Musallada bir tabut ve üç erkek bir kadının çaresizce beklediğini görmüş çok ama çok üzülmüştüm. Benzer bir cenaze namazına Ayvalıkta şahit olmuş içim içimi yemişti.
Yıllar sonra benzer bir manzara Erzurum Asri mezarlığında yaşanmış olduğunu görgü tanıkları anlattı. İçim cız etti. Evet anladım ki, sahipsizlik böyle bir şey. Çaresizlik böyle acı... İnsanın eşi dostunun olmaması böyle bir şey.....
Halbuki tabutta konulan söz gelimi zengin biri olsa cemaatten geçilmez... Ölen üst düzey bir devlet görevlisi ise demeyin gitsin... Hele birde ölen siyasetçi veya siyasetçi yakınıysa artık duyan duymayan oradadır...
Eğer ölen gripse, yoksulsa, kimsesiz ise mezara indirecek kimse bile çıkmaz... Ne acı değil mi...
Dün yaşanan olayı duyunca Kerem ile Aslı Hikayesinde geçen Kuru Kafa Kerem atışmasını sizlerle paylaşmak istedim...
Aldı Kerem
Bir sual sorayım haber ver bana
Sende bu dünyada var mıydın kafa?
Kaç zamandan beri burda yatarsın
Bu dünyada ölmem der miydin kafa?
Kafa aniden cevap verir;
Dinle şimdi başa gelen halleri
Bir zaman dünyada bende var idim
Hem de bir han ülkesinin başıydım
Cümle yoksullara aşikâr idim.
Aldı Kerem:
Bakmaz mısın anlındaki yazıya
Toprak dolmuş kulağına ağzına
Hiç uydun mu kör şeytanın sözüne
Helâl diye haram yer miydin kafa?
Aldı Kafa:
Bilmez idim ben malımın hesabın
Bilmez idim hiç ahiret azabın
Vadesinde içtim ecel şarabın
Ölmeseydim kör şeytana uyardım.
Aldı Kerem:
Kafa şu dünyada acep mert miydin
Koyun muydun, kuzu muydun, kurt muydun
Yedirmez içirmez bir nıhıs mıydın?
Yoksa aksakallı pir miydin kafa?
Aldı Kafa:
Ata biner, yay tutar, ok da atardım
Lokman gibi hastalara yeterdim
Güzellerin gözlerinde tüterdim
Öldüğümde yaşlı bir halde idim.
İşte geçek bu değerli kardeşlerim. İbret alına.. Ders çıkarıla....