DEDE KORKUT HİKAYELERİNİN ÖNEMİ
Tarih: 27.7.2019 08:04:29 / 2354okunma / 0yorum
Orhan DURMUŞ

 

“Oğuz Türklerinin diğer Türk boylarıyla ya da Rum, Abaza ve Gürcülerle yaptıkları savaşlara ait destanî hikâyelerdir. Halk arasında söylene söylene XIV. yüzyılda son şeklini almış, 15. ve 16. yüzyılda yazıya geçirilmiştir. Hikâyelerin yazarı belli değildir. Dede Korkut hikâyelerinin biri Almanya´da Dresden Kütüphanesi´nde, diğeri Vatikan´da olmak üzere, iki yazma nüshası vardır.

 

Dede Korkut un kişiliği üzerinde yeterli bilgimiz yoktur. Korkut-Ata adıyla da tanınan Dede Korkut, söylentilere göre Oğuzların Bayat Boyundan Kara Hoca´nın oğludur. Onun, IX. ve XI. yüzyıllar arasında Türkistan´da Sir-Derya nehrinin Aral Gölüne döküldüğü yerde doğduğu, Ürgeç Dede adında bir oğlu olduğu, Oğuz Türklerinden büyük saygı gördüğü, bu bölgelerde hüküm süren Türk hakanlarına akıl hocalığı ve danışmanlık ettiği hikâyelerden anlaşılmaktadır.

 

Dede Korkut Hikayeleri´nin özellikleri şunlardır:

 

*Dede Korkut hikâyeleri on iki hikâye ile bir önsözden oluşmaktadır.

*Hikâyelerde olaylar nesir, kahramanların duygu ve düşünceleri nazımla dile getirilmiştir.

*Arı bir dil kullanılmış, olağanüstü olaylara yer verilmiştir.

*Türkçenin canlı ve doğal anlatım güzelliğini gösteren hikâyelerde ses tekrarlan da sıkça yer almaktadır.

*Dede Korkut un Türkler arasında, ağızdan ağıza, dilden dile dolaşan hikâyeleri XV. yüzyılda Akkoyunlular devrinde Dede Korkut Kitabı adıyla bir kitapta toplanmış, böylelikle sözden yazıya dökülmüştür.

*Bu hikâyeler, Türk ruhuna, Türk düşüncesine, Türk kültürüne ve hayat tarzına ışık tutan en açık belgelerdir. Dede Korkut, Oğuz Türklerini, onların inanışlarını, yaşayışlarını, gelenek ve göreneklerini, yiğitliklerini, sağlam karakteri ve ahlakını, ruh enginliğini, saf, arı, duru bir Türkçe ile dile getirir. Hikâyelerdeki şiirlerde, çalınan kopuzların kıvrak ritmi, yanık havası vardır. Dede Korkut un kahramanları, iyiliği ve doğruluğu öğütler. Güçsüzlerin, çaresizlerin, her zaman yanındadır. Tok sözlü, sözlerinin eridirler. Türk milletinin birlik ve beraberliğini, millî dayanışmayı, el ele tutuşmayı öne çıkarır.

 

Dede Korkut Hikayeleri´nin Edebi Değeri ve İçeriği

 

Türk edebiyatının en önemli eserlerinden birisi 12 hikâyeyi içine alan Dede Korkut Kitabı´dır. Bu eser üzerinde yerli ve yabancı araştırıcılar tarafından yüzlerce çalışma yapılmıştır. Eserin iki önemli yazması bulunmakta olup bunlar Almanya´nın Dresden şehrinde ve Vatikan´dadır.

 

Bir giriş ve on iki hikâyeden oluşan Dede Korkut hikâyelerinin konusu da çeşitlilik göstermektedir. Bunlardan birinci (Dirse Han Oğlu Boğaç Han) ve on ikinci (İç Oğuzun Dış Oğuza Asi Olup Beyrek´in Öldürülmesi) hikâyelerde Oğuzların kendi aralarındaki mücadeleler anlatılmaktadır. Basat´ın Tepegöz´ü Öldürdüğü Hikâye ile Duha Koca Oğlu Deli Dumrul Hikâyesinde ise Oğuzların olağanüstü güçlerle olan mücadelesi ele alınmıştır. Kalan sekiz hikâyede (Salur Kazan´ın Evinin Yağmalanması, Kam Püre Oğlu Bamsı Beyrek, Kazan Bey´in Oğlu Uruz Bey´in Esir Düşmesi, Kanlı Koca Oğlu Kan Turalı, Kazılık Koca Oğlu Yigenek, Begil Oğlu Emren, Uşun Koca Oğlu Segrek, Salur Kazan´ın Tutsak Olup Oğlu Uruz´un Kurtarması) ise Oğuzların komşuları ile olan mücadelelerini görmekteyiz.

 

Dede Korkut hikâyelerinin birinci derecede kahramanı Dede Korkut, Kazakistan kaynaklarına göre Kızılordalıdır ve mezarı Sırderya Irmağı´nın kenarındadır. Hikâye kahramanı Dede Korkut´un doğumu, mitoloji ve efsane ile süslenerek 36 ayda dünyaya gerçekleşmiştir. O, doğduğunda olağanüstülükler olmuş, mevsim değişmiştir. Tıpkı doğumu gibi Dede Korkut´un ölümü de olağanüstülüklerle doludur. Bir rivayete göre 295 yıl yaşamıştır. Öleceğini hissedince dört bir yana gitmiş, ama her gittiği yerde kendi mezarını kazanlarla karşılaşmıştır. Bunun üzerine ölümden kaçamayacağını anlamış ve Sırderya Irmağı´nın üzerine seccadesini sermiş ve ibadet etmeye başlamıştır. Bu sırada bir yılan onu sokmuş ve ırmağın dalgaları Dede Korkut´u bugünkü mezarının olduğu yere bırakmıştır.

 

Dede Korkut hikâyeleri IX ve XI. yüzyıllarda oluşmuş, XV. yüzyılın sonunda, adını bilmediğimiz biri tarafından yazıya geçirilmiştir. Hikâyeler, Hanlar Hanı Bayındır Han veya Salur Kazan´ın verdiği ziyafetle başlar. Oğuz beyleri Bayındır Han veya Salur Kazan´dan izin aldıktan sonra ava giderler. Bu arada yurtları düşman saldırısına uğrar. Bunun sonucunda mallarını kaybederler, bu sırada Oğuz beyleri bir bir gelirler ve düşmanı yenerek ülkelerini ve tutsakları kurtarırlar.

 

Hikâyelerin geçtiği coğrafi alan Hazar Denizi´nin doğusu ve batısıdır. Doğusunda geçen yerler arasında Kazılık Dağı, Ala Dağ, vb. yerler ilk aklımıza gelenlerdir. Hazar Denizi´nin batısında ise bu bölge Azerbaycan ve Türkiye´nin Kuzey Doğu Anadolu Bölgesidir. Bu geniş coğrafya adı konulmasa da bir Oğuz ülkesidir.

 

Dede Korkut, Oğuzların akıl hocasıdır. O, Oğuz kavminin sorunlarını çözer, yeni doğan çocuklara ad verir, evlenmek isteyenleri evlendirir. O aynı zamanda kopuzun bulucusu ve ozanların piridir. Her hikâyenin sonunda yapılan şenliklerde kopuz çalar, destanlar söyler.

 

Dede Korkut hikâyelerinde Hanlar Hanı Bayındır Han en üst mevkidedir. Ondan sonra Salur Kazan gelir. Her beyin bir divanı bulunmaktadır. Beylerin çocuklarına av avlayıp, kuş kuşladıktan ve baş kestikten sonra beylik verilir. Yine av avlamayan, kuş kuşlamayan ve baş kesmeyen çocuğa ad verilmez. Hikâyelerde beylerin yanında 300, çocuklarının yanında ise 40 yiğit vardır. Hatunların yanında da 40 ince belli kız bulunmaktadır.

 

Hikâyelerde Oğuzlar Müslüman´dırlar, ancak din kuvvetli bir unsur olarak görülmez. Oğuz beyleri sefere çıkmadan önce arı sudan abdest alırlar, iki rekât namaz kılarlar. Düşmanlara saldırıları sırasında “adı görklü Muhammed”e salâvat getirirler. Savaşların sonunda daima düşmanlarından aldıkları kalelerdeki kiliseyi mescide çevirirler, keşişleri öldürüp ezan okuturlar. Ayrıca hikâye boyunca dört büyük melek (Cebrail, Azrail, İsrafil, Mikail)ten, peygamberler (Hazreti Musa, Hazreti Muhammed)den, üç halife (Hazreti Ebubekir, Hazreti Osman, Hazreti Ali)den ve Kur´an-ı Kerim (Amme, Tabereke, Yasin, İhlâs Sureleri, vb)´den söz edilir.

 

Bütün bunlara rağmen İslamiyet´in yasakladığı içkiyi içerler, kâfir kızlarına sağrak [kadeh] sundururlar. At eti yerler, kımız içerler. Hatta Deli Dumrul, Allah´ı tanımaz ve onunla savaşmak ister.

 

Hikâyelerde aile çok sağlamdır. Bamsı Beyrek hikâyesinin dışında bütün Oğuz beylerinin tek eşle evlilikleri söz konusudur. Bamsı Beyrek´in ikinci evliliği de Parasar´ın Bayburt Hisarı´ndan kurtulması sırasında kızın yardım etmesi ve Beyrek´in verdiği sözden dolayıdır. Oğuz beyleri kadınlara karşı saygılıdırlar.

 

Hikâyelerde, alp tipi evlilik vardır. Bunun en güzel örneği Bamsı Beyrek ve Kan Turalı hikâyelerinde görülmektedir. Bu arada beşik kertmesi evliliğin varlığından da söz edebiliriz. Yine Deli Karçar´ın Banu Çiçek için istediği, 1000 dişisini görmemiş erkek deve; 1000 dişisini görmemiş koç; 1000 dişisini görmemiş aygır; 1000 kuyruksuz, kulaksız köpek; 1000 pire bu dönemin kalını (başlık parası)dır.

 

Dede Korkut hikâyelerinde iki yüzlülük yoktur. Bütün beyler ve kadınlar merttirler. Yalan söylemezler, hikâyelerin tek yalancısı Yalancıoğlu Yaltacuk ise konu gereği Bamsı Beyrek hikâyesinde karşımıza çıkar. Anneye çok değer verilir, Oğuzlara göre “ana hakkı Tanrı hakkıdır”. Tercih edilen çocuk erkektir. Hikâyelerdeki hayat tarzı göçebeliktir. Tek varlıkları sürüleridir. Onların develeri, atları, koyunları çok kıymetlidir. Sayıları binlerle ifade edilen bu hayvanların çobanları vardır.

 

Hikâyelerde kopuzun yanında davuldan da söz edilir. Savaşa gitmeden önce davul çalınırken kopuz hemen hemen her Oğuz beyinin yanından hiç eksik etmediği müzik aletidir. Hatta kopuz Oğuzlarda tanınma işaretidir.

 

Hikâyelerde tabiat çok canlıdır, heybetlidir, hırçındır, dağlar geçit vermez. Hikâyelerde dağlar, sular canlı gibi düşünülmüş ve onlarla konuşulmuştur. Hikâyelerin değişmezlerinden birisi de avdır. Hemen hemen her hikâyede ava çıkılmaktadır. Av alanında önemli kararlarında alındığını hatırlatmakta yarar vardır. Eser, Türk dili ve kültürü açısından olduğu kadar halk bilimi açısından da son derece önemli bir kaynaktır. Türklerin doğum, evlenme ve ölüm âdetleri, antları, çocuk oyunları, halk hekimliği ve halk baytarlığı, vb. konularda başvuracağımız ilk kaynakların başında Dede Korkut hikâyeleri gelir.

 

Türk âşıklık geleneğinin kökeni hakkında bilgi sahibi olduğumuz en önemli eser yine Dede Korkut hikâyeleridir. Hikâyenin giriş kısmında; “Kolça kopuz götürüp ilden ile bigden bige ozan gezer. Er cömerdin er nakesin ozan bilür. îleyünüzde çalup aydan ozan olsun. Azup gelen kazayı Tanrı savsın hanum hey.” denilerek âşıkların en önemli özelliği bu eserde ortaya konulmuştur. Halk mutfağıyla ilgili bilgileri yine bu eserde bulmaktayız: Kara koyun yahnisi, bazlama, bir külek yoğurt, vb.

 

Dede Korkut hikâyeleriyle ilgili olarak Kilisli Muallim Rıfat, Orhan Şaik Gökyay, Muharrem Ergin, Saim Sakaoğlu, Osman Fikri Sertkaya, Semih Tezcan, Dursun Yıldırım, Keriman Üstünova, Güllü Yoloğlu, Ali Duymaz, vb. bilimsel çalışma yapanlardan bazılarıdır.”

 

Genişçe araştırma yapılıp dilden dile anlatılması gereken bir konudur bu…

 

Nasihat, öğüt, destan bir milletin hem kültürü hem de bence eğitim metodudur. Gelişim çağında nasihatler ve öğütlerle doğru şekillendirilmelidir çocuklar. Hem çocuğun dilinden olmalı hem çocuğun hayal gücünden, bu sayede çocuklara yeni ufuklar açmış olacaksınız. Bu sebeple döneminizin Dede korkut´u olmak zorundasınız. Bence kültür bakanlığı bu konuda bir çalışma yapmalı ve milli eğitim tarafından halk ozanı tarzında insanlar yetiştirmeli yine Türk orta oyunu şeklince Dede korkut temsilcileri okullarda nasihatleri hikayeleştirerek ilk okul çağındaki çocukları eğlenceli şekilde eğitmelidirler. Kendi öz kültürümüzden esinlenerek nasihatin önemine vurgu yapmak zorundayız. Geleneksel yöntemlerden vazgeçmemeliyiz. Hepsinden önemlisi kendi ailemiz ve akrabalarımız arasında kendi büyüklerimizden nasihat eden ve çocukları eğlenceli bir şekilde bilgi, beceri, yüklemeliyiz.   

Anahtar Kelimeler: DEDE, KORKUT, HİKAYELERİNİN, ÖNEMİ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Büyüklerin yanında çocuk neden sevilmez? (28 Aralık 2019 - Cumartesi)
AKREP AKRABA İLİŞKİSİ (21 Aralık 2019 - Cumartesi)
RİYA (18 Aralık 2019 - Çarşamba)
BOŞ KONUŞMA (10 Aralık 2019 - Salı)
ANLAYIŞINIZ BATSIN! (23 Kasım 2019 - Cumartesi)
Osmanlı Dönemi Türk İşlemeleri (09 Kasım 2019 - Cumartesi)
96.YIL (30 Ekim 2019 - Çarşamba)
BENİM YERİME KOY KENDİNİ! (29 Ekim 2019 - Salı)
YURTTA SULH CİHANDA SULH (16 Ekim 2019 - Çarşamba)
MADDE Mİ AĞIR MANA MI? (09 Ekim 2019 - Çarşamba)
AŞIRI ÖZGÜRSÜNÜZ! (05 Ekim 2019 - Cumartesi)
PAZARLIK SÜNNET Mİ? (02 Ekim 2019 - Çarşamba)
KAPSAMA ALANI (28 Eylül 2019 - Cumartesi)
SANATTA DİJİTALLEŞME (25 Eylül 2019 - Çarşamba)
NASİHAT EVLERİ (23 Eylül 2019 - Pazartesi)
H´aksızlık D´eğil P´eki ne? (18 Eylül 2019 - Çarşamba)
SOSYAL HEZEYAN (14 Eylül 2019 - Cumartesi)
TEKNOLOJİNİN KÖLESİYİZ (12 Eylül 2019 - Perşembe)
BEDEN, CAN´I TANIŞAN BİR MERKEP (24 Ağustos 2019 - Cumartesi)
Fitne Tohumu (17 Ağustos 2019 - Cumartesi)
BAYRAM´ET MURDAR ETME! (10 Ağustos 2019 - Cumartesi)
DUA (08 Ağustos 2019 - Perşembe)
HAYAL ATÖLYESİ (06 Ağustos 2019 - Salı)
TERS PSİKOLOJİ (03 Ağustos 2019 - Cumartesi)
YAZ! “VATAN BİR BÜTÜNDÜR BÖLÜNEMEZ” (24 Temmuz 2019 - Çarşamba)
Milli Birlik Günü (17 Temmuz 2019 - Çarşamba)
İÇ-DIŞ MUHASEBE (13 Temmuz 2019 - Cumartesi)
YASAL DOLANDIRICILAR (03 Temmuz 2019 - Çarşamba)
BÖYLE GELMİŞ AMA BÖYLE GİTMEMELİ… (29 Haziran 2019 - Cumartesi)
GERÇEK Mİ? RÜYA MI? (26 Haziran 2019 - Çarşamba)
İMAMOĞLU VS YILDIRIM (19 Haziran 2019 - Çarşamba)
KLAVYE KAHRAMANLARI (12 Haziran 2019 - Çarşamba)
Ebru Sanatının Tarihçesi (01 Haziran 2019 - Cumartesi)
DOKSANLAR (29 Mayıs 2019 - Çarşamba)
SENİ GİDİ TAKLİTCİ KUŞ SENİ (25 Mayıs 2019 - Cumartesi)
RAMAZAN ETKİNLİKLERİNE DİKKAT! (15 Mayıs 2019 - Çarşamba)
RAMAZAN ŞEHRİ ERZURUM (11 Mayıs 2019 - Cumartesi)
ORUÇ NEDİR? (08 Mayıs 2019 - Çarşamba)
BEHLÜL DANA KİMDİR? (04 Mayıs 2019 - Cumartesi)
DOMİNO ETKİSİ (24 Nisan 2019 - Çarşamba)
HOBİ EDİNİN HAYATINIZ RENKLENSİN (20 Nisan 2019 - Cumartesi)
GÜZEL SANATLARA HAZIRLIK (17 Nisan 2019 - Çarşamba)
HAK´SIZSINIZ (13 Nisan 2019 - Cumartesi)
SAKLAMBAÇ (10 Nisan 2019 - Çarşamba)
BU YAZILANLARI OKUMAYIN! (06 Nisan 2019 - Cumartesi)
SEÇİMLER BİTTİ (03 Nisan 2019 - Çarşamba)
OY KULLANMAK VATAN BORCUDUR (30 Mart 2019 - Cumartesi)
SOSYAL MECRALAR (27 Mart 2019 - Çarşamba)
TERÖRİST, Brenton Tarrant! (20 Mart 2019 - Çarşamba)
CEP DELİK CEPKEN DELİK (16 Mart 2019 - Cumartesi)
DİNLEME SANATI (13 Mart 2019 - Çarşamba)
DÜNYA KADINLAR GÜNÜ (09 Mart 2019 - Cumartesi)
RÜYA HASADI (06 Mart 2019 - Çarşamba)
Yazının gelişim süreci (02 Mart 2019 - Cumartesi)
MALİ MÜŞAVİRLİK MESLEĞİ… (27 Şubat 2019 - Çarşamba)
VASİYET… (23 Şubat 2019 - Cumartesi)
YAZIDA ESPAS KAVRAMI (20 Şubat 2019 - Çarşamba)
AYNALAR (14 Şubat 2019 - Perşembe)
Tipokrafi (06 Şubat 2019 - Çarşamba)
YAZININ OLUŞUM EVRELERİ (02 Şubat 2019 - Cumartesi)
MASKELİ BALO (23 Ocak 2019 - Çarşamba)
ACİL TASARRUF TEDBİRLERİ (19 Ocak 2019 - Cumartesi)
DUVARA KONUŞANLAR… (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
CANLANDI GÖZÜMDE KOSKOCA MAZİ… (09 Ocak 2019 - Çarşamba)
ÇEVRE KİRLİLİĞİNE SON (05 Ocak 2019 - Cumartesi)
MUTLU YILLAR (02 Ocak 2019 - Çarşamba)
ÖLMEDEN ÖNCE… (26 Aralık 2018 - Çarşamba)
ÇIĞIRTKAN CAZGIR SENİ… (22 Aralık 2018 - Cumartesi)
TÜRK MİTOLOJİSİ (18 Aralık 2018 - Salı)
KISSADAN HİSSE (15 Aralık 2018 - Cumartesi)
KURTLARIN DANSI (11 Aralık 2018 - Salı)
SÜPERMEN OLMAK GEREK BAZEN… (08 Aralık 2018 - Cumartesi)
UMUT FAKİRİN EKMEĞİ (05 Aralık 2018 - Çarşamba)
ÇARESİZSİNİZ (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
FİLOGRAFİ SANATI (28 Kasım 2018 - Çarşamba)
EBRU SANATININ DEPRESYON TEDAVİSİNE ETKİSİ (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
YEREL SEÇİMLERE DOĞRU (21 Kasım 2018 - Çarşamba)
GÖK MAVİ YERLER BEYAZ (17 Kasım 2018 - Cumartesi)
BİR TEK DİLEĞİM VAR MUTLU OL YETER (14 Kasım 2018 - Çarşamba)
“ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR” (10 Kasım 2018 - Cumartesi)
TÜRK SANATLARINDA EDEBİN ÖNEMİ (07 Kasım 2018 - Çarşamba)
AHŞAP YAKMA SANATI (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
BİR BEN VAR BENDEN İÇERİ (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
GÜZEL YAZI SANATI (27 Ekim 2018 - Cumartesi)
YENİ EĞİTİM MODELİ (24 Ekim 2018 - Çarşamba)
MARKA YÖNETİMİ (20 Ekim 2018 - Cumartesi)
VAR MISIN? (19 Ekim 2018 - Cuma)
DİYALOG (22 Eylül 2018 - Cumartesi)
HALI SANATI (01 Eylül 2018 - Cumartesi)
BAYRAM O BAYRAM DEĞİL! (29 Ağustos 2018 - Çarşamba)
MUTLULUK (11 Ağustos 2018 - Cumartesi)
BAŞIN SAĞ OLSUN ASTSUBAYIM… (04 Ağustos 2018 - Cumartesi)
LİYAKAT SORUNU (28 Temmuz 2018 - Cumartesi)
BİR ÇOÇUK SEVDİM ADI ERZURUM (21 Temmuz 2018 - Cumartesi)
SU HER KİR´İ TEMİZLEMEZ (07 Temmuz 2018 - Cumartesi)
MİLLET KARARINI VERDİ (30 Haziran 2018 - Cumartesi)
TEBRİZ EKOLÜ (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
OSMANLI TUĞRASI (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
SEÇİM ÇALIŞMALARINA DEVAM (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
DOĞRU FREKANS (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
ONBİR AYIN SULTANI.. (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
KAFES (12 Mayıs 2018 - Cumartesi)
SEÇİME DOĞRU ANALİZ. (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İZNİK ÇİNİSİ (05 Mayıs 2018 - Cumartesi)
ERZURUM´ DA ÇAY KÜLTÜRÜ (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
DEVLETİMİZE KARŞI SORUMLULUKLARIMIZ (28 Nisan 2018 - Cumartesi)
MATRAKÇI NASUH (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
KISAS (21 Nisan 2018 - Cumartesi)
İÇİNİZDEKİ SANATÇIYI KEŞFEDİN (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
UYGURLARDA SANAT ANLAYIŞI (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
SOSYAL MEDYADA YENİ AKIMLAR (07 Nisan 2018 - Cumartesi)
TÜRK SANATLARINDA KOZMOLOJİ ÜSLUBU (04 Nisan 2018 - Çarşamba)
DİZİLERLE YAŞIYORUZ… (31 Mart 2018 - Cumartesi)
MUHSİNLER ÖLMEZ… (28 Mart 2018 - Çarşamba)
PİYON (24 Mart 2018 - Cumartesi)
MASİVA´DAN ARINMAK (21 Mart 2018 - Çarşamba)
ESNAFIN DİLİNDEN (14 Mart 2018 - Çarşamba)
SAVAŞ SANATI (10 Mart 2018 - Cumartesi)
DÜNYA KADINLAR GÜNÜ (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İŞ SEKTÖRLERİNDE KURUMSAL İMAJ ALDIGI (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
TOPLU YAŞAM ALANI (24 Şubat 2018 - Cumartesi)
KAYIP DUYGULAR (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
14 ŞUBAT (14 Şubat 2018 - Çarşamba)
MALİ DESTEK PROGRAMLARI (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
YERİN UÇMAĞ OLSUN YİĞİDİM. (07 Şubat 2018 - Çarşamba)
DİN ve SANAT (03 Şubat 2018 - Cumartesi)
AZ İŞ ÇOK PARA (31 Ocak 2018 - Çarşamba)
TÜRKLER´DE AT KÜLTÜRÜ 3 (27 Ocak 2018 - Cumartesi)
TÜRKLER GELİYOR! (24 Ocak 2018 - Çarşamba)
TÜRKLER´DE AT KÜLTÜRÜ 2 (20 Ocak 2018 - Cumartesi)
TÜRKLER´DE AT KÜLTÜRÜ (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
ÇİNİ SANATI (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
BOYNU BÜKÜKLER (10 Ocak 2018 - Çarşamba)
UNUTMA HATIRLA! (03 Ocak 2018 - Çarşamba)
MİNYATÜR SANATI (30 Aralık 2017 - Cumartesi)
BERBER SOHBETİ (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
TEZHİP SANATI (23 Aralık 2017 - Cumartesi)
DÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM (20 Aralık 2017 - Çarşamba)
HAT SANATI (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
YENİ YILA DOĞRU (13 Aralık 2017 - Çarşamba)
KUDÜS (09 Aralık 2017 - Cumartesi)
İÇ SES (07 Aralık 2017 - Perşembe)
EBRU SANATI (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
Algı operasyonu (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
KURŞUNLU MEDRESESİ (25 Kasım 2017 - Cumartesi)
SENİ BEN PEK ÇOK SEVERİM (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
Sanat ve Tasarım (18 Kasım 2017 - Cumartesi)
YALANCI (15 Kasım 2017 - Çarşamba)
SORSAN HERKES İYİ! (11 Kasım 2017 - Cumartesi)
GÜLME´K DİYORUM… (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
DÜZ DÜNYA TEORİSİ (04 Kasım 2017 - Cumartesi)
Geleneksel Türk Sanatlarında Eğitim (01 Kasım 2017 - Çarşamba)
SAHİ KAÇ KİŞİYİZ? (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Sayfa:
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Erzurum için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:43 07:28 12:27 14:51 17:09 18:41
Mide asidiniz bir jileti eritebilecek güctedir.

İlginç Bilgiler 6
Yufka ile yapılan böreklerde tepsiye yaydığınız yufkaların üzerine eritilmiş margarin ve sütten oluşmuş karışımı dökerseniz böreklerinize ayrı bir lezzet katarsınız. Yufka ile yaptığınız böreklerin üstüne, böreği fırına vermeden önce bir yumurtayı, bir ş

Börek Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları