Dünya hızla değişiyor
Teknoloji, sanat, kültür değişiyor, gelişiyor veya değiştiriyor.
Ülkeler, milletler akıl almaz değişimin cenderesinde öne geçme kavgası veriyorlar.
Fizikçileri, kimyacıları, biyologları, doktorlar velhasıl tüm bilim adamları harıl harıl çalışıyor.
Siyasetçileri, yöneticileri ülkelerini daha iyi yönetme adına çalışıyorlar.
Peki biz ne yapıyoruz....!?
Etrafımız ateşten çemberlerle örülüyor.......!
Biz hala 1919 Erzurum, Sivas kongrelerini tartışıyoruz.....!
Hem de nasıl....!
Tam bir ideolojik körlük içinde........! Yalansa söyleyin..!
Neyi tartışıyoruz?
24 Temmuz 1923 yılında imzalanan Türkiye Cumhuriyetinin tapusunu.....!
Nasıl tartışıyoruz...!
Milli Mücadelenin 100. yılını, Lozan Anlaşmasının 96 yılını tartışıyoruz...
Hangi zaman dilimizden?
21 yüzyılın şartlarından 100 yıl öncesine bakarak yapıyoruz.
Peki yüz yıl önce ne vardı?
Açlık, yokluk, hastalık vardı. Genç nüfus yoktu. Doktor yoktu. Öğretmen yoktu. Yiyecek buğday o hiç yoktu.....!
Peki şimdi? Bir elimiz yağda, bir elimiz balda..... Altımızda Amerikan, Alman, Fransız, İngiliz, Japon ve Kore arabaları......!
Peki neyi eleştiriyoruz?
Kağnı arabasını, at arabasını, katır, at ve eşekle seyahatleri. Başka Uçakla uçup, Erzurum´dan İzmir´e yalın ayak, baş açık giden dedelerimiz eleştiriyoruz....!
Değil mi? Eeee... Yahu adama demezler mi biraz insaf diye..
Şu ana kadar ideolojik körlük, partizan tutum, ekonomik rahatlık içinde yokluk, zorluk, perişanlık içinde kazanılan bir tarihsel olayı ve olaylar zincirini eleştirip geçmişe taş atıyoruz.
Diyeceğim şu : Ne olur biraz insaf.....! Bağırın, çağırın ama sakın ha küfredeyim demeyim...
Çünkü kötü söz sahibinindir......!
Anladınız mı?