Hani canınız sıkılır!
Sıkı can iyidir, der kendini gırgırcı sanan bir ukala, canınız iyice sıkılır, bu kez dişlerinizi gıcırdatırsınız.
Hemen hemen hepimizin etrafında vardır bu türden kişiler.
Hani sohbet etmeye kalkarsınız üç beş dost; biri edebiyattan bahsederken sizinki balıklama dalar söze!
Başlar size Türk Edebiyatını anlatmaya. Ayıp olur diye kesmezsiniz sözünü; ama sazı almışken eline tıngırdatır durmadan.
Siyasetten söz edecek olsan, aynı kişi başlar ahkam kesmeye. Donar kalırsınız siz de.
Ekonomi derseniz derin bilgisiyle ezer geçer sizi. İthalat ve ihracattan bahsederken gerilirsiniz. En önemlisi ise, altı ay sonra doların kaç TL olacağını da ondan öğrenirsiniz.
Ticaret mi?
O da ne?
Adam bitirmiş işi. Para nasıl kazanılır, yatırımın hası nasıl olur iyi bilir; ama “ kaç paran var,” diye soramazsınız… Aşkı da iyi bilir, meşki de!
Hele bir gönül maceralarını anlatsın!
Yeminle, delirirsiniz!
Böyle gelmiş böyle gidiyor bu işler.
Nezakete nem değmesin diye bunları dinleyenlerin de aslında onlardan farkı kalmıyor.
Canım sıkılıyor!
Sıkıyorum dişimi.