Zaman zaman bazı sorularla karşılaşıyor ve kendimce cevap vermeye çalışıyorum. Verdiğim cevaplar yetersiz, hatalı, eksik veya tatmin edici seviyede olmuyor
Özellikle muhafazakar kesimden gelen bu soruların izahında güçlükler çekiyorum. Bunun birden çok sebebi var.
Arkadaşlarım, dostlarımın soruları özellikle 1800-1950 yılları arasına toplanıyor. Günümüz araştırmak ise akıllarına bile gelmiyor.
Birinci sebep içinde bulunduğum bizim mahalle konuları okumuyor. Ciddi analizleri yapmıyor veya yapamıyor.
İkinci sebep meseleye ideolojik, ön yargılı bakıyor. Kulaktan dolma bilgilerle muhataplarını suçlamayı tercih ediyor. Falan böyle dedi, filan böyle dedi...
Üçüncü sebep belgeye, bilgiye, kaynağa dayalı bilgileri kullanmayı, bunlara ulaşmayı, bulduğu bilgileri belli kriterlere göre değerlendirmeyi ise hiç yapmıyor.
Durum böyle olunca ister dini, ister sosyal, ister ekonomik konuda olsun peşin hükümlü oluyor.
Bu durum ne yazık ki Osmanlıdan Cumhuriyete, oradan günümüze sirayet etmiş bir hastalık görünümü arz ediyor.
Bu hastalık günümüze gelinceye kadar; İlerici- gerici, ittihatçı-itilafcı, sağcı-solcu, milliyetçi-devrimci, laik-antilik, demokrat- anti demokrat, cemaatçi- cemaatçi olmayan, tarikatçı- tarikatçı olmayan, başı açık- başı kapalı gibi sloganların peşine düşüp suçlamayı, ötekileştirmeyi sonuçta hain ilan etmeyi ilke edinmiş oluyoruz.
Sonuç olarak bu kolaycılıktan sıyrılıp, bilimi esas alan büyük araştırma gerektiren, çok yönlü bakmayı ilke edinmiş insanlar olmak zorundayız.
İlerlemenin, gelişmenin yolu buradan geçer. Lütfen birbirimiz suçlamaktan vaz geçelim. Birbirimiz anlamaya çalışalım. Ben değil biz olalım. Tek kişiye bel bağlamayalım. Kurumlara, ehliyetli, liyakatli, hak ve hukuku önceleyen insanlara ve kurumlara güvenelim.
Bunu böyle yapanların Kurban Bayramı kutlu olsun