Menü Erzurum Günebakış
Abdurrahman ZEYNAL

Abdurrahman ZEYNAL

Tarih: 09.03.2026 15:20

İRANA YOLCULUK-4

Facebook Twitter Linked-in

Tekrar dönüp İran gümrüğüne girip pasaport işlemlerimiz için müracaat ediyoruz. Aman Allahım bu ne insanlar birbirini eziyor. Kavga edenler çok tekmeler havada uçuşuyor. Burada sıra falan yok Kara düzen bir işlemdir alıp yürüyor.

Başımın üzerinden koliler geçiyor. Yetkili yok. Memurlar ise yavaş bir o kadar vurdumduymaz. Üzülüyoruz. Terden piştim. Zinnur bey kalbim sıkıştı diye bağırıyor, Necati bey yardım etmeye çalışıyor. İranlı görevli izin vermiyor.

Mesut bey oradan oraya itilip sürükleniyor. Saatler geçiyor sinirler had safhada. Neyse işlemlerimiz iki saatte tamamlanıyor. Sevinçle alıp gümrükten ayrılıyoruz. Necati Bey sinirli bunları bilseydim gelirmiydim? Erdal Bey ne bilelim böyle olacağını derken Hazar denizinin maviliklerini görüyoruz.

Hemen hazırlıkları arabanın içinde yapıp suya atlıyoruz. Hazar sodalı bir su. Neyse yüzüyoruz. Sinirlerimiz yatıştı. Çeşmede kovayla yıkanıyoruz. Burada çocuklara çocuk demenin hakaret olduğunu öğreniyoruz. Karadenizli gibi uşağım diyecekmişiz. Tekrar yola koyulup Aynı yolları gecenin karanlığında alarak Tebriz’e ulaşıyoruz.

Şehriyarın Ötelinde kalıyoruz. Sabah Erkenden kalkıp kahvaltı yapıp doğru Azerbaycan konsolosluğuna gidiyoruz. Konsolosluk görevlisi işlemlerin dört güne tamamlanacağını ifade ederek beklememizi istiyor.

Erdal Bey biz nasıl kardeşiz bize zorluk çıkarıyorsunuz diyiyor. Necati Bey başka şeyler söylüyor. Sonuçta işlem yaptıramıyoruz Ve karar verip rey şehrini Büyük Selçuklu İmparatorluğunun başkentini gezmeye karar veriyoruz. Ver elini REY şehri.

Tebriz’den  ayrılalı bir saat oldu.Yol otoban etrafta yerleşim yeri görülmüyor.Erdal bey ,Zinnur beye takılıyor.

Erzurum’a dönünce kurs aç ve de ki “c”’li,”cü”,Lü konuşma öğretilir.Çünkü başkan olmak için Erzurum’da böyle konuşmak gerekir.Gülüşmeler devam ediyor.Yolda keteleri yemeye çalışıyoruz.

Termosta çay var isteyene servis yapılır .İşte bu hal üzerine giderken Zinnur Bey Erdal Beye  ,hacı bu lamba yandı neden? Erdal Bey eyvah korktuğum başıma geldi. Astana gümrüğünden aldığımız mazot pis idi. filtreleri tıkadı.

Artık yolda kalmıştık. Uçsuz bucaksız çöl gelen arabalar hızla bizden uzaklaşırken biz 60 km hızla ancak ilerleyebiliyor idik. Yakınlarda petrol ofisi yok. 150 km ötede istasyon var diyorlar. Yakıt azalıyor. Derken bir tepenin üzerinde duruyoruz.

Yolun karşı kenarında bir inşaat alanı var. Orada park etmiş bir Türk TIR’I var. Ona doğru yürüyoruz. Gazi Antepli bir şoför yolda kalmış. Üç gündür buradayım. Kurtarıcı gelip çekecek. Acıyoruz.

Fakat bizim durumda ondan farklı değil. Durumu anlatıyoruz. Deposundan 20 litre mazot bize veriyor. Bununla petrole kadar gidersiniz. Dikkat edin Türk plakalı araçlara sorunlu mazot veriyorlar diye tembih ediyor. Bizde buna karşılık Erzurum’dan getirdiğimiz tandır ekmeğini, pastaları, maden sularını veriyoruz.

Ayrıca yanımıza aldığımız hadi kitapçığını da veriyoruz. Antepli kardeşimiz seviniyor. Gurbette dağ başında kalmanın ne olduğunu hissediyoruz.

Yol bitmiyor, aramızda şöyle yapsaydık, böyle yapsaydık türünden tartışmalar çıkıyor. Neyse yapılacak tek şey çekici bulup 120 km ötedeki Zencan adlı şehre götürüp yaptırmak başka çare yok.

Susuzluktan yanıyoruz. Çöl ve sıcaklık 50 derece. Neyse bir çekici yanımıza geliyor. Pazarlık yapıyoruz.80 dolara bizi götüreceğini söylüyor. Arabayı bağlayıp çekmeye başlıyor. Ortalama 60 km hızla gidiyoruz.
Uzaktan Zencan görülüyor.

İki saat yol gittik şoför bize usta bulup getireyim diyor. Necati Bey ve Mesut Bey arabaya binip usta aramaya gidiyorlar. Neden sonra bir ustayla geliyorlar. Usta duruma bakıyor ve anlamadığın fark ediyoruz. Bizi Oto tamircilerine götürmelerini istiyoruz.

Artık sanayi sitelerindeyiz. Gelen usta anlamıyor Uğraşlar sonuç vermiyor. Tahrana soruluyor. Parça yok cevabını alıyoruz.

Bu arada Yedek parçacı Ahmet amca ile tanışıyoruz. İstanbul lehçesiyle konuşan birinin olması bizi biraz rahatlatıyor. Yan dükkânda Seyit, Ekber adlı ustalarla tanışıp ahbap oluyoruz. Anlaşmamız kolay soruyoruz.

Buranın halkı nedir. Cevaben hamisi Türk dür. Tahrana kadar bölgede halk Türk’dür. Cevabını alıyoruz. Bu arada bizim için bağlarından getirdikleri inciri ikram ediyorlar.

DEVAM EDECEK

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —