Menü Erzurum Günebakış
Abdurrahman ZEYNAL

Abdurrahman ZEYNAL

Tarih: 30.10.2021 08:49

ERZURUMLU ERBÂBÎ

Facebook Twitter Linked-in

Mezarı Üç Kümbetler civarında olan şairin geçtiğimiz yıllar içinde dozerlerle yok ettik

Bir şehrin tarihteki yerini stratejik esaslar, kültürel değerler, maddi ve manevi eserlerinin yanında bağrından çıkardığı bilim insanları, yazılı ve sözlü edebiyat geleneğini yaşatan, devam ettiren insanlarıdır.

Erzurum bu açıdan şanslıdır. Pek çok alim-ulema yetişmiştir. Pek çok saz ve söz ustası yetişmiş olup bunlardan biride Erbâbî'dir.

Kara Aras veya Karaz köyünde 1805 yılında Bekir Efendinin bir erkek çocuğu dünyaya gelir, adını Hüseyin Farkî koyar. Aile bir müddet sonra şehir merkezine göçer ve Caferiye Mahallesine yerleşir.

Hüseyin Farkî büyüdükçe kendini dergâha kaptırır. Şeyhi kendisine "Erbâb" demeye başlar. Bundan sonra Genç Hüseyin şiirlerinde "Erbâbî" mahlasını kullanmaya başlar.

Erbâbî askerliği gelince askere gider. Halife Abdülmecit zamanında İstanbul'da bulunur. Gurbet elde bulunduğu sıralarda Erzurum gözünde tütmektedir. Bu nedenle şiirlerinde Erzurum teması kendi yerini alır. İşte bu şiirlerinden birinde:

Ey gönül izzetle koş devranın olsun Erzurum

Var yürü şimdengirü mihmânın olsun Erzurum

Ber murâd ol git vatan-ı aslına Erbâbî er

Rütbe-i vâlâda nâm ve şanın olsun Erzurum"

Kasideler yazar, musikişinastır. Muhtelif meclislerde cura ile şiirlerini halka okur.

Şairin tasavvufi yönü önemlidir. Tasavvufi meclislerinde şiirler okuduğuna şahit oluruz. Örneğin:

"Yahû bil âdemdir nüsha-i kübrâ

Nüshâ-i kübrâdab olur peydâ

Bism-i taht-ı bâde nokta hüveydâ

Erbâbî noktadan âşikar olur."

Koşma türü şiirlerinin birinde tüm sadeliğiyle seslenir;

Bağların önünden geçilmez yardan

Yanamaz olmuşum âh ile zârdan

Yüzseler derimi vazgeçmem yârdan

İsterse çeksinler dâre bülbülüm.

Şair bir başka şiirinde dinleyenlerine seslenirken

Aşıklar münkiri çoktur alemde,

Onlar ehli aşkı sevdayı bilmez,

Hazreti Mevlânın sırrı âlemde,

Mecnun olmayanlar sevdayı bilmez"

ifadeleriyle birilerine sitem gönderir. Klasik Edebiyat şairliği yanında Halk şairliğini de üzerinde toplamış olan Erbâbî 1884 yılında Caferiye Mahallesindeki evinde vefat eder. Sultanmelik Mahallesinde Üç kümbetler ile Rabia Hatun Kümbetinin arasında bir yere defnedilir. Vasiyetinde mezar taşı istemediğinden ismi yazılı bir taşı olmaz.

Erbâbî'nin mezarı yakın zaman kadar varlığını sürdürmekteydi. Mahalle arsındaki bu kabir Kentsel Dönüşümle evler yıkılırken Erbâbî'nin mezarı da yıkıldı. Yok edildi. Şimdilerde yerinde yeller esiyor.

Bir mutasavvıf, bir şairinin mezarını koruyamayan konumuna düşen Erzurum başka şairlerin mezarını koruyamadığı gibi Erbâbî'nin kabrini de koruyamamıştır.

Yetkililere sorumuz şu: Evler yıkılırken Erbâbî'nin mezarına ne oldu?

Kaynakça

Ziyaettin Fahri Fındıkoğlu, Erzurum Şairleri, Ankara. 2010.

Fahri Güçlü, Erzurum Şairleri, Çeşitli Yönleriyle Erzurum ve Çevresi, Erzurum. 1968.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —