Menü Erzurum Günebakış
Abdurrahman ZEYNAL

Abdurrahman ZEYNAL

Tarih: 30.09.2021 16:44

GENÇLİK VE ÜMİT

Facebook Twitter Linked-in

 

Günler sonra bir başka sevinç başlar, üniversiteye gidecek olanlar sevinçle il içi veya il dışı üniversitelere gider yeni bir hayata başlar, aileden, çocukluk günlerinden ayrılıp yeni bir çevreye yelken açardık.

1960-1990 arası üniversiteli olmak ayrıcalıktı. Öyleki köylerde yaşı 70'e, 80'e gelmiş dedeler üniversitede okuyan bir genci görseler ayağa kalkar o gence hürmet ederlerdi.

Devletin kurumları bu gençleri istihdam etmede yarışır, üniversite mezununu kurumlarda istihdam etmek ayrıcalık olarak algılanırdı. Milli Eğitim Bakanlığı okullara atayacak öğretmen bulamazdı. Mühendisler yıldız gibiydi. Halk ifadesiyle kapış kapış gider işlerinde etkili ve yetkili olurlardı.

Bu nedenle gençlerde iş, aş, eş meselesi sorun olmaz, evlilikler daha 22 veya 25 yaşlarında tamamlanırdı.

Yıllar geçti... Bizler yaşlandık... Son günlerde Cumhuriyet Caddesinde gezerken üniversiteyi kazanıp gelmiş yüzleri gülen, alınları ışıl ışıl gençler güneşli bir günde kimi telaşla yurt ararken kimi işlerini bitirmenin rahatlığıyla caddeleri arşınlıyor, güler yüzle çevreyi tanımaya çalışıyorlardı.

Her bir gencin hayali vardı. Üniversiteyi okuyup hayata atılmak... Şüphesiz bir kaç yıl sonra hayata atıldıklarında bizim kuşağın şansıyla asla karşılaşmayacaklar. Yani iş derdi öncelikli hedefleri olacaktı. KPSS, torpil, adam bulma daha neler neler devreye girecek bugün yüzleri sevinçle gülen bu gençlerin hayalleri kap kara hale gelecekti.

İş bulamayan gençler aş da bulamayacak ana, baba eline bakacak evde kalmış erkekler gurubuna dahil olacaklar. Yaşları 25'in üzerine çıkınca evlenme dertleri de olmayacak. Çünkü işi olmayana, aşı olmayan hiç kimse kızını vermeyecekti. Yani gençlere" evlenin, çoğalın ben ümmetimin çokluğuyla övüneceğim" diyen Hz. Peygamberin vasiyeti yerine getirilemeyecekti.

Sayıları yüz binleri bulan pırıl pırıl gençler iş bulamamanın ezikliğiyle emekli olmuş babalarında sigara parası bekleyeceklerdi. İki, üç fakülte bitirmiş, doktorasını yapmış gençler bile işsizlikten bizar olup hayalleri yıkılıp hayata küseceklerdi. Fırsatı ele geçirenler yeni bir hayat kurmak için yurt dışına gitmenin yollarını arayacaklardı.

Evet bugün gördüğüm hayat dolu gençler umarım beş yıl sonrada hayat dolu olurlar. İşleri, aşları, eşleri olur. Mezun olur olmaz işe torpilsiz, tavatsuzsuz göreve başlarlar.

Ülkede fabrika bacaları tüter, laboratuarlarda bilim neşet eder, yaylalarda hayvan sürüleri, tarlalarda tahıl ürünleri üretilir.

Böylece ülkenin de gençlerinde gelecekleri ümitli ve aydınlık olur.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —