEL (01 Ağustos 2019 - Perşembe)
100. YILINDA MİLLİ MÜCADELE VE ERZURUM -2- (24 Temmuz 2019 - Çarşamba)
ZİRVE ŞEHİR (11 Temmuz 2019 - Perşembe)
Öğretmen ve Siyasetçi Cevat Dursunoğlu (03 Temmuz 2019 - Çarşamba)
ERZURUM´LU KARA FATMA (02 Temmuz 2019 - Salı)
Bir güzel Ozan: Aşık Sıtkı Eminoğlu (27 Haziran 2019 - Perşembe)
DERSİM´İ BİRDE BÖYLE OKUYUN (17 Haziran 2019 - Pazartesi)
Nikolay İvanoviç İlminskiy ve Bölücülük (13 Haziran 2019 - Perşembe)
ERZURUM´U ANARKEN... (30 Mayıs 2019 - Perşembe)
100 YIL ÖNCE 19 MAYIS (20 Mayıs 2019 - Pazartesi)
FEDAKÂR, CEFAKÂR, OF DEMEYEN ANAM´A (13 Mayıs 2019 - Pazartesi)
KAYBETTİK...! MAĞLUP OLDUK...! (11 Mayıs 2019 - Cumartesi)
DİNDEN KAÇIŞ (06 Mayıs 2019 - Pazartesi)
BİR MÜCADELE ADAMI (30 Nisan 2019 - Salı)
ÇOCUKLUĞUMDAKİ 23 NİSAN (25 Nisan 2019 - Perşembe)
ÇİFTE STANDART VE GERÇEK (23 Nisan 2019 - Salı)
HAFIZ NUSRET GEDİK (22 Nisan 2019 - Pazartesi)
YEŞİL MERCİMEK ÜRETİMİ VE ÇÖZÜM (15 Nisan 2019 - Pazartesi)
SİYASET NEDİR? (04 Nisan 2019 - Perşembe)
TÜRKİYE´NİN GÖREVİ (27 Mart 2019 - Çarşamba)
ÖNLÜK, FORMA ve AİDİYET DUYGUSU (26 Mart 2019 - Salı)
ÜZÜLÜYORUM (22 Mart 2019 - Cuma)
ŞEHİT BURAK TATAR´IN SON VASİYETİ (18 Mart 2019 - Pazartesi)
101 Yıl Önce 12 Mart Erzurum (12 Mart 2019 - Salı)
ROMA´DAN ABD´YE (11 Mart 2019 - Pazartesi)
YARABBİM BU BELALARDAN ÜLKEMİZİ KORUSUN (09 Mart 2019 - Cumartesi)
HAMİYET VE HAK NEDİR (07 Mart 2019 - Perşembe)
MİLLETİN BEKASI NEDİR? (05 Mart 2019 - Salı)
Milli Kültür Nedir? (26 Şubat 2019 - Salı)
KENEVİR EKİMİNDEN BEZİRHANELERE (17 Ocak 2019 - Perşembe)
RADİKAL İSLAMCILARIN DEĞİŞİMİ (09 Ocak 2019 - Çarşamba)
BEYNAMAZ AHMET EFSANESİ (29 Aralık 2018 - Cumartesi)
ALLAHU EKBER´DE 90.000 ASKER DONMADI (27 Aralık 2018 - Perşembe)
OSMANLI VE DENGE POLİTİKASI (12 Aralık 2018 - Çarşamba)
TARIMSAL ÜRETİM NASIL ARTIRILIR (03 Aralık 2018 - Pazartesi)
Acılar Yurdu: Doğu Türkistan (2) (27 Kasım 2018 - Salı)
Acılar Yurdu: Doğu Türkistan (1) (26 Kasım 2018 - Pazartesi)
ÖĞRETMEN OLACAĞIM (23 Kasım 2018 - Cuma)
ÇİN ZULÜM YAPIYOR, DÜNYA SEYREDİYOR (22 Kasım 2018 - Perşembe)
OSMANLI PAY EDİLİRKEN (14 Kasım 2018 - Çarşamba)
CUMHURİYETE GİDEN YOL (02 Kasım 2018 - Cuma)
Güzel Bir Bürokrat (11 Ekim 2018 - Perşembe)
NE OLDU BİZE (24 Eylül 2018 - Pazartesi)
DUYMAK İSTEMİYORUM (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
TÜRK ORDUSU VE ZAFER BAYRAMI (30 Ağustos 2018 - Perşembe)
ERZURUMUN ALTIN YILLARI(1948-1985) (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
ERZURUM RADYOSU KAPATILMASIN (04 Ağustos 2018 - Cumartesi)
OSMANLI TOPLUMU VE BÜROKRASİ (30 Temmuz 2018 - Pazartesi)
23 TEMMUZ ERZURUM KONGRESİ (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
MEHMET SEKMEN BAŞKANIMA AÇIK MEKTUP (09 Temmuz 2018 - Pazartesi)
ERZURUM´DAN NARMAN´A (07 Temmuz 2018 - Cumartesi)
ADALET YİNE ADALET (05 Temmuz 2018 - Perşembe)
TAŞ KALPLİ (28 Haziran 2018 - Perşembe)
Prof. Dr. EROL KÜRKÇÜOĞLU (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
PROF. DR. MUSTAFA ILICALI (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
BİR ZAMANLAR ERZURUM´DA HAYAT VARDI (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
2026 KIŞ OLİMPİYATLARI ERZURUM´A (04 Mayıs 2018 - Cuma)
DEVLET (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
ÖZLEMİM (28 Nisan 2018 - Cumartesi)
TÜRK MİLETİNİN EVLATLARI! (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
SEÇİM (19 Nisan 2018 - Perşembe)
DİL VE ATASÖZLERİ (17 Nisan 2018 - Salı)
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI TARTIŞILIRKEN (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
ACI, DRAM VE ÇARESİZLİK (04 Nisan 2018 - Çarşamba)
GÜN BATIMINDA ERZURUM OVASI (02 Nisan 2018 - Pazartesi)
ERZURUM SOKKALARINDA KISA BİR TUR (27 Mart 2018 - Salı)
BİBİLİK OYUNU OYNADINIZMI? (22 Mart 2018 - Perşembe)
MEHMETÇİK VAKFI VE AFRİNDE MEHMETÇİK (05 Mart 2018 - Pazartesi)
İNSAN VE ŞEYTAN ARKADAŞ OLURSA (16 Şubat 2018 - Cuma)
AKKUŞ ÇAY EVİNDE EDEP ÖĞRENDİM (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
O BİZİM NAMUSUMUZU KORUDU (01 Şubat 2018 - Perşembe)
SOSYAL KIYAMET: YAŞLI KADIN DONARAK ÖLDÜ (29 Ocak 2018 - Pazartesi)
İbrahim Erkal Kültür Merkezi (25 Ocak 2018 - Perşembe)
KAN SINIRLARI HARİTASINDAN AFRİN´E (24 Ocak 2018 - Çarşamba)
BALTAHANE (18 Ocak 2018 - Perşembe)
SORUMLULUK DUYGUSU (29 Aralık 2017 - Cuma)
VURULDUN ÖĞRETMENİM..! (20 Aralık 2017 - Çarşamba)
ERZUMDA DÜN VAR OLAN BUGÜN OLMAYAN FABRİKALAR (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
KUDÜS (12 Aralık 2017 - Salı)
KUDÜS VE MESCİD-İ AKSA´NIN KISA TARİHÇESİ (09 Aralık 2017 - Cumartesi)
KANMAYIN, KANDIRILMAYIN, KANDIRMAYIN (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
TAZİYE ÇADIRI KALDIRILSIN (20 Kasım 2017 - Pazartesi)
ŞEHİT OLDULAR (17 Kasım 2017 - Cuma)
140 Yıl Sonra Aziziye Tabyalarına Yürümek (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
EĞİTİMDE KISIR DÖNGÜ (09 Kasım 2017 - Perşembe)
İFTİRA OLMUŞTAN BETERDİR (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
MİLLİ MÜCADELE ERZURUM´DAN BAŞLIYOR-3 (26 Ekim 2017 - Perşembe)
MİLLİ MÜCADELE ERZURUM´DAN BAŞLIYOR-1 (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
YÖNETİCİLERDE İTİKAFA GİRSE (02 Ekim 2017 - Pazartesi)
Ciddi, Ciddiyet,Ciddi Olmak..! (25 Eylül 2017 - Pazartesi)
ERZURUM´DA BİR MEKÂN: HAMZAHANE (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
KURBANLARINIZI MEHMETÇİK VAKFI KESSİN (23 Ağustos 2017 - Çarşamba)
ABD TÜRKİYE İLE DALGA GEÇİYOR (19 Ağustos 2017 - Cumartesi)
SOĞANLI DAĞLARINDA ŞEHİTLER YATAR (14 Ağustos 2017 - Pazartesi)
BİT, PİRE VE TİFO=ÖLÜM (07 Ağustos 2017 - Pazartesi)
DELİRMİŞ DEDİLER......! (02 Ağustos 2017 - Çarşamba)
Mescid-i Aksa´ya Neden Kilit Vurdular? (26 Temmuz 2017 - Çarşamba)
1955´de Erzurum´daki Bölge Müdürlükleri (19 Temmuz 2017 - Çarşamba)
ADALET İSTİYORUM (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Ağa, Bey, Patron ve Zihniyet Kültürümüz (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
DEVLET, TARİH VE BÜROKRASİ (29 Haziran 2017 - Perşembe)
KURAN KURSLARI (13 Haziran 2017 - Salı)
İSTANBUL İZLENİMLERİM (23 Mayıs 2017 - Salı)
ŞEHİT KOCAMIN HATRI İÇİN (18 Mayıs 2017 - Perşembe)
TÜTEN BACALARI TÜTMEYEN DUMLU (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
1920-2015 ERZURUM MİLLETVEKİLLERİ (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
SULAR DA AĞLAR (02 Mayıs 2017 - Salı)
YOLCULUK (21 Mart 2017 - Salı)
ÇANAKKALE´DE SAVAŞAN ERZURUMLULAR (17 Mart 2017 - Cuma)
1918´inde ERZURUM (13 Mart 2017 - Pazartesi)
Fazıl Hüsnü Dağlarca (10 Mart 2017 - Cuma)
ERZURUM KALKINACAKMIŞ (06 Mart 2017 - Pazartesi)
YALAN SÖYLEDİK (28 Şubat 2017 - Salı)
BABA ON LİRA VER (21 Şubat 2017 - Salı)
TAS İTTİ (10 Şubat 2017 - Cuma)
YAKUTİYE İLÇESİNDE EĞİTİM (17 Ocak 2017 - Salı)
KÖMÜR KUYRUKLARINDA ÇİLE (11 Ocak 2017 - Çarşamba)
ERZURUM´DA ISINMA PROBLEMİ (09 Ocak 2017 - Pazartesi)
GÜVEN VEYA GÜVENSİZLİK (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
MİLLİ EĞİTİM İFLAS EDERKEN (26 Aralık 2016 - Pazartesi)
PALANDÖKEN İLÇESİNDE EĞİTİM (22 Aralık 2016 - Perşembe)
ÖĞRETMEN TECRÜBE DEMEK-1 (26 Kasım 2016 - Cumartesi)
ERZURUM`DA ÖLÜM VE TAZİYE GELENEĞİ (24 Şubat 2015 - Salı)
Acılar Yurdu: Doğu Türkistan (17 Şubat 2015 - Salı)
KARAKÖSE MAHALLESİ-5 (11 Şubat 2015 - Çarşamba)
KAĞIZMANA ISMARLADIM NAR GELE (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Erzurum için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:43 07:28 12:27 14:51 17:09 18:41
-Günümüzde evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır. (Bak bunu duyduğum iyi oldu ben zaten evlenmiyecem böylece kamçılamış oldum bu sözlerle) -Rodin’in ünlü ‘düşününen adam’ heykeli aslında İtalyan şair dante’nin portresidir. -Uranüs çıplak gözle görülen

İlginç Bilgiler 4
Üzerinize veya halıya kahve dökülürse, lekeyi soğuk suyla ıslattıktan sonra hemen birkaç damla gliserin ile çitileyin.

Kahve Dökülürse