Abdurrahman ZEYNAL

Tarih: 29.12.2025 17:50

ABD, İNGİLTERE VE BATI İÇİN TÜRKİYE

Facebook Twitter Linked-in

İngilizler için konu daha önemliydi.  İngilizler 1918 sonrasında işgale direnen Türklere Müslüman ülkelerden tepki gelir diye korkup Mustafa Kemal ve arkadaşlarına Türk yerine onlara Kemalist dediler. Yani Kemalizm kavramını ilk İngilizler icat etti. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk 1919 yılın o acılı günlerinde “Emperyalistlerin pençesine düşen bir kuş gibi yavaş yavaş, aşağılık bir ölüme mahkûm olmaktansa babalarımızın oğulları olarak vuruşa vuruşa ölmeyi tercih ederiz” dediği için İngilizler hep düşman gördüler.

Türk milletinin azılı düşmanı Gladostone Müslümanlığımızdan dolayı değil, Türklüğümüzden dolayı bize düşman olduğunu açıklar ve "Çünkü Türkler İspanyadaki Mağribi Müslümanlar gibi "uygar" ve Hint Müslümanları gibi "uysal" değildir ve üstelik Avrupa'da beş yüzyıl oturmuşlardır." Demek suretiyle yüz yıl önce Türk Milletine Düşmanlığını ilan etmiştir.
İngilizler bu kahramanları, Türkleri, vatanseverleri ötekileştirip vatanı savunanları kamuoyu önünde gayrimeşru göstermek istediler.

Böylece bugünün Kemalist anlayışı o günlerde şekillendirerek içimize soktukları fitne yuvaları eliyle  günümüze kadar getirdiler. Çünkü bu acıyı Sir Andrew Ryon “Lozan’da onursuz bir barışa imza attık. Bu İngiltere’nin şimdiye dek imzalamış olduğu anlaşmaların en uğursuzu, en mutsuzu ve en kötüsüdür” derken içlerindeki kini kusmayı açıkça ilan ediyordu. İşte Yüz Yıllık acının temeli buydu..
Kemalizm’in ciddi anlamda kullanılması Türkiye’nin Amerika’yla yakınlaşması ve NATO’ya girmesiyle yeni bir boyut kazandı. Başlangıçta Amerikalılar Kemalizm’i destekler görünse bile bunun kendileri için iyi olmadığını gördüler. Kemalizm’e alternatif aramaya başladılar özellikle 1960 sonrası ABD ve İngiltere Tarikatları, Cemaatleri, milliyetçileri ve 1968 sonrası solu destekleyerek Kemalizm’i eritmek yok etmek için gayret ettiler.
Kemalizm parlamenter sisteme dayanıyordu. Burada güçler ayrılığı vardı. Hükümet, parlamento, Anayasa mahkemesi, Sayıştay, Danıştay, Yargıtay, Genelkurmay ve diğer devlet kurumları var ve azda olsa bağımsızdılar. Bu Amerika’nın işine gelmiyordu. Amerika Türkiye’de pek çok olay denemiş ve başarılı olamamıştı. Sebebi Kemalizm’di. Çünkü kuvvetler ayrılığı ABD için ayak bağıydı. ABD bu bağdan kurtulmalıydı.

Soğuk savaş döneminde Amerika işleri büyük oranda askerler üzerinden yürüttü. 1952 yılında Türkiye NATO’ya girince ister istemez öncül kuvvet askerdi. Bu Amerikalıların işine geliyordu. Zamanla Türkiye ile ABD’nin menfaatleri örtüşme yerine ayrılmaya dönüştü.  1960 ihtilali, 12 Mart Muhturası, 1980 darbesi, 28 Şubat postmodern darbesi, 2015 15 Temmuz kalkışmasının arkasında hep Amerikalılar vardı.

Özellikle 1962-1972 yılları arasında Türkiyeye gelen iki binden fazla "barış gönüllüsü" ileride Türkiyeye nasıl zarar verebilirim alt yapısını yaptılar.
Barış gönüllüleri insan devşirdiler, ırkçılık fitnesini ülke içine attılar, siyasal İslamcılar eliyle Atatürk ve arkadaşlarının 1939 yılına kadar kullanmadığı Kemalizm’in kötü olduğunu yaydılar. 
PKK, DEV-YOL, DEV-SOL ve türevlerini hep bu sivil görünümlü CIA ajanı olan Barış gönüllüleri kurguladı ve gittiler. Kemalizm batı için tehlikeydi. Çünkü batıyı, İngiliz’i yenen güç Kuvayı Milliyeydi. Türklerdi. Ondan intikam alınmalıydı.

Yaşadığımız süreç özellikle 1984 sonrasında bebek katillerinin türediği terör örgütünü batılılar her açıdan destekledi. Batı Türkiye’den öç alıyordu. Çekiç Güçle ve sonrasında Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’de meydana gelen değişmeler hep Türkiye’den intikam almak içindi. Ne yazık ki Türkiye’yi yönetenler bu tuzağa düştüler. Düşmeye devam ediyorlar.

ABD ve ortakları öncelikle Kurt Ziemke’nin dediği yolu tercih ettiler. Buna göre “yapılması gereken Atatürk’ün hem din hem de Kürt düşmanı olduğunu yaymaktır” ifadesini hayata geçirmek düşüncesi yanın da Samuel Huntigton “Türkiye Atatürk’ün mirasını reddetmelidir” yaygarasıyla bu fikri desteklediler. 
Paul Henze “Atatürkçülük öldü Nurcular ileri” derken Graham Fuller “Kemalizm’e son verin Osmanlıyı övünün” fikriyle siyasal İslamcıları yönlendirmeyi sürdürdü.

1979 yılından sonra ABD ulusal güvenlik ve Nükleer Stratejisti Prof. Dr. Albert Wohteffer, Rand Corperatin’dan eski Amerikan Savunma bakanı Donald Rumsfeld, Türkiye dâhil 22 ülkenin sınırları değişecek diyen ABD dışişleri bakanı Condoleezza Rice, Dick Cheney, Pol Wolfovitz, Richerd Pörle Kemalizm’in etkisizleştirilmesi için yıllarca basın aracılığıyla yönlendirme yaptılar.
Tüm bu çalışmalar, yönlendirmeler sonucunda istediklerini elde ettiler. Amerikalılar için bir ülkenin demokrasi ile krallıkla, cumhuriyetle yönetilmesi önemli değildi. ABD için söz tutan  insanların iş başında olması gerekli ve yeterliydi.

Ankara’ya 2025 ortalarından itibaren büyükelçi olarak atanan Tom Barrack “Türkiye’nin ulus devlet olduğunu, 1919 yılından beri ABD’nin çıkarlarını engellediğini bunun için ulus devletten vaz geçmek gerektiğini” defalarca açıklaması olayları ve hadiseleri açık seçik ortaya koymaktadır.
Amerikan Elçisi açıkça Türkiye Cumhuriyetini tehdit ederek 1919 öncesine dönülmesini, Türkiye Cumhuriyetinin çok dinli, çok dilli, ve Ulus Devletten çıkıp parçalı bir yapıya dönüşmesini savunmaktadır.

Bu Türk Milletinin asla kabul edemeyeceği bir istektir. Biz Türkler bu düşünceyi şiddetle reddeder Tom Barrack'ı aklı selim davranmaya davet ederiz.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —