Milletvekili Cinisli'nin, TBMM kürsüsünden yaptığı konuşmayı pür dikkat dinledim. Cinisli, Türkiye'de bağımsız kurumların yaptığı araştırmalara göre enflasyonun yüzde 100'ün üzerinde olduğunu belirterek, TÜİK verilerine göre dahi 50 milyon kişinin yoksulluk sınırında olduğunu söyledi.
Sayın Cinisli'nin danışmanı aracılığı ile çarpıcı rakamlar verdiği konuşmasının tam metnini edindim. Cinisli'nin tek tek açıkladığı istatistiki veriler nüfusumuzun çok önemli bir kesimi için yoksulluğun kronikleştiğini ve artarak devam ettiğini gösteriyor. Tüketici Hakları Derneği'nin TÜİK ve TÜRK-İŞ verilerini kullanarak hazırladığı rapora göre ülkemizde 16 milyon kişi açlık, 50 milyon kişi ise yoksulluk sınırında. MEMUR-SEN tarafından yapılan açlık, yoksulluk araştırmasında da asgari ücretin 4 bin 253 lira olduğu ülkemizde 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 3 bin 526 lira, yoksulluk sınırı ise 10 bin 120 lira olarak hesaplandı. Ak Parti 2002 yılında iktidara geldiğinde yüzde 29 oranında ve aşağı yönlü trend içeren yıllık enflasyon, hatalı politikalar sonucu yukarı yönlü bir trendle yüzde 50'lere geldi. Gıda enflasyonu ise yüzde 55'in üzerinde. Bağımsız kurumların yaptıkları araştırmalara göre ise enflasyon yüzde 100'ün üzerinde...
"UNUTULAN FUKARALIK GÜNLERİNE GERİ DÖNDÜK"
Ak Parti'nin iktidarında geçen yirmi yıllık süre boyunca ülkemizdeki gelir dağılımınında büyük tahribatlar yaşandığını anlatan aynı zamanda TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi olan Naci Cinisli şu değerlendirmede bulunuyor: "Gelir dağılımında çok büyük adaletsizlik yaşanıyor. En zengin yüzde 10 ile en yoksul yüzde 10'un arasındaki fark 17 kata ulaşmış durumda. Adaletsiz gelir dağılımı, ulusal gelirin paylaşımındaki dengesizlik, başarısız ekonomik ve sosyal politikalar nedeniyle derin yoksulluk ülkemizin en büyük sorunu hâlini aldı. Siparişle veri hazırlayan TÜİK'in raporlarında bile 2020 yılına ait sosyal koruma harcamaları yüzde 20'lik bir artış göstererek 656 milyar liraya ulaşmış bulunuyor. 15 milyona yakın vatandaşımız sosyal koruma kapsamında maaş alıyor. Sosyal yardım tabii ki anayasal bir görevdir fakat idarecilerin görevi sosyal yardıma muhtaç insan sayısını artırmak değil, aksine, sosyal yardıma ihtiyaç duymadan insanların refah seviyesini yükseltmek, muhtaç insan sayısını aşağı çekmektir. Muhtaç insanın sayısının arttığını açıklamak övünülecek bir durum değildir, ayıptır."
TBMM'de iktidar kanadından da tek itirazın gelmediği bu konuşmayı ve o çarpıcı rakamları yorumsuz olarak siz okurlarımla da paylaşmak istedim.
Kalın sağlıcakla...