Sevgi GÖL

Tarih: 19.01.2026 17:24

Toplumsal Refleksler Atlası

Facebook Twitter Linked-in

Bir toplumu anlamak için anayasasına, yasalarına ya da istatistik tablolarına bakmak yetmez.Asıl harita, insanların düşünmeden verdiği tepkilerde saklıdır. Selamlaşma biçimlerinde, susma anlarında,öfke patlamalarında,sessiz kabullerde, kahkaha atılan yerlerde ve kahkahanın özellikle atılmadığı anlarda.Toplumsal refleksler, bir ülkenin yazılı olmayan anayasasıdır. Kimsenin imzalamadığı ama herkesin uyduğu bir düzen üretirler.
Refleks, bireysel düzeyde biyolojik bir mekanizmadır; tehlike anında geri çekilmek, ani ses karşısında irkilmek gibi.Ancak toplumsal refleksler biyolojik değil, kültüreldir.Öğrenilirler, aktarılırlar ve zamanla doğal kabul edilirler.Bir çocuk, bağırılan ortamda büyürse bağırmayı iletişim biçimi sanır.Sessizliğin korkuyla, itirazın saygısızlıkla, uyumun erdemle eş tutulduğu bir toplumda yetişen birey, düşünmeden bu kodlarla hareket eder.Bu noktada refleks, düşüncenin yerine geçer.
Toplumsal refleksler genellikle görünmezdir çünkü “normal” olarak yaşanır.Normal olan şey sorgulanmaz.Bir adaletsizliğe alışmak, bir eşitsizliği içselleştirmek, bir kabalığı olağan görmek. Bunlar bilinçli tercihler gibi durmaz; hayatın doğal akışı gibi algılanır.Oysa bu doğallık, uzun süreli tekrarın ürünüdür.Atlas dediğimiz şey de tam olarak budur: Üst üste binmiş tekrarların oluşturduğu zihinsel harita.
Bu refleksler yalnızca davranışları değil, düşünme biçimlerini de şekillendirir. Hangi konuların konuşulabilir, hangilerinin “ayıp”, hangilerinin “tehlikeli”, hangilerinin “boş iş” sayıldığı önceden kodlanır. Böylece toplum, bireylere ne düşüneceklerini değil; neyi düşünmemeleri gerektiğini öğretir. Bu sessiz öğretim, en güçlü eğitim biçimlerinden biridir.
Toplumsal refleksler, düzen üretir. Kaosun önüne geçer, belirsizliği azaltır, öngörülebilirlik sağlar. Bu yönüyle işlevseldir.Ancak aynı zamanda dönüşümün de önündeki en büyük engellerden biridir.Çünkü refleksler değişime dirençlidir.Düşünce değişebilir,yasa değişebilir, sistem değişebilir; ama refleksler yerinde kalabilir. Bu da yüzeyde dönüşüm, derinde süreklilik üretir.
Psikolojik boyutta ise toplumsal refleksler, bireyin iç dünyasında otomatik tepkiler yaratır. İnsan neden korktuğunu, neden sustuğunu, neden itiraz edemediğini çoğu zaman bilmez.Sadece “içinden gelmediğini” söyler. Oysa içinden gelmeyen şey, çoğu zaman içselleştirilmiş bir yasaktır.Toplum, bireyin içine yerleşmiştir.
Bu atlasın en ilginç yönlerinden biri de mizahi alanlarda görünür olmasıdır. Şakalarda, deyimlerde, günlük dilde…“Boş ver, “böyle gelmiş böyle gider”, “bizde işler böyle”, “çok da kurcalama” gibi ifadeler birer refleks cümlesidir. Düşünmeyi değil, kabullenmeyi organize ederler.Mizah, burada eleştiri değil; bazen uyum aracına dönüşür.
Modern dünyada teknolojinin de bu refleks atlasına yeni katmanlar eklediğini görüyoruz. Hız, tepki kültürü, anlık yargılar, sosyal onay refleksi.Beğeni almak, dışlanmamak, görünür kalmak gibi dürtüler yeni nesil refleksler üretmektedir.Artık yalnız toplum değil, algoritmalar da refleks öğretmektedir.
Toplumsal Refleksler Atlası, bize şunu gösterir: İnsanlar çoğu zaman düşündükleri için değil, alıştıkları için yaşarlar.Davranışlarımızın büyük bir kısmı karar değil, tekrar ürünüdür. Ve bu tekrarlar, zamanla kimlik gibi taşınır.A
Belki de en zor soru şudur: Hangisi bize ait, hangisi bize öğretilmiş? Hangi tepki gerçekten bizim, hangisi toplumsal bir ezber? Bu ayrımı yapmak kolay değildir.Çünkü refleksler, düşünceden önce gelir.
Atlasın tamamını silmek mümkün değildir. Ama haritayı okuyabilmek mümkündür. İnsan, hangi yolları neden yürüdüğünü fark ettiğinde, otomatik pilottan bilinçli yönetime geçer.Toplumlar da böyle dönüşür. Yasalarla değil, reflekslerle. Çünkü en kalıcı değişim, alışkanlık düzeyinde olanıdır.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —